Gustavo Petro (Kolombiya Bogota Belediye Başkanı):
Kobanê’deki Kürt kadınları ve onların mücadelesi bizim halkımızın da onurudur. Birkaç ay önce Irak’ta, daha sonra 16 Eylül’den bu yana ise Kobanê’de “İslam Devleti” adını taşıyan barbarlar büyük saldırılar düzenliyor. DAİŞ’in bölgede uygulamak istediği sistem karşısında Kürt halkı ve özelde de Kürt halkının kadınları büyük bir direniş gösteriyor. AKP’nin barbarlığa desteğine rağmen Kobanê, direnmeye devam ediyor. Kobanê’de yaşayan binlerce insan yerlerinden edildi ve Türkiye’de mülteci durumuna düşürüldü. Kobanê’de yaşanan direniş sadece bölgeyi korumak amaçlı değil aynı zamanda demokrasi değerlerini korumak anlamını taşıyor. Bugün bölgede DAİŞ’e karşı direnen tek güç Kürtlerdir.

Conny Dahmen (Köln, Almanya):
Bir Alman olarak Kürdistan’a yönelik saldırıları kınıyor, Kobanê için Kürt hareketiyle dayanışma içinde olduğumu söylemek istiyorum. Kobanê ile dayanışmayı önemsiyorum çünkü başka kimsenin orada onlara yardım edeceğine inanmıyorum. Ne Amerikan emperyalizminin havadan yaptığı saldırılar ne de Alman hükümetinin “Gönderdim” dediği silah malzemelerine güveniyorum. Ki, bu zaten ortaya da çıktı. Bu direnişi, YPG/YPJ ve PKK direnişçileri Şengal’deki halkı kurtararak ve DAİŞ‘i geri püskürterek gösterdi. Onun için Avrupa’da bu dayanışmanın gösterilmesini ve orada savaşan güçlerin desteklenmesini önemli buluyorum. Özellikle kadınların erkeklerle aynı cephede, eşitlikçi bir şekilde savaşmasını çok takdir ediyor ve tam destek veriyorum. Bu da Kürt hareketinin ilerici özelliğini gözler önüne seriyor. Kürt hareketi ilerici bir harekettir. Onu “terör örgütü” olarak nitelemek yanlıştır. PKK yasağının kaldırılmasını istiyorum.

Lisa (IG Metal Sendikası, Köln):
Rojava’da ve Kobanê’de Kürt halkının verdiği özgürlük mücadelesi aslında özgürlük ve demokrasiyi nasıl pratikleştirdiğini gösteriyor. Bu demokraside kadın ve erkeğin eşitliği ve farklı halkların, farklı inançların bir arada ortak bir yaşamı var. Şu an egemen güçlerin diken üstünde olduğuna inanıyorum. Çünkü bir halk kendi kaderini tayin ediyor. İşte bu mücadele desteklenmeli. Özellikle YPJ’nin mücadelesinden inanılmaz bir şekilde etkileniyorum. Düşündükçe tüylerim diken diken oluyor. Ben onlar gibi yapamazdım. Ama o kadın savaşçılar öyle bir cesaret gösteriyorlar ki, inanılmaz. Her şeylerini özgürlük için feda ediyorlar ve kendi hayatlarını ikinci planda tutuyorlar. Tabii ki böyle yaparak hem kendilerini hem de yoldaşlarını savunuyorlar. Halklarının özgürlüğünü esas alıp mücadele eden bu kadınlara büyük saygı duyuyorum.
Fatima ve Yasmin (İranlı kadınlar, Paris): Biz aynı coğrafyadayız, aynı acıları yaşıyoruz. Şimdi aynı barbarlarla karşı karşıyayız ve buna karşı insanlar ölümüne direniş sergiliyor. Kürt halkı Kobanê’de direnirken, insanlığa da aynı alanda buluşmak gerektiğini gösteriyor. Özgürlük için ölmek gerekiyorsa ölünmeli, yürümek gerekiyorsa yürünmeli. Kobanê budur. Bu nedenle bugün alanlardayız.

Dariya Awny (Yazar, Paris):
Kürt olmak hep zordu. Kürt olmak acı ve dirençtir. Ama Kürtler tüm zorluklara rağmen direnmeyi öğrendi, bugünse öğretiyor. Dünya Kobanê’de kendini gördü. Dirençsizliğini, Kürt halkının haklı olduğunu. Bu güç büyümeli. Dün Öcalan’a terörist diyenler, gün gelecek onun kitaplarını başucu kitabı yapacak. Bu sözlerimi unutmayın. Kürtlerin karşısında barbarlık kaybedecek. Kürt direnişçileri bunun için kanını döküyor. Var mı böyle başka bir güç? O kızlar, o genç erkekler, dünyanın neresinde var? Ölüme giderken şarkı söylüyorlar.

