* HDP Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkçü, bazı aileleri oyuna getirip "PKK çocuk kaçırıyor" mizansenini sergileyen Türk Hükümeti'nin ısrarla Roma Statüsü'ne taraf olmadığını hatırlattı. Kürkçü, sicili kirli olan Türk Hükümeti'nin savaş/insanlık suçlarından yargılanmaktan korktuğuna işaret etti.  

* Kürkçü, Türk Hükümeti'ne açık çağrıda bulundu: Evlerinden ayrılarak sınırın ötesine geçen, orada kendilerine güvenli mekan bulduklarını düşünen çocukların ailelerine kavuşmasını istiyorsanız barış sürecine hız verin. Roma Statüsü'ne taraf olun. Uluslararası çocuk hakları sözleşmelerine imza atın."
* Türk Başbakan'ın dünkü düzeysiz ve nefret kusan konuşmasına atıfta bulunan Kürkçü, "Biz sizin bizi çekmek istediğiniz yere gelmeyiz. Ne kadar kutuplaşırsak parsamız artar diye düşünüyorlar. Havanızı alırsınız. Mücadelemizi veririz, ağız dalaşı yapmayız. Yüzünüzü ortaya çıkartır, teşhir ederiz" dedi.


İstanbul/Gaziosmanpaşa Meydanı'nda 'Öcalan'a Özgürlük' standı açan HDP ve BDP üyelerinin bir çetenin saldırısına uğradığını belirten HDP Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkçü, "B planı budur. Bize saldıranlar AKP'nin kiralık katilleridir. Dünyayı dar ederiz. O nedenle bize böyle planlarla gelmeyin. Hakiki işlerle gelin" diye konuştu. Barış sürecinin pamuk ipliğine değil, sağlam urganlara bağlı olması için çaba gösterdiklerini vurgulayan Kürkçü, Bu Erdoğan'ın zulmüne boyun eğmekten geçmiyor" dedi.
Parlamentoda haftalık olağan grup toplantısında partililere seslenen HDP Eşbaşkanı Ertuğrul Kürçkü, 1 Haziran'da 14 merkezde tekrarlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulundu. Kürkçü, "AKP'nin itirazı üzerine yeniden yapılan yerel seçimlerin gerçekleştiği yerlerde muhalefet partileri kazandı. AKP, büyük iddiayla girdiği seçimlerden yenilerek çıktı. Ağrı'da eşbaşkan adaylarımız seçimden eşbaşkan olarak çıktılar. Artık yerel yönetimin başındadırlar. Onları buradan selamlıyoruz. Ağrı yenilgisi Erdoğan ve AKP için ağır oldu. Ağrı'dan ağrı çıktı. Kendileri istediler, yarıştılar, kaybettiler. Devletin tüm gücüyle, tankı, topu, panzeri, polisiyle sandık başlarında halkı korkutarak oyları çalmaya yeltenenlere halk ağır tokat yapıştırdı. O yüzden Başbakan kürsüden avaz avaz bağırıyor. Bu bir şey ifade etmez. Seçim kazanmak tank, top işi değil. Gönül işi. Halkın gönlünü kazanamazsanız hiçbir şeyi kazanamazsınız" dedi.
Bu seçimlerin, ileriye ve geriye dönük olarak muhakeme imkanı da sağladığın; sadece sandıklardan oy çıkmadığını belirten Kürkçü, 3 tarz siyasetin seçimden geçtiğini vurguladı:
* AKP tarzı tahakküm, yıldırma, kandırmaya çalışma; kanmayanlara karşı tank, top, parayla cıngar çıkarma.
*  Karşısındaki blok ise onların yerinde olsalar, kendilerine yapılanları onlara yapacaklar.
* BDP, bundan sonraki HDP tarzı siyaset ise empati ve gönülleri kazanma üzerineydi.
Büyük farkla kazanmanın tarzı siyasetlerinden kaynaklandığını; Türkiye'nin tamamına seslenerek kendilerine oy vermeyenlerin gönlünü kazanacaklarını kaydeden Kürkçü, "AKP sultasına son vereceğiz. Başbakanın her yeri ağrıdı. Cumhurbaşkanlığı ve 2015 seçimlerinde ağrı sürecek" dedi.

