Rojhilat Kürtlerinin zor kararı
Forum Haberleri —

Rojhilat
- Mesaj olsun ya da olmasın, geçmiş deneyimler Kürtleri öğretti ki büyük bir güçle (ABD gibi) ittifak genellikle geçicidir ve büyük devletlerin stratejik çıkarları bir anda değişebilir
*IBRAHIM HAMIDI-Çeviri: Yeni Özgür Politika
Yıllar boyunca Amerika’nın Kürtlere desteği gelgitler yaşadı. Bu ilişki, Beyaz Saray’ın desteğinin olduğu dönemleri, ardından hayal kırıklıklarının takip ettiği dönemleri kapsadı; 2017’de bağımsızlık referandumu sonrasında Amerika’nın tarafsız kalması ve 2019 ile 2026’da Kuzey-Doğu Suriye’den askerlerini çekerek Kürtleri açıkta bırakması gibi.
İran’ın hatırı sayılır Kürt nüfusu göz önüne alındığında, bazıları 2026 savaşını bir fırsat olarak görüyor; zira Tahran’daki rejim liderliğinin on yıllardır en zayıf noktasında olduğu görülüyor. Tarih ise bize şunu hatırlatıyor: Büyük güç çatışmasının gölgesinde doğan fırsatlar, genellikle en doğrudan etkilenenlerin başları üzerinden yapılan pazarlıklarla sona erer.
Şubat sonlarında başlayan ABD-İsrail savaşından bu yana Kürtler, ABD ve İsrail güçleri hava desteğiyle kuzeybatıdan savaşa girebilecek potansiyel bir aktör olarak öneriliyor. Kürtler, 2003’te Saddam Hüseyin’i kuşatıp devirme çabalarının bir parçası olarak gündeme gelmişti. Daha yakın zamanda Suriye’deki Kürt gruplar, eski Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı sıkıştırma planının parçasıydı; Esad’ın ordusu dağıldıktan sonra Aralık 2024’te kaçmıştı.
İran’da rejim değişikliği konuşulurken, Amerikalıların Kürt güçlerini kullandığına dair raporlar bölgesel analistleri pek şaşırtmadı. Geçmişteki hayal kırıklıkları göz önüne alındığında Kürtler, Washington’a siyasi kazanımlar peşinde koşarken güvenebilir mi yoksa terk edilme ve ihanet yüklü kolektif tarihsel hafızaları, böyle bir bahsi tehlikeli bir inanç sıçraması mı haline getiriyor?
Geçmiş ihanetler
Kürt hesaplamalarında belirleyici unsur, güç dengesi yerine geçmiş olabilir. Devletleşme arayışı ve büyük güçlerin ihanetleri, Kürt bilincinde derin yaralar bıraktı; Mahabad merkezli Kürdistan Cumhuriyeti’ne kadar uzanan bir tarih. Rojhilat’ta (Doğu Kürdistan) kurulan bu cumhuriyet, 1940’larda yalnızca 11 ay sürdü, çünkü Sovyet lideri Stalin, Batı baskısı altında korumayı çekti.
Irak Kürtleri için acı, 1975’te Saddam Hüseyin ile İran Şahı arasındaki Cezayir Anlaşması’yla geldi. O tarihten önce Kürt hareketi (Mele Mustafa Barzanî liderliğinde) Bağdat’a karşı savaşında Amerikan ve İran desteğini alıyordu. Anlaşma bu desteği aniden sona erdirdi. İsyan çöktü ve Kürtler dağlara çekildi. Onlar için ders netti: Büyük güçlere güvenmeyin. Özellikle Amerikan ihaneti derinden yaraladı.
Washington, 1990’larda Birinci Körfez Savaşı’ndan sonra Güney Kürdistan'a hava desteği sağladı, ardından 2003’te Saddam’ı devirdi ve Kürtlerin yeni Irak’taki konumunu güçlendirdi. Terk edilme hissi 2017’de, Donald Trump’ın ilk döneminde Federe Kürdistan'ın bağımsızlık referandumu sırasında yeniden su yüzüne çıktı. Irak güçleri, Kerkük’e ilerlediğinde Washington tarafsız kalmayı seçti. Birçok Kürt, bunu da Amerikan desteğinin daha geniş stratejik hesaplara bağlı olduğunun kanıtı olarak gördü.