Renée Le Mignot (Paris):
Neredeyse son 20 yıldır bu halkın acılarına tanık oluyorum. Kürtlerin direngenliğini biliyorum. Ama dünya bilmiyordu. Kobanê ile bu kez dünya, Kürtlerin direngenliğini tanıdı. Bu bir umut. Bu umut büyümeli. PKK terör listelerinden derhal çıkarılmalı. Böylesi bir halkın ideolojik, politik lideri hapiste. Bu insanlık adına büyük bir utanç. Bu utancı ortadan kaldırmak için çok çalışmak gerekiyor. Bugün onbinler, Kürt halkı ve Kobanê için yürüyor, bunu milyonlara çıkarmalıyız. Kürtler haklı ve hakları verilmeli.

Hilda Carreva (Latin Amerikalı, Paris)
: Bu direnişin sesi, geçtiğimiz hafta Kürt kadınlarından gelen bir maille bize ulaştı. Uzun süredir Latin Amerika’daydım. Orada Kobanê, bir haftadır geniş bir biçimde gündemleşti. Kobanê’nin direnişi, Latin Amerika’da da duyuldu. Kürt halkını yakından tanıma şansım olmasa da tarihlerini biliyorum. Acılarını hissediyorum. Kürt kadınları dünya kadınlarına yol gösteriyor, “Direnin” diyor. “Barbarlığa karşı yürüyün, korkmayın, ölseniz de vazgeçmeyin” diyor. Bu sesi, aklı ve insanlığı olan hiç kimse duymamazlıktan gelemez. Yaşam kokuyorlar, hem de ölürken... Acı verse de Arîn Mîrkan’ın yaşamına dair yazıları okudum. Kürt kadınları tarihi yazarken, emperyalist ülkeler koalisyon yaptıklarını açıklıyor. Kürtler, kendi içlerinde bir koalisyon gibi savaşıyor. Kürtler, sistem kuruyor. Bu dünyaya duyurulmalı. Öcalan’ın ideolojisi belki de dünyayı kurtaracak bir ideoloji. Bu görülmeli, yazılmalı. Bunu ülkemize taşıyacağız. Biz Kobanê için her şeye varız.

Soma Rostampour (İranlı)
: Biz kadınların mücadelesi erkeklerden her zaman bin kat daha zor olmuştur. Bugün bu anlamda Kürt kadını büyük bir yol kat etti. Şu an bütün kadınlar büyük baskı altında. Şu anki politik ve pratik mücadele biz kadınları bir araya getirdi. Kobanê’de direnen Kürt kadınları şahsında kendi geleceğimizi görüyoruz. Bu mücadele zafere ulaşmalıdır. Çabamız, eylemimiz bu temelde olacak.

Cingi (Paris):
Kobanê direnişine destek için buradayız. hem eşcinsel kimliğim hem de feminist kimliğimden biliyorum ki, orada yaşanan direniş bizi kapsıyor. Bu direniş aynı zamanda bizi güçlendiriyor. Bu direnişin yanındayız.

Michel Artoure (Paris):
Yürüyüşe Komünist Parti’nin çağrısıyla geldim. Bu, Kobanê için katıldığım üçüncü eylem. Kürtleri şu ana kadar hep acılarıyla gördüm. Halepçe ve başka birçok katliam... Ama Kobanê’de Kürtlerin devrimci ve direnişçi yanını gördük. Asıl olan, Kobanê’deki Kürtlerin nasıl bir sistem istedikleri... Bu sistem nedeniyle barbarlık, Kobanê’ye yöneldi. Bu direniş büyümeli. Türkiye’nin barbarlığına da yüksek sesle karşı çıkmalıyız.

Nicola Taurant (Paris):
Bir halk, kadınlı erkekli ölümüne direniyor. Bu barbarlık, bana İspanya iç savaşını hatırlatıyor. Kürt halkının ortaya koyduğu direnişi bütün dünya görüyor. Bu anlamda Kürt halkı, hakları için önemli bir yol izliyor. Kürt halkının hem direniş olarak hem de siyasi olarak kazanacağını düşünüyorum.

