
Suriye’deki kanlı iktidar savaşına taraf olmayan ve üçüncü yolu seçen Kürtler, Rojava’da kendi yönetimlerini kurdu. Ancak hem Kürtlerin statü sahip olmasını istemeyen hem de savaşa taraf olmasını isteyen Türkiye ile Güney Kürdistan yönetimi, temel ihtiyaçların geçtiği sınır kapılarını kapatarak Kürtleri adeta açlığa mahkum etti.
Yine silahlı çetelerin gönderilmesiyle Kürt kentleri savaş alanına döndü. Sivil Kürtler, neyi var neyi yok herşeyi geride bırakarak savaş alanından kaçarak daha güvenli Kürt kentlerine göç etti.
Hastane koridorlarında yaşıyorlar
Suriye ve Rojava’da ortaya çıkan durumun hemen ardından ‘acil yardım kampanyası’ başlatan Heyva Sor a Kürdistanê’nin yetkililerden Dr. Fahrettin Gülşen’in verdiği bilgilere göre, Efrîn ve Kobanî’ye şimdiye kadar en az 200 bin insan göç etmiş durumda. Özellikle Rojava’nın Efrîn ve Kobanî kentlerinde kalacak yer olmamasından dolayı okul ve hastane koridorlarının insanlarla dolu olduğunu, evlerin kapasitesinin çok üstünde dolduğunu, beş kişilik bir evde şimdi en az iki katı insanın yaşamak zorunda kaldığını söyleyen Dr. Gülşen, “Bu durum ister istemez yaşamsal zorlukları birlikte getiriyor. Yeme, içme, sağlık, tuvalet, altyapı vb. sorunlar her gün kat be kat çoğalıyor. Rojava ciddi bir şekilde alarm veriyor” ifadeleri ile Kürdistanlıların yaşadığı zorluklara dikkat çekti.
Kürt halkının Rojava’da kendi yaşamını idame ettirmek için demokratik öz yönetimini oluşturma mücadelesi verdiğini dile getiren Dr. Gülşen, “Buna rağmen Rojava’daki örgütler ve onların destekleyicileri halka baskı, saldırı ve ambargo uyguluyor” dedi.
Rojava’ya uygulanan ambargonun siyasi olduğunun altını çizen Heyva Sor a Kürdistanê yetkililerinden Dr. Gülşen, “Siyasi gruplar, PYD’nin Rojava’da güçlenmesini istemiyor. Bunun için siyasi bir tavır olarak bu ambargoyu devreye koydu” şeklinde konuştu. Gülşen, şöyle devam etti: “En temel insani konularda bile böylesi çirkin bir yaklaşım sergileyenleri -gerek Türk devleti, gerek Güney Kürdistan Yönetimi (KDP) gerekse de Rojava’daki diğer siyasi gruplar- kınıyoruz, lanetliyoruz. Her kim olursa olsun eğer insanlar açlığa mahkum ediliyorsa, insanların geleceği karartılmak isteniyorsa, -insanların, cinsi, ırkı ne olursa olsun- biz her zaman bunu kınarız ve bir yardım derneği olarak bunu karşısında oluruz” dedi.
En çok çocuklar etkileniyor
Qamişlo, Efrîn ve Kobanî’de halkın sağlık sorunlarına çözüm bulmak için uğraşan doktorların kendilerine raporlar gönderdiklerini ve acilen ilaç yardımlarını beklediklerini söyleyen Gülşen, yardımların daha çabuk ve düzenli ulaşabilmesi için Türk devleti ve Güney Kürdistan yönetiminin bir an önce kapattıkları sınır kapılarını açmalarını istedi. Dr. Gülşen, aksi halde başta salgın hastalık olmak üzere çok ciddi sorunların ve felaketlerin kaçınılmaz olduğu uyarısında bulunarak, “Rojava’ya yardım etmezsek yakın zamanda salgın hastalık ve diğer zorluklar daha da artacak” dedi.
Dr. Gülşen, Rojava’ya gönderilecek yardımlarda önceliğin çocuklara verildiğini şöyle ifade etti: “Yardımlarımızı en çok çocukların ihtiyaçlarını karşılamaya yoğunlaştırdık. Süt, mama, çocuk bezi ihtiyaçlarını bir an önce gidermeye çalışıyoruz. Çocuklar orada süt içemiyorlar, mama yiyemiyorlar. Temel besinleri alamıyorlar. Bu durum ileride bedensel ve zihinsel etkiler bırakabilir.”
