
Heyet temasları çerçevesinde Çarşamba akşamı Rosa Luxemburg Vakfı’nda ‘Öz Yönetim, Demokrasi ve Ambargo Arasında Rojava’ konulu bir panel düzenledi. Panelistler, Rojava’da çetelerin saldırıları, ambargo, Suriye’nin geleceği ve KDP’nin Rojava politikası konularında çarpıcı değerlendirmeler yaptı. Sol Parti Grup Başkanvekili ve Dış Politika Sözcüsü Jan van Aken’ın moderatörlüğündeki panele, Cizîrê Kantonu Dışişleri Bakanı Salih Gedo, Suryani Birlik Meclisi Başkanı Bessam İshak ve Rojava Halk Meclisi Eşbaşkanı Sinem Muhammed konuşmacı olarak katıldı.
Panelde ilk sözü alan Salih Gedo, Rojava’daki gelişmeleri aktardı. Gedo, şunları söyledi: “Suriye’deki çıkmazı ve savaşı hepiniz yakından takip ediyorsunuz. Anlatılanlar hep çıkmaza dikkat çekiyor. Fakat ben size alternatif bir konuyu anlatmaya çalışacağım. Rojava şehirlerinin Deirazor, Halep, Rakka gibi olmaması için biz kendimizi örgütledik ve Ocak 2014’ten bu yana Kürt, Arap, Asuri, Ermeni ve Türkmen halklarıyla bir yönetim oluşturduk. Bugün bu yönetim adına sizlerleyiz. Suriye’de olup bitenlerin yansımaları Rojava’da da oluyor. Olup bitenlere kayıtsız değiliz. Suriye’nin diğer şehirlerinde olup bitenlerin Rojava’da yaşanmaması için Demokratik Özerklik projesi kapsamında yönetim ve öz savunma stratejisini önemsendi ve geliştirildi. Komşularımızla iyi ilişki içerisinde olmak istiyoruz. Rojava’nın Türkiye sınırı uzundur. Bu aynı zamanda komşumuz ile iyi ilişki içerisinde olmamızı gerektiriyor. Kimseye bir karşıtlığımız yok, tersine herkesle iyi ilişki içerisinde olmak istiyoruz.”
Suryaniler üçüncü çizgide
Süryani Birlik Meclisi Başkanı Bessam İshak da, dış kamuoyunda ‘Suriye muhalefeti’ olarak adlandırılan kesimlerin kendilerini kabul etmek istemediğini belirtti. İshak “Suriye muhalefeti Rojava’yı tanımak ve iradesini dikkate almak istemiyor. Bizi tanımayan ve kabul etmeyen bir muhalefet ile karşı karşıyaydık. Bu yılın başında biz Rojava’daki halklar olarak birlikte toplumsal sözleşme temelinde bir yönetim oluşturduk. Tüm halkları ve inançları kapsayan Demokratik Özerklik projesini geliştirdik” dedi.
Herkesi bu oluşuma katılmaya ve güç vermeye davet eden Bessam İshak, devamla şu ifadeleri kullandı: “Suriye bütünlüğü içinde Demokratik Özerklik temelinde kendi irademizle bir gelecek kurmak istiyoruz. Suriye’de 3 model kendisini örgütlemek istiyor. Birincisi; Suriye, radikal unsurların istemi doğrultusunda dinci bir ülkeye dönüşecek. İkincisi; Suriye değişik mezhep ve uluslara dayalı parçalanacaktır. Üçüncüsü ise, biz Süryanileri de içinde yer alarak Rojava’da halkların öz iradesi temelinde kendimizi örgütleyip, Demokratik Özerk bölgelere dayalı bir Suriye’ye gelişecektir. Bu realiteyi görüp, bir yaklaşım içinde olmak önemlidir. Asuriler olarak Suriye’de kalmak; özgür ve demokratik bir geleceği inşa etmek istiyoruz. Çoğulculuğa dayalı demokratik bir Suriye’nin özlemi içindeyiz. Bunun inşası için uğraşıyoruz.”
Kadın mücadelesini anlattı
Rojava Halk Meclisi Eşbaşkanı Sinem Muhammed ise Rojava’da devrimin kadına getirdiği kazanımları değerlendirdi. Muhammed “Rojava’da kadın karar oluşum mekanizmalarında yer alıyor. Rojava Devrimi aynı zamanda bir zihniyet devrimidir. Her halkı, inancı dikkata alan bir model olarak Demokratik Özerkliği örgütlüyoruz. Rojava’ya saldırılar da en çok da çocuk ve kadınlara yönelik gelişiyor. Kendi bölgemizde kendimizi korumak için öz savunmayı geliştirdik. YPJ kadına dayalı bir öz savunma örgütlenmesidir” şeklinde konuştu.
Rojava’daki kadınların durumunu, kanton yönetimlerindeki ağırlık, eşbaşkanlık sistemi, hayata katılım ve eşit haklar başlıklarıyla anlatan Muhammed, çetelerin kontrolündeki bölgelere dikkat çekerek, buna rağmen çetelerin uluslararası destek görmesini eleştirdi. “İnsanları Suriye’nin dışına zorlamak yerine, orada kalmanın koşullarını yaratmak gerekiyor. Bu da demokrasiden geçiyor. Rojava bunun örneğidir. Bu açıdan herkesin desteklemesi gerekiyor” diyen Muhammed, Kürt inisiyatifi olarak bütün muhaliflerle Suriye’nin geleceği hakkında konuşmak istediklerini söyledi.
Rejimin desteği yok saldırısı var
Panelin ikinci bölümünde sorulan sorular çerçevesinde Salih Gedo da şunları söyledi: “Dünyanın tüm cihadçıları Suriye’de birleşiyor. Çok ilginçtir. Nasıl oluyor? Dünya bunun farkında değil midir? Suudi Arabistan’ın, Katar’ın ve Türkiye’nin bu gruplara verdiği desteğine niye sessiz kalınıyor? Avrupa’nın tüm ülkelerinde gelen cihadçıların Suriye’ye ulaşmasında, Suriye’nin komşularının desteği ve teşviki olmazsa, mümkün olmaz. Avrupa’da devletlerinin hiç bir maddi desteğini almadık. Suriye’ye ulaşıyor ama Rojava’ya ulaşmıyor. Suriye muhalefetine verilen destek, Rojava’ya verilmiyor. Herkesi Rojava’ya gelmeye ve destek vermeye çağırıyoruz.
Rojava yönetimi olarak Rejim ile bir ilişkimiz yok, tersine rejimin saldırıları söz konusudur.”
Senem Muhammed, de gelen sorulara cevaplarken özetle şunları ifade etti: YPG’nin bir PYD gücü olduğuna dair spekülasyonları biliyorum. YPG kurulurken, kimseye karşı değil, Rojava’daki halkları korumak için oluşturuldu. Rojava’ya dışardan yorum yapmak yerine, gelsinler bölgemizde, deneyim tecrübelerini aktarsınlar. Hêwler’de, İstanbul’da ve diğer başkentlerde oturup, herşeyi karalamak yerine, yerinde izlemeye ve destek sunmaya davet ediyoruz. Bu aynı zamanda söylenenlere ilişkin ve herkes için bir samimiyet sınavıdır. Bakacağız, göreceğiz.”
Bessam İshak da radikal dincilerin Suriye’de hakim olması durumunda, Sünni-Arap hegemonyasının, geri kalanlara yaşam hakkı tanımayacağını dile getirdi.
BERLİN