Alim Markoz (Paris):
DAİŞ’in barbarlığı, İslam ya da başka bir adla tanımlanamaz. Fransa özellikle böylesi bir barbarlık karşısında derhal harekete geçmeli. Kürt halkının talepleri kadar insanca talepler olamaz. Biz bu talepler için buradayız.

Sonya Grusch (Uluslararası Alternatif Sosyalist İşçi Komitesi/Türkiye-Viyana):
Kobanê’deki Kürtler ile dayanışma amacıyla burada bulunuyoruz ama Avusturya hükümetinin de suçu var. Çünkü Avusturya’dan da birçok kişinin DAİŞ‘e gittiğini biliyoruz. Son dönemlerde DAİŞ’in elinde Avusturya’ya ait birçok silahın geçtiğini biliyoruz. Bu silahların DAİŞ’in eline nasıl geçtiğini açıklamak, Avusturya hükümetinin işidir. Ancak hükümetin kendini temize çıkarmaya çalıştığını, kısa cevaplarla geçiştirdiğini görüyor ve işçi sendikası olarak bu yaklaşımı kınıyoruz. İşçiler, emekçiler ve biz kadınlar, DAİŞ’e karşı her yerde mücadele etmeliyiz.

Jan Brewer (Mücadeleci Sol - Viyana):
Kobanê ve Rojava bizim için çok önemli bir konuma sahip. Bunun nedeni ise Ortadoğu’ya demokrasi getirecek önemli bir konumunun olmasıdır. Avusturya’da yaşayan insanlar için de önemli bir modeldir. Ortadoğu’da Kobanê öncülüğünde insanlık için ve insan onuruna yakışan bir sistem gelişmektedir. Avusturya hükümeti, dünya genelindeki PKK yasağının ortadan kaldırılmasına öncülük etmelidir.

John (Amerikalı anarşist, New York):
Feodalliği eleştirmeyen hiçbir hareket benim için gerçek bir devrim hareketi değildir. Bu çok enteresan bir durum. Çünkü uzun bir süredir dünyada gerçekleşen birçok devrim hareketi hakkında bilgi topladım ve PKK’nin yaklaşımı her ne kadar bizzat o bölgeden olmasam da okuduklarıma dayanarak söylüyorum; bir devrim hareketi. İspanya ve Latin Amerika’daki Zapatista devrim hareketlerinden sonra günümüzde duyduğum en eşitlikçi devrim hareketi bu.

Kat Thornton (Gazetecilik öğrencisi, New York):
Kadınlar maalesef bu süreçte çok görselleştirilmeye, objeleştirilmeye çalışıldı. Magazin sayfalarında çıktılar. Ama yine de halk onları cesur kadınlar olarak hafızasına kazıdı. Bu çok enteresan bir durum benim için. Bir kadın olarak şiddeti desteklemeyi asla istemem; fakat bu kadınlara bakınca da topraklarını ve insanlarını savunan kadınları görüyorum. İnanılmaz saygı duyuyorum çünkü onların yaptığı şiddet değil şiddete karşı savaşmak. Bir kadın olarak onların erkeklerle nasıl savaşabildiğini düşünüyorum; bu gücü nerden alıyorlar anlamak zor, çünkü buradaki kadınlar eskiden olduğundan çok daha az ön saflarda duruyor. “Kadınlar daha güçsüz” söyleminin Rojava’da etkisini kaybettiğini görüyorsunuz. Kürt kadın savaşçılar, kadınların da güçlü ve eşit olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bu gerçekten çok umut verici bir gelişme. Zaten Kürt hareketinin kendisi de hiyerarşiden uzak olmaya ve eşitlikçi olmaya çalışıyor ve kadınların bunda büyük bir rolü var.
Nicol (Almanyalı dil öğrencisi, New York): Kürt kadın savaşçıları çok saygıya değer buluyorum. Kadınların ön safları alıp erkeklerle beraber savaşması pek bilinen bir şey değil. Erkek gerillalara da saygı duyuyorum ama kadınlara ayrı bir saygı duyuyorum. Onlar topraklarını ve insanları savunmak için savaşıyor. Kürt hareketi genel olarak çok umut verici çünkü bölge genel olarak demokratik olmayan ve zorba rejimlerle yönetiliyor ama bir yandan eşitlik, özgürlük ve demokrasi temelli yeni bir proje doğuyor.

SELMA AKKAYA/EVÎN AKSOY/OSMAN YILDIRIM/DEMET ARPACIK