Suriye’de hikâye, Rojava’da (Batı Kürdistan) tekrarlandı. Amerika, DAİŞ’e karşı mücadelede yıllarca Kürt güçlerini destekledi, ancak Trump, 2019’da Kuzey ve Doğu Suriye’den birçok Amerikan askerini çekti ve Kürtlerin orada DAİŞ’ten aldığı topraklara geniş bir Türk askeri saldırısının kapısını açtı; Kürtler Amerikan koruması bulamadı. Bu durum, bu yılın başında yeniden ortaya çıktı; Suriye hükümet güçleri, doğuya ilerlerken Kürtler, Trump tarafından yalnız bırakıldı.
Bedelsiz fırsat var mı?
Trump, şimdi İran’ın “koşulsuz teslimiyetini” isterken, silahlı Kürt güçleri, Amerikan-İsrail şemsiyesi altında iç cephe açmak amacıyla tartışılıyor. Bu, Kürt bölgelerinden (Rojhilatê Kurdistan) olacak. Son yıllarda bu bölgeler, İran’ı saran protesto dalgalarında büyük rol oynadı; özellikle 2022’de genç Kürt-İranlı kadın Jîna Emînî’nin gözaltında ölümü, ülkenin tarihindeki en büyük halk ayaklanmalarından birini tetikledi.
Belki de önleyici olarak, Kürt illeri son zamanlarda İslam Devrim Muhafızları Ordusu tarafından hava saldırılarıyla hedef alındı. İran güvenlik ajansları, Federe Kürdistan'dan gelen tedarik ve eğitim rotasından endişe duyuyor. Gerilim yükseliyor. Irak ve Suriye’deki akrabalarının anlamlı kazanımlar elde ettiğini gören marjinalize edilmiş bir halk olarak İran Kürtleri, kaosta bir açıklık görebilir. Bu, Suriye ve Irak’taki 21. yüzyıl gelişmelerine benzer şekilde İran içindeki milliyetler sorusunu ve merkez ile çevre arasındaki ilişkinin yeniden tanımlanması ihtimalini yeniden gündeme getirir. Ancak Ortadoğu’daki ittifaklar nadiren bedelsiz fırsat sunar ve Kürtlerin çatışmaya girişi bir zincirleme reaksiyonu tetikleyebilir. İranlıların yüzde 60’ından fazlası Fars’tır; Kürtler nüfusun yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor.
Tahran-Ankara ortaklığı
ABD ve İsrail saldırılarına odaklanmış olmasına rağmen İran, kuzeydeki bir Kürt ayaklanmasına karşı hareketsiz kalmayacaktır. Burada Tahran’ın Ankara ile ortak zemini olabilir. Türk liderler, sınırları dışındaki herhangi bir silahlı Kürt hareketini keskin bir hassasiyetle izler; bunun içeride milliyetçi özlemleri tetikleyebileceğinden korkar.
Çoğu İran Kürt partisinin üslendiği Federe Kürdistan yakında ateş hattında bulabilir kendini. Bu, Hewlêr’in düşmanca bir platform olarak görülmesi halinde Irak’la askeri çatışma riski taşır. Bu yüzden Ankara, böyle bir senaryoya karşı hızla uyarıda bulundu. Tahran, dron ve füzelerle mesajını verdi.
Mesaj olsun ya da olmasın, geçmiş deneyimler Kürtleri öğretti ki büyük bir güçle ittifak genellikle geçicidir ve büyük devletlerin stratejik çıkarları bir anda değişebilir. 2026’da Tahran’ın zayıflığından yararlanma cazibesi hâlâ var; zira siyasi tanınma arayışları sürüyor. Birden fazla kez parmakları yanan Kürtlerin risk yaklaşımı, artık giderek temkinli hale geliyor.
* Suriyeli gazeteci İbrahim Hamidi'nin Al Majalla'daki yazısı, çevirilerek düzenlendi.







