Yadê Eqîde, 30 yıl mücadele etti ve Rojava Devrimi’nde rol oynadı. İşgale karşı canlı kalkan olmaya gittiği Efrîn’de, ölümden döndü. Serêkaniyê’ye gittiği sırada aynı katliamcı güçler tarafından vuruldu. Kürt kadınları bu yılki şiddetle mücadele gününü katledilen Yadê Eqîde’ye atfetti.

 

NÛDEM TÊKOŞER

 

Kürt kadınları bu yıl 25 Kasım’ı Türk ordusunun katlettiği Kürt siyasetçi Hevrîn Xelef, adalet savunucusu Eqîde Eli Osman (Yadê Eqîde) ve YPJ’li Amara Renas’a atfetti. Rojavalı kadınlar, Hevrîn, Yadê Eqîde ve Amara’nın mücadelesine, işgale ve erkek şiddetine karşı direnerek cevap oluyor.

Çocuklarının bilge anası, kadın hakları savunucusu, toplumsal baskılara boyun eğmeyen, rejimin kimliksiz politikalarına isyan eden Yadê Eqîde, ömrünü mücadeleyle geçirdi. Daha önce Türkiye’nin Efrîn savaşında sivil konvoya yönelik hava saldırısından kıl payı kurtulan Yadê Eqîde, zılgıtlarla gittiği Serêkaniyê’de Türk savaş uçaklarının saldırısı sonucu yaşamını yitirdi.

İşgalci Türk ordusunun Serêkaniyê’de sivil konvoya yönelik düzenlediği hava saldırısında şehit düşen Yadê Eqîde’nin cenazesi YPJ savaşçısı kızı Roza ve gençlik çalışmalarında olan oğlu Akif’in omuzlarında son yolculuğuna uğurlandı.

Bir anne için evlatlarının ölümü ne kadar zor ise evlatları için de kokusuna doyamadıkları annelerinin ölümüne tanık olmaları o kadar zor. Herkesin devrimci, öncü, militan Yadê Eqîde’siydi o. Rejimin bir kimlik vermediği ve ‘ecnebi’ olarak gördüğü Yadê Eqîde, Rojava Devrimi’nin gerçekleşmesinde rol oynadı.

Kızını YPJ’ye eliyle verdi

Girkê Legê’de Suriye rejiminin her türlü baskı ve yasaklarına rağmen özgürlük mücadelesine öncülük eden dört kadından biriydi Yadê Eqîde. Beş çocuğu vardı. Eşinden boşanmıştı. Şefkatliydi, babalarının yokluğunu hissettirmedi çocuklarına. Her çocuğunu özgürlük bilinciyle yetiştirdi. Kucağında bebekleriyle eylemlere katıldı, çalışmalar yürüttü. Çocuklarını büyütür büyütmez ise mücadelede aktifleştirdi. Çocuklarının bilgi yüklü okuluydu Yadê Eqîde. Söylediği her söz, hayat tecrübelerinden süzülmüş derslerle doluydu.

Önder Öcalan’ın esir düştüğü yıl doğan en küçük kızı Roza’yı büyütüp YPJ’ye kattı. Roza ise önce evinde annesine söz verdi. Bir anneden çok fazlasıydı. Çocuklarına büyük bir mücadeleyi miras bırakan Yadê Eqîdê, yarım asırlık ömrüne çok şey sığdırdı. Aile ve toplum baskısına karşı hiç pes etmedi. 1980’li yıllarda tanıdığı Kürt Özgürlük Hareketi’nin radikal devrimci annelerindendi.

Bütün devrimcileri çocuğu gibi gördü

Ailesi onu defalarca mücadelesinden vazgeçirip sadece çocuklarına annelik yapmasını istese de bütün ülkeyi evi, bütün savaşçıları da evladı gibi gördüğü için hem Kürtlük hem kadın kimliğinin büyük bir savunucusu oldu.