Kürdistan'ın iki yakası

Bu sonucun çözüm sürecinin yankısı olduğuna vurgu yapan Kürkçü, Ağrı'da kazanılan seçimin aslında barış ve çözümün kazancı olarak bilinmesine yönelik Eşbaşkanlar Sırrı Sakık ve Mukaddes Kubilay tarafından da dikkat çekildiğini ifade etti. "Doğru da söylüyorlar" diyen Kürkçü, "Sadece Botan değil Serhat'ta da BDP belediyeleri Kürdistan'ın iki yakasını bir araya getiriyor" diye konuştu. Şair Ahmed Arif'in dizeleriyle gönderme yapan Kürkçü, "Kimse Serhatlıları hain, kaçakçı olarak suçlayamayacak artık. Kardeşleriyle bir araya geldiler" dedi.

Hakimiyet mücadelesi ekseni

Öcalan'ı ziyaret eden HDP heyetinin, olumlu mesajlarla döndüğünü; çözüm süreci bakımından Sayın Öcalan'ın verdiği en önemli mesajın, sürecin yeni bir aşamaya geldiği, yeni bir başlangıç için umut olduğunu belirten Kürkçü, şunları altını çizdi: "Çözüm sürecinin kendine özgü diyalektiği var. Katedilen mesafe de sosyal ve siyasi hayatta birebir karşılığını bulmayabilir. Müzakere masasında oturanlar olumlu gelişme sağlayabilir, müzakere masasını genişletebilirler. Fakat sürecin hakimiyet mücadelesi ekseninde geliştiğini aklımızdan çıkarmamamız gerekir. AKP, sürecin kalıcı barışa, halkların öz yönetimine evrilerek mükemmel sonuca varmasına karşı en az ve geciktirilerek sonuca bağlanması için elinden geleni ardına koymamaktadır."

Kalekollar halka tehdittir

Kalekolların inşasının asayişle ilgili mesele olmadığını kaydeden Ertuğrul Kürkçü, konuşmasına şöyle devam etti: "300'den fazla olan bu kalekollardan 100'ü inşa edilmiştir. Güvenlik barajları, gölleriyle Kürdistan'ı sarıyor. Çözüme ilerliyorsak halkın yoğun yaşadığı, sınır ötesi ilişkileri kardeşçe sürdürmeye hazırlandığı yerlerde askeri birliklerin halkın karşısına dikilmesinin ne gibi bir açıklaması olabilir? Halk, bunu bir tehdit olarak görüyor ve karşı koymaya çalışıyor. Lice'de, Varto'da, Silopi'de süren kalekol protestolarının gerisindeki hakikat budur.


Kalekol yapımına son verin
Yaygın medyada bunun sunuluş tarzı; herhangi bir sebepten yoksun, taşkınlık olarak yol kesildi, araçlar durduruldu diye kabaca özetlenen, birçok mizansenle dolu şeklinde oluyor. Savaşın sıcak biçimde sürdüğü dönemleri hatırlatan söylemlerle hükümet basınında görünmeye başlandı. Aylardır uyarıyoruz; bu, gerçek barış ve çözüm için yapılacak en kötü şeydir. Barış halkın gönlünde kazanılacaksa halkın gönlüne giden yol kalekoldan geçmez. O yoldan geçmek istemiyoruz. Kalekol yapımına son verin!"

Rojava'da ölüm yağdırırken

Türk Hükümeti'nin Rojava politikasını özetleyip eleştiren Kürkçü, son haftalarda Serêkaniyê'de sivil insanları, çocukları katleden insanların ellerindeki silahların Türkiye'den gitmediğine dair kanıt bulunmadığını söyledi. 83 insan öldürüldüğünü ve Türkiye'nin görmezden geldiğini kaydeden Kürkçü, "Orada ölenlerin yakınları burada yaşıyorlar. Türkiye'nin Rojava'da ölüm yağdırırken Türkiye'de barış yaratacağına inanmıyor. Suriye siyasetini değiştirerek, çetelere yardımdan elini çekmesi gerekirk. Rojava'yı kontrol altında tutmak için Güney Kürdistan'la iktisadi ve askeri ilişkilerle diplomasi yürüttüyor. Bunların barışa faydası yok" dedi.

