Kürdistan; antik çağlardan (M.Ö. 3000, M.S. 400) beri; Sümerlerle birlikte Gutiler, Hurriler, Kasitler, Mitaniler, Babiller, Komagena/Komagelan Kürt klanları/aşiretleri egemenlikleri altındaydı. Meselâ Efrîn (Afrin) bölgesinde; Hûrî ve Romalılara ait tarihi eserler arasında günümüzde bile, Hurrilere ait Kêla Hûrîyan (Hurilerin Kalesi) olarak anılan bir antik kale bulunmaktadır.

“Bereketli Hilal” olarak da adlandırdığımız (Zagros-Toros/ Mezopotamya-Suriye) bu bölge, Antik çağlarda “Babil (M.Ö. 1800’ler) ve Kürt aşiretlerinin ana damarını oluşturan Hurri/Mitannilerin (M.Ö. 3000/1400-1700) ana yurduydu. Aryen kökenli Med aşiretleri (MÖ. 678-549) federasyonu, özgün tarihlerinde ilk defa birleşerek, Babillerle birlikte, Asurları yendiler. Medler, Suriye yönetimini, Babillere bıraktılar. M.S. 2. yüzyılda Babil, İran’ın bir vilayetiydi. 

Bölgenin daha eveliyatı, Suriye Serêkaniyê yakınlarındaki Habur suyunun doğduğu yerde, Tel Khalaf/Xalaf kültürü olarak da bilinen, en eski yerleşik tarih hazineleri, bunlarla birlikte M.Ö. 5050-4300 yılları ve daha da gerilere kadar gider. Xalaf adı, Kürt onomastiğinde günümüzde de kullanılan bir erkek ismi olarak karşımıza çıkmaktadır.

1517’de Osmanlı egemenliğine geçen Suriye, I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı yönetiminden çıkmıştır. Emperyalist devletler tarafından bölünüp, parçalanan büyük Kürdistan’ın Rojava’sı (Batı), böylece Fransız yönetimi altında kalan Suriye topraklarına dahil edilmiştir. Bölge 1918’den, 1946’ya kadar Fransa yönetiminde kalmıştır. Fransızlar, 1946’da bölgeyi terkedince, günümüzdeki sınırlarıyla bugünkü Suriye, bir devlet olarak varlığını sürdürdü. Suriye Kürdistanı “Kurdistana Sûriyê”, ya da Batı Kürdistan “Rojavayê Kurdistanê” olarak da tellafuz edilmektedir. Bunlarla birlikte Güneybatı Kürdistan “Başûr-Rojavaya Kurdistanê” ya da Rojava (batı) tanımıyla, Suriye’nin kuzeydoğu kesimini oluşturan sınır koridoru anlaşılmaktadır.

Üç ayrı merkezi bölgeden ve Dicle nehirinin batısında yer alan Rojava, baştan başa yaklaşık 910 kilometrelik bir alandan oluşmaktadır. Bu coğrafi taksimat sağdan sola doğru Cizîrê, Kobanê ve Efrîn merkezi bölgeleriyle bilinmektedir. Örneğin Güney Kürdistan ile sınır olan Cizîrê bölgesi; Qamişlo, Dêrika Hemko Tirbespiyê, Girkê Legê, Amûdê, Dirbêsiyê, Serêkaniyê ve Hesekê kentlerinden oluşmaktadır. Bu bölge, Kuzey Suriye olarak da adlandırdığımız Bajaré Kurdistana Rojava/ Kürdistan’ın Batı şehirleri (Türkiye sınırları içinde) olan başta Kilis, Antep, Adıyaman, Urfa/Riha ve Mardin, Şırnak gibi illerinini kapsamaktadır. Antik çağlarda bu bölgenin (Hakkari, Cizre, Botan) modern coğrafik adı olan, “Kürdistan” tanımına denk gelen, “Gordyene, Kordikh” sinonimli isimlerle anılmaktaydı.

Diğer tarafta, Kuzey Suriye sınırları içinde yer alan eski Kürt yerleşim birimleri olan Efrîn, Halep, Kobanê, Serêkaniyê, Derbêsiyê, Amûdê ve Qamişlo (Rojava/batı) bölgelerdir. Bu 910 km’lik sınır koridorunun yaklaşık 450 km’lik bir bölümünü, bugün Kürt askeri güçleri ve kanton yönetimleri denetlemektedir.

Kürtçe orjini “Serêkanî“ olan bu bölgeye Araplar; “Resulayn”, Türkler ise “Ceylanpınar” demişler. Habur (Xabur) bölgesinde yer alan Serêkanîyê’nin tarihteki antik ismi, “Waşukanî, Vajukanni, Xweşkani”dir. Günümüz Kürtçesinde halen varlığını koruyan Xweşkanî “güzel, iyi pınar, çeşme” anlamına gelmektedir. Bu bölgenin M.Ö. 1500 lerden itibaren Mitanilerin başkenti olduğu bilinmektedir.

Yaklaşık 300 köyü bulunan Kobanê bölgesinde Kürtçe orijinli Girê Sipî, Arapların “beyaz tepe” dedikleri “Til Abyad/Tel Ebyad”, Eyn İsa, Menbic ve Cerablus merkezi ilçeleri yer almaktadır. Yaklaşık 365 köyü bulunan Efrîn bölgesi ise Êzaz, Cebel Seman ve İdlip ilçeleri bulunmaktadır. Bu üç merkezi bölgenin coğrafi fiziki yüzey konumuyla Cizîrê ve Kobanê düz ovaya sahipken, Efrîn bölgesi dağlık bir alandır. 16. yüzyılda Osmanlı devletinin yeni girdiği bölgelerde, ahaliden vergi almak için köyleri, bu köylerde yaşayan yaklaşık nüfusu kayıt altına alırdı. Bu işleme, tahrir denirdi. Söz konusu bu tahrir defterlerindeki yerleşke ve nüfus verileri, bölgenin Kışlak-yerleşiği olan Ekrad-Kürtleri işaret etmektedir. Özellikle 16. yüzyıldan sonra bölgedeki Kürt nüfusunun arasına, farklı yerlerden getirilen Arap ve Türkmen (Çepni, Oğuz, Tahtacı, Yörük) aileler serpiştirilmiştir. Böylece bölgenin demografik yapısı, Kürtler aleyhine sistematik bir biçimde ıslah edilmiştir.