Suriye rejiminin gözaltı ve tutuklamalarına maruz kalan Yadê Eqîde, yüzlerce savaşçıyı evinde gizlice tedavi etti, anne şefkati gösterdi.

Yasak dinlemedi

Yadê Eqîde hareketle tanıştığı ilk yıllarda cephe faaliyetlerinde bulundu. Bildiri, dergi gibi yayınlar yasaklı olduğu halde ev ev dolaşıp dağıtımlarını yaptı. Tarlalarda ırgatlık yaparak kazandığı parayı harekete verdi. Önder Öcalan’ın çözümleme kasetlerini önce kendi çocuklarına ardından da gece ışıkları söndürüp gizlice komşularına izletti. Newroz ve 8 Mart hazırlıklarının içinde heyecanla yer aldı, yasak dinlemeden kutlamalara katıldı. Rejim güçleri defalarca Newroz ve 8 Mart kutlamalarını engellemek için Yadê Eqîde’nin evini bastı, ona çocuklarının gözü önünde işkence etti,  aylarca gözaltında tuttu.

Eylemler onsuz olmazdı

Rojava Devrimi’nin gerçekleşmesinde rolü olan annelerden biridir Yadê Eqîde. Çocuklarına ve torunlarına özgür bir ülke miras bırakmak istemişti. Devrim öncesinde illegal yürüttüğü cephe faaliyetlerinde, devrimle birlikte ise kuruculuğunu yaptığı Yekîtiya Star Yönetimi’nde yer aldı. Ardından Girkê Legê halkının önerisi üzerine Halk Meclisi Eşbaşkanı seçildi. Girkê Legê’de gençlik yürüyüşleri dahil hiçbir eylem onsuz gerçekleşmezdi.

Kadınların hakkını savundu

Daha sonra Kongreya Star adına Kuzey-Doğu Suriye Toplumsal Adalet Divanı’nda yer aldı. Kadınlar eşlerinden şiddet gördüğünde, haklarını savunamadığında, boşanma davaları açtıklarında Yadê Eqîde yanlarında yer alır, mahkeme süreçlerini büyük bir duyarlılıkla takip ederdi. Kan davalarında barışı sağlar, toplumsal adaleti geliştirmek için çabalardı.

Efrîn’de de saldırıya uğramıştı

Faşist Türk devleti 2018’de Efrîn’e işgal saldırısı düzenlediğinde de canlı kalkan olmak için Girkê Legê’den konvoyla Efrîn’e gitmiş, buradaki saldırıdan kıl payı kurtulmuştu Yadê Eqîde.

Bir adalet savunucusu olarak işgalci güçlerin Serêkaniyê ve Girê Spî’ye yönelik saldırılarını durdurmak için konvoy halinde abluka altındaki Serêkaniyê’ye insanlık koridoru açmak istemişti. Ve bir kez daha Türk savaş uçakları onun da içinde bulunduğu konvoya yönelik hava saldırısı düzenledi. Yadê Eqîde ve beraberindeki 11 sivil, Türk devletinin insanlık ve savaş suçunun hedefi olmaktan kurtuladı. Zılgıtlarla barışı ve adaleti götürmek için gittiği Serêkaniyê’de dünyanın gözü önünde katledildi.

Alevler içinde yanan aracın yanında, parçalanmış cesetlerin içinde yüz üstü uzanmıştı.

Konvoy Girkê Legê’den hareket etmeden önce gazetecilere zafer işareti yaparak, Serêkaniyê’ye barış için gideceğini söylemiş, zılgıt atarak yola çıkmıştı. Yadê Eqîde’nin barış talebine çok geçmeden Türk ordusu bombardıman ve katliamla cevap vermişti.

 
 

Şehitler ağacı…

   

Evinin salon duvarında felsefesine ve mücadelesine inandığı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın büyük çerçeveli fotoğrafı asılı. Ve şehitler ağacı… Katıldığı tüm savaşçılarının cenaze merasimlerinde yakasına taktığı fotoğrafları evine getirip ağacın yapraklarına takmış. Ağacın yaprakları savaşçıların fotoğrafları arasında kaybolmuş adeta. Yadê Eqîde’nin kızı ve oğlu, annelerinin şehit ağacını büyütmeye devam ediyor. Annelerinin fotoğrafını da astıkları şehit ağacına, Onur Direnişi’nde yaşamını yitiren savaşçıların fotoğraflarını asmaya devam ediyorlar.