Dünya sessiz
Rojava’da yaşanan dramın duymayan ülke ve yardım kuruluşunun kalmadığını belirten Dr. Gülşen, “Bütün yardım kuruluşlarına Rojava’dan gelen raporları hem İngilizce hem de Almanca dillerine çevirerek ulaştırdık. Sadece Almanya’da değil, Kürdistani yardım derneklerinin olduğu ülkelerin yetkililerini ve yardım kuruluşlarını da bilgilendirdik. Ancak dünya Rojava’daki bu drama gözlerini kapatıyor, sessiz kalıyor. Kürtler söz konusu olunca herkes susuyor” eleştirisinde bulundu.
Kürtler seferber olmalı
Gülşen, “Topladığımız yardımları halka ulaştırmaya çalıştık. Ancak sınır kapılarının kapatılması ve ambargodan dolayı yardımlar çok sağlıklı halka dağıtılamadı. Şu an elimizde çok sayıda yardım malzemesi, giyecek var ancak bunları ulaştırmada zorluk çekiyoruz” dedi. Yaşanan zorluklardan dolayı Hevya Sor a Kürdistanê olarak gıda ve sağlık malzemeleri yerine parasal yardıma önem verdiklerini Dr. Gülşen, “Halkımız mümkünse yapacağı yardımları paraya çevirsin. Böylelikle Rojava’daki halkımızın ihtiyaçlarını gidermek için kolaylık olur” dedi.
Rojava’da imkan yok!
Rojava’daki halkın umutlarının Avrupa’da yaşayan Kürdistanlılar olduğunu vurgulayan Dr. Gülşen, “Rojava’daki Hevya Sor a Kürdistanê’nin ya da Kürt Yüksek Konseyi’nin imkanları yok denecek kadar az. Olanı da zaten seferber etmiş durumda. Bu anlamda halkımız bütün engellemelere, ambargo ve zorluklara rağmen bedeli ne olursa olsun oradaki halkımıza sahip çıkmalıdır” çağrısında bulundu.
Vurdum duymazlık var
Avrupa’da başlatılan kampanyanın, Rojava’daki durumun aciliyetine uygun olarak yürütülemediğini de kabul eden Dr. Gülşen, “Rojava’daki durumu kamuoyuna aktarmada yetersiz kaldığımızı düşünmüyorum. Kampanyayı gerek basın yoluyla gerek reklamlarla, gerekse gittikleri her yerde, her etkinlikte Rojava’daki durumu anlattık. Zaten bizim dışımızda birçok televizyon kanalı ve yazılı basın Rojava’daki durumu gözler önüne serdi. Ancak buna rağmen halkımızda hala bir vurdum duymazlık var. Bu kabul edilemez. Vicdanlar sorgulanmalı. Rojava’da büyük bir dram yaşanıyor ve bu dram giderek ağırlaşıyor. Bunu normal karşılayamayız” şeklinde konuştu.
Rojava’ya yardım ulaştırmada Kürt Yüksek Konseyi ile koordineli şekilde çalıştıklarını dile getiren Dr. Gülşen, “Bu konuda birinci derecede kuruluş biziz. Ancak bizim dışımızdan yardım göndermek isteyen kurumlara her türlü desteği vermeye hazırız” dedi.
Rojava’ya neler gönderildi?
Heyva Sor a Kürdistanê, bugüne kadar 8 adet ambulans, yaklaşık 3 ton ilaç, 4 tona yakın hastahane malzemesi ile 300 çadır Rojava’ya ulaştırdı.
Yine maddi değeri 200 bin Euro civarında olan röntgen, kardiyoloji, diyaliz ve ultrason cihazları şu anda hastaların hizmetinde.
Parasal olarak da ellerine geçen bütün yardımların Rojava’ya ulaştırıldığını belirten Heyva Sor yetkilileri, sadece yardım kampanyasından değil kurum olarak yürüttükleri projelerin dışında diğer bütün gelirlerin de Rojava halkına aktarıldığını ifade ediyor.
Heyva Sor a Kurdistanê yetkilileri, Ramazan ayında dağıtılacak olan fitre ve zekatların kurumlarına verilmesi halinde son kuruşuna kadar Rojava’da yardım bekleyen halka ulaştırılacağını belirtiyor.
MURAT ALPAVUT