Roma Statüsü hatırlatması
AKP'nin Amed Büyükşehir Belediyesi'nden başlayarak yerel yönetimlerin, Kürt siyasetinin karşısına "kaçırılan çocuklar" meselesini dayattığını ifade eden Kürkçü, şunları söyledi: "Bu konuda net olarak konuşalım. Hükümetin ve herkesin şunu yapmasını istiyoruz; çocuk asker kullanımının denetiminde uluslararası sözleşmeleri kabul etmesini istiyoruz. Devamı var. Bu protokol 2002'de eklendi. Başbakan Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada, çocukların savaş suçlarını yargılayacak Roma Statüsü'ne taraf olacağım, dedi. Ancak Türkiye halen taraf olmuş değil. Ortada savaş suçu varsa yargılanacağı merci uluslararası mercidir. Ancak Türkiye ısrarla Roma Statüsü'ne taraf olmuyor. İnsanlık suçlarından ülkelerin yargılanmasını da içeriyor. Hükümetin bu statüden kaçınması normal. O zaman böyle yüksek etik, hukuka kendini bağlamayan hükümetin savaştırılmadıkları belli olan çocukların sığınmış oldukları bir kurumu yola getirmek için, onunla yukarıdan bir ilişki kurmak için HDP'nin, BDP'nin, Amed Belediyesi'nin kapısına dayanmasında anlaşılacak bir şey yok. Hükümete açık çağrıda bulunuyoruz; Evlerinden ayrılarak, sınırın ötesine geçen, orada kendilerine güvenli mekan bulduklarını düşünen, bunu seçmiş çocukların ailelerine kavuşmasını istiyorsanız barış sürecine hız vermek, hukuksuzlukları ortadan kaldırmakla birlikte çocukların geri dönmelerine yardımcı olmaktır."

Pozantı Cezaevi'ni hatırlattı

Kürkçü, askere alma dairesi olmadıkları gibi çocukları bulma kurumu da olmadıklarını vurgulayark Türkiye'ye sordu: "O çocuklar hakikaten ailelerine geri dönecek olsalar, gelecekleri hakkında kim hangi garantiyi verebilir? Pozantı Cezaevi'ndeki çocuklarla yüz yüze pek çok görüşme yaptım. Söyledikleri şuydu; cezaevlerine girmemize neden olan etkinliklere katılmamızın nedeni anadilimiz, kültürümüz nedeniyle yapılan ayrımcılık. 15-16 yaşında biz buna katlanamadık, dediler. O çocukların bir bölümü gitti. Mersin'de ne olduğunu iyi biliyorum. Hem bizimle hem hükümetle diyalog kursun aileler. Çözüm yaratmak için. Çözüm Türkiye'nin çocuk haklarına koydukları çekinceleri kaldırmasında. Uluslararası statüyü kabul ettiğinde çelişki sona ereceği için kendilerini baskılayan bir kültürden çocuklar kaçmayacaktır. Pozantı Cezaevi'ndeki çocuklara yapılanlar sizin çocuklarınıza yapılmış olsa, o çocuklar hem zulmün her türlüsünü görseler, en uzak yere götürmeyi düşünmez misiniz? Tekrar atar mısınız o koşullara? Siyaset için söyleyeceğim şey, siyasi sonuç almak istiyorsanız bu yollardan gideceksiniz. Örtülü siyaset içinde edilgen rol oynamak anne-babalar için tavsiye edilecek bir şey değil. AKP'nin rol aldığı bir mesele değil mi? Hükümetin yapacağı çok şey var. Roma Statüsü'ne taraf olun, uluslararası çocuk hakları sözleşmelerine imza atın, barış için adımlar atın, gelişme ve özgürlüğün yolu açılsın."

Bu ağızla mı barış?

Türk Başbakan'ın dünkü konuşmasına atıfta bulunan ve 'AKP'nin olduğu yerde kan yok BDP'nin olduğu yerde kan var' sözlerini hatırlatan Ertuğrul Kürkçü, "Bu ağızla nasıl çözüm gerçekleştireceksiniz?" diye sordu ve ekledi: "Sürecin hassasiyetini göz önüne alarak söylem babında nefret diline teşebbüs etmememizin ödülü, böyle muhatap alınmaksa buradan söylüyoruz Başbakan'a; biz sizin bizi çekmek istediğiniz yere gelmeyiz. Kutuplaşmadan parsa topluyorsunuz. Cumhurbaşkanlığı seçiminde ne kadar kutuplaşırsak parsamız artar diye düşünüyorlar. Havanızı alırsınız. Mücadelemizi veririz, ağız dalaşı yapmayız. Yüzünüzü ortaya çıkartır, teşhir ederiz. Yedi düvelde bakacak yüzünüz kalmaz. Bu hakimiyet mücadelesi devam edecektir. Hakimiyet politikalarınıza boyun eğmeyiz. Ağrı'da, Norşin'de belediyeyi elinizden alırız. Kontratımız mı var? Ebediyen bu memleketin başında duracaksınız diye halklarla kontrat mı var? Siyaset yolundan yürüyerek çekişmelerin içine girmeyeceğiz."