Ağacın yanında her eylemde kendisiyle birlikte götürdüğü Önder Öcalan’ın sarı posteri var. Yadê Eqîde, Öcalan posterini almadan hiçbir eyleme gitmezdi. Her eylemde elinde taşıdığı tek poster…

 
 

Birlikte mücadele dolu bir ömür

   

30 yıllık yol arkadaşını kaybetmenin acısını yaşayan Yadê Esma, Yadê Eqîde ile birlikte yasakçı, inkarcı rejime ve aile baskısına karşı verdikleri mücadeleyi anlatırken, kendileri şahsında Rojava Devrimi’ne yol açan kadının devrimsel gücünü de özetlemiş oluyor aslında.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın esir alınması sürecinden şehadetine kadar siyah kıyafetler giyen Yadê Eqîde’nin bir ömür birlikte yoldaşlık yaptığı Yadê Esma; rejim baskısı, aile baskısı, tutuklama, işkence süreçleri ardından Rojava Devrim’ini birlikte nasıl karşıladıklarını, arkadaşının cesaretle ve zılgıtlarla ölümün üzerine nasıl gittiğini anlattı.

Şirnex’in Hezex ilçesine bağlı bir köyde doğan Esma Murad, 60 yaşına merdiven dayamış. Kürt Özgürlük Hareketiyle tanışması uzun yıllara dayanıyor. Kendi deyimiyle özgürlüğe susamış bir kadın. Bundandır ki mücadelesini korkusuzca ve büyük bir cesaretle yürütüyor.

Yadê Esma, yasaklara karşı ilk olarak Girkê Legê’de dört kadınla birlikte mücadele etmeye başladı. “Biz halkların baharı olan Rojava Devrimi’nden önce ayaktaydık. Baas rejimi insanın başını kaldırmasına bile izin vermiyordu. Kimse ‘ben Kürt’üm’ diyemezdi. Kadın, erkek, genç, yaşlı herkes rejim döneminde illegal olarak cephe çalışmaları yürütüyordu” diyen Yadê Esma, 2000’li yılların başında Rojava’da açılan ilk kurumlaşma dönemlerine kadar Yadê Eqîde ile birlikte özgürlük çalışmalarında yer aldığını belirtti.

Önce komşu sonra yoldaş

Yadê Eqîde ve Yadê Esma’nın arkadaşlığı 1990 öncesine dayanıyor. Komşuluk ilişkisi kısa bir sürede mücadele yoldaşlığına dönüşmüş. Dêrik’in ve Girkê Legê’nin merkez ve köylerinde ikisinin yaz-kış, açlık-susuzluk demeden birlikte yürüttükleri mücadele, aralarında güçlü yoldaşlık bağının oluşmasına vesile olmuş. Onları yakın takibe alan muhabaratın (istihbarat birimleri), farkındadırlar ve çalışmalarının deşifre olmaması için her yola başvururlar.

Yadê Eqîde’nin ailesi yurtsever olmadığı için onlardan da gizli çalışma yürütmek durumunda kalmış. Tanınmamak için daha çok geceleri hareket etmişler. Ellerinde hediye paketleriyle hamile kadınları ziyaret bahanesiyle ev ev dolaşmışlar.

