MURAT MANG / BİELEFELD 


Avrupa’dan gittiği Rojava ve Şengal’e dair izlenimlerini anlatan şehit annesi Dayika Fikriye, oradaki halkın Avrupa'da yaşayan Kürdistanlılardan beklentilerinin olduğunu söylüyor. 

Dayika Fikriye Rojavalı Êzîdî bir Kürt annesi. Oğlu Rêvan HPG saflarında şehit düştükten sonra, söz verdiği üzere çalışmalarda yer almaya başladı. Şimdi Şehit ve Kayıp Aileleri Komitesi ve Êzîdî Kadın Meclisi’nde görev yapıyor. Her eylemde, her etkinlikte en önde. İnancı, umudu ve yüreğiyle şehitlere layık olmaya çalışıyor.

'Hayallerimiz bugün gerçek oldu'

Dayika Fikriye geçtiğimiz haftalarda Rojava’ya ve Şengal'e gitti. Oraya dair izlenimlerini öğrenmek istediğimiz Dayika Fikriye, “Nasıl söylesem… Üzüntü veren yanları da, sevindiren yanları da var. Her yerde benim dilim konuşuluyordu. Asayiş güçleri, halk savunma birlikleri, kadın birlikleri, kurumlar… Nereye gitseniz bir düzen var. Orada kurumlarımızı ziyaret ettim. Hükümetimizi ziyaret ettim. Hükümet içinde kadınların sayısı fazlaydı. Çalışanların insanlara yaklaşımı beni çok etkiledi. Gönülden, yürekten bir hizmet veriyorlardı. Onlarla oturup sohbet ettik. Bizim için bunlar bir hayaldi. Hayallerimiz bugün gerçek oldu. Diğer yandan şehitliklere gittim. Gittiğimiz her köy ve kasabada şehitlikler vardı. Avrupa'da büyümüş, Kürdistan'ı hiç görmemiş, havasını solumamış gençler ülkesi için gidip şehit düşmüştü. Gazilerimizin yanına da gittim. Bedenlerinden birer parça veren o genç kadın ve erkekleri görünce insan moral alıyor, çok inançlı ve moralliydiler.”

‘O annelerden güç aldım’

Dayika Fikriye’yi durdurmak mümkün değil. Hele de kadınları anlatırken gözleri parlıyor. Bulunduğu Bielefeld Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nde devam ediyor gördüklerini anlatmaya: “Rojava kadınlarını gördüğümde utandım. Benden yaşlı kadınlar ellerinde silahla mahalle ve sokakların savunmasını yapıyorlardı. Tüm kurumlarda yerlerini almışlar. Ben onları öyle görünce kendimi onlara borçlu hissettim. Kimi annelerin beş çocuğu ve beş torunu şehit olmuş. Böyle annelerin gözüne nasıl bakabilir insan? Onlardan güç ve moral aldım.”

‘Avrupa’daki eylemler onlara umut oluyor’

Oradaki halkın Avrupa'daki Kürt halkından beklentilerinin olduğunu ifade eden Dayika Fikriye, “Bana ‘oradan umutluyuz. Biz burada ayaktayız, oradaki her zaman eylem yapıyor. Eğer siz orada bir şey yapmasanız, biz de burada bir şey yapamayız. Avrupa'daki annelerin soğuk havalarda yaptıkları eylemleri küçük görmüyoruz’ dediler. Yani yaptığımız her eylem onlar için bir umuttur” diyor.

'Üç sandalyeye tahammül edemediler'

Cizîr Kantonu ziyaretinin ardından Şengal'e de uğradığını söyleyen Dayika Fikriye, Türk devleti ve KDP’nin Şengal’e saldırılarından dolayı öfkeliydi. Bu öfkesini, “Şengal'de iki gün kaldık. Beni en çok üzen Şengal Radyosu'nun Türk savaş uçaklarınca bombalaması oldu. Ben radyoya konuk olarak katılmıştım. Öyle bir yerdi ki küçük bir kulübe… Üç sandalyeyi ancak sığdırmışlardı. Onların sesini duyanlar, bir stüdyoda program yaptıklarını zannederdi ama öyle değildi. Seslerini oradan dünyaya duyurmaya çalışıyorlardı. Bizim programdan sonra Türk savaş uçakları ve ortakları KDP ile o radyoyu bombaladılar. O üç sandalyeye tahammül edemediler. Êzîdîlerin sesini, Kürtlerin sesini kesmek istediler. Düşmanımız bunu çok iyi bilsin ki biz yoktan var ediyoruz. Ölüm içinde bu mücadeleyi veriyoruz. Bombalarla bizi yıldıramazlar. Yine Qereçox’ta anneler çocuklarının parçalarını toplarken Barzani gidip Erdoğan ile tokalaşıyordu. Onlar ne yapsa da Kürtleri artık durduramaz. Biz şehitlerimizle var olduk. Onların izinden yürüyeceğiz. Bunu herkes bilsin” diyerek ifade ediyor.