
Önce Reyhanlı'ya yerleştiklerini söyleyen Müslim, "Oradan da akrabalarımız aracılığıyla Polatlı'ya geldik. Daha önce soğan tarlalarında çalışmadığımız için zorlanıyoruz. Yaklaşık 4 aydır bu işi yapıyoruz" şeklinde konuştu. İş olduğunda tarlalara gittiklerini, iş olmadığında çadırlarda kaldıklarını belirten Müslim, "Çalışınca, akşam güneş batana kadar da dönmüyoruz. Burada 7 torba soğan bir yevmiyeye sayılıyor. Bir yevmiye ise 25 TL'dir. Bazen 7 torba toplayamıyoruz. Böyle olunca da yevmiyemizi tam alamıyoruz. Bizler mecbur olduğumuz için çalışıyoruz" diye belirtti.
'Her şey çok pahalı'
Eşi Emine Müslim ise, evli olan bir kızının da Suriye'de olduğunu ondan haber alamadıklarını söyledi. Suriye'de çalışma ihtiyacı duymadığını ifade eden Emine Müslim, "Buraya geldiğimizden beri ben de tarlaya gidip soğan topluyorum. Ben hem tarlada çalışıyorum, hem de akşam eve geldiğinde çalışıyorum. Şimdi yemeklerimizi bile dışarıda yaktığımız ateşin üstünde yapıyoruz. Biz kendi köyümüzdeyken böyle sıkıntılarımız yoktu. Suriye'de bir kişi çalışırdı herkese yeterdi. Fakat burada öyle değil. Her şey çok pahalı. Çocuklar da küçük çalışamıyorlar. Biz üç kişi çalışıyoruz. Yine de yetemiyoruz. Burada ekmeği bile satın alıyoruz. Su yok, elektrik yok çok zorluk çekiyoruz. Bizler savaştan dolayı evlerimizi bırakarak buraya geldik" dedi.
'Soğuklar başladığında bu çadırlarda yaşanmaz'
Ahmet Öske ise, Riha'nın Viranşehir ilçesinden ailesi ile birlikte ekmeğini Polatlı'da soğan tarlalarında arıyor. İki haftadır geldiklerini ancak işin olmadığını söyleyen Ökse şunları dile getirdi: "Artık bu durumdan sıkıldık. Evdekilerde de huzursuzluk çıkmaya başladı. Gelirken yanımızda getirdiğimiz erzaklarımız da tükenmek üzere. Zaten buradaki çalışma süresi 40 gündür. Nerdeyse 20 gün geçti hala işe başlayamadık. Havalarda soğumaya başladı. Soğuklar başladığında ise bu çadırlarda yaşanmaz. Geldiğimizden beri çalışmış olsaydık bize yeterdi. Bu şekilde olunca bütün hesaplarımız değişti. Urfa'da ise serbest çalışıyorduk. Çocuklarım ise fırında, lokantada çalışıyordu. Büyük oğlum ise üniversitede okuyordu. Yarın okullar açılacak. Şimdi çocuklar okula gidemeyecek. Kız çocuklarım da okuyor. Şimdi ben nasıl bu çocukları okula göndereyim."
EREN DİNÇ / DİHA/ANKARA