‘Boyun eğmedik’

Halkın bilinçlenmesi için yürüttükleri çalışmaların ilk yıllarda ne toplum ne de rejim tarafından kabul edildiğini anlatıyor Yadê Esma: “Rejim, yüzyıllar boyu baskı yaşayan, dili ve kültürü yasaklanan bu halkın, bir gün bile başını kaldırmasına izin vermedi. Biz de çocuklara evlerde Kürtçe ders verdik. 8 Mart ve Newroz kutlamaları öncesi Kürt sanatçılar, her gece başka bir eve gidip, ışıkları söndürüp gizlice prova alırdı. Yastıklarda sakladığımız bayrakları kutlama günlerinde çıkarırdık. Kimse ne fikrimizi kabul ediyordu ne de bizi. Buna rağmen hiç vazgeçmedik. Gün geldi köylerimizi, kentlerimizi savunduk. Eyleme geçtik. Rejim eylemlerimizi kabul etmediği için kadın-çocuk demeden hepimizi tutukladı. Benim de defalarca girip çıktığım cezaevlerinde boyun eğmedik, direndik.”

‘Kadın hakları için çalıştık’

Yadê Eqîde ile birlikte Adalet Divanı’nda yer aldığını belirten Yadê Esma “Yadê Eqîdê önce Girkê Legê Halk Meclisi Eşbaşkanlığını yaptı. Ardından birlikte Adalet Divanı’nda yer aldık. Kadınlar büyük haksızlığa uğruyordu. Haklarını savunamıyorlardı. Divan’da kadınların haklarını savunduk. Kuma geleneğine karşı mücadele ettik. Çok eşliliğe karşı çıktığımız için tehdit edildik, tepki gördük. Boşanmadan, eşinden gizli evlilik yapan erkeklere müdahale ediyorduk. Boşanma süreçlerinde kadınların yanında yer alır ve onların haklarını savunurduk. Aile içi şiddet, kan davaları gibi birçok sorunu çözerdik. Adaleti, barışı sağlardık. Yadê Eqide adalet için çırpındı” diye konuştu.

‘İlk kez yanında değildim’

Suriye Gelecek Partisi Genel Sekreteri Hevrîn Xelef’in Türk ordusu çeteleri tarafından katledilmesi nedeniyle taziyeye gidecekleri için Serêkaniyê’ye gidemediğini, Yadê Eqîde’nin ise o gün onsuz gittiğini söyleyen Yadê Esma, şöyle devam etti: “İkiz gibiydik. Her yere birlikte gidiyorduk. Serêkaniyê’ye de birlikte gitmeyi planlamıştık. Hevrîn Xelef’in merasimine katılalım, bu kez Serêkaniyê’ye gitmeyelim dedim. Ertesi güne kadar taziye evinde kaldık. Akşam ayrıldık. Ertesi gün onu aradığımda konvoylarının Til Temir’de beklediğini söyledi. Ona ‘kendinize dikkat edin, düşmanımız çok gaddar. Ne yapacakları belli olmaz. Kadın, çocuk, yaşlı demeden katlediyor’ diye uyardım. Telefonu kapattıktan bir süre sonra konvoya hava saldırısı oldu. O an yüreğimden bir şey koptu. Aklıma ilk o geldi. Hemen aradım, başka biri cevap verdi, Yadê Eqîde’nin yaralandığını söylediler. Gözyaşlarımı tutamadım. Böyle bir acı yaşamamıştım daha önce.”

En değerli arkadaşını kaybetmenin acısını yaşadığını söyleyen Yadê Esma, şehadeti ardından verdiği sözü şöyle ifade etti: “Ölene kadar ona ve mücadelesine bağlı kalacağım. Ona ve Rêber Apo’ya söz verdim. Kanımızın son damlasına kadar toprağımızda kalıp direneceğiz. Direnişimizle Erdoğan ve kirli ittifak yaptığı ülkeler kaybedecek.”

25 Kasım’ın Yadê Eqîde ile birlikte katledilen siyasetçi Hevrîn Xelef ve cenazesine işkence edilen YPJ’li Amara Rênas’a atfedildiğini hatırlatan Yadê Esma, dünya kadınlarına seslendi: “Gün, birlikte direnme günüdür. Köleliğe ve işgale karşı birlikte mücadele edelim. Dünya kadınları bizimle birlikte Kadın Devrimini savunmalıdır.”