Diz çöküp yalvarmayacağız

İstanbul/Gaziosmanpaşa Meydanı'nda 'Öcalan'a Özgürlük' standı açan HDP ve BDP üyelerinin bir çetenin saldırısına uğradığını; İstanbul Valisi'nin önlem alınmasını talebine "Siz zaten çocukları dağa kaçırıyorsunuz, bunları isteme hakkınız da yok" dediğini aktaran Kürkçü, konuşmasını şöyle sürdürdü: "B planı budur. Türkiye'nin her yerinde HDP faaliyetini şu ya da bu yolla önlemek, saldırı tertip etmek. Biz diz üstü çökmeyiz, yalvarmayız. Haklarımızı birer birer gerçekleştiriyoruz. Öcalan'a özgürlük isteyeceğiz. Barış ve kardeşlik için mücadeleden yılmayacağız. Bize saldıranlar kiralık katillerdir. AKP'nin ellerine sopa verip, ellerine sopa verdikleri cinsten ve soydan yarattıklarıdır. Dünyayı dar ederiz. O nedenle bize böyle planlarla gelmeyin. Hakiki işlerle gelin."

Yeni yargı paketi boş
Kürkçü, Türk Hükümeti'nin Meclis'e getireceği yeni yargı paketine de değindi. "Bu pakette barışı destekleyen ne var?" diye soran Kürkçü, "TMK'ya dönük iyileştirme yok. Hükümlülük sürelerinde iyileştirme yok. Hasta tutsaklar için her şeyi Adli Tıp'a bağlayan somut göstergelere bağlayan göstergeler var. Her şey Adli Tıp'ın onayına bağlı. Hastanelerin raporları geçerli sayılmıyor…" dedi.

Barışı kim provoke ediyor?

AKP'nin Erdoğan'a çözüm bulması gerektiğini; AKP, Erdoğan'ın AKP'si ise çözümün olmadığını belirten Kürkçü, arkadaşlarının İmralı Adası'ndan gelmesinin üzerinden 48 saat geçmeden ortalıkta bir şey kalmadığını; hakaretin de haddi hesabının olmadığını söyledi. Barış sürecinin pamuk ipliğine değil, sağlam urganlara bağlı olması için çaba gösterdiklerini vurgulayan Kürkçü, şunları söyledi: "Bu Erdoğan'ın zulmüne boyun eğmekten geçmiyor. Kurucu, yapıcı duruş ortaya koyabilirsek, muhalefetin dili olabilirsek, kutuplaştırmaya karşı halkçı siyaseti ortaya koyabilirsek yukarıdaki müzakerelerin aşağıdan güçlenmesi gerçekleşir. Sayın Öcalan, rolünü oynuyor. Bizim de oynamamız gerekir."

Cumhurbaşkanı adayı

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için kendi adaylarını çıkartacaklarını ifade eden Kürkçü, "Ortaklıkla kimse bize gelmesin. Kimseyle bir anlaşmamız ve anlaşacağımız da yok. Herkes kendini sınamalı, göstermelidir. AKP'yi iktidardan indirme derdi olanlar, ellerinden geleni yaparlarsa AKP birinci turu geçemez. İkinci tur hesaplarınız varsa bizi ikinci tura kalamayacaklar olarak görmeyin. Halka özgürlük, kadınlarla, gençlerle, köylülerle, ezilenlerle, kültürü ve kimliği inkar edilenlerle güçlü bir ilişki kurarak kimseyle ortaklık kurmak istemiyoruz. İkinci turda desteğimizi arayacaklar. Akıllarından şunu silsinler; Kürt düşmanlarına, gençlik, kadın düşmanlarına, zalimlerle ortaklık edenlere bir tek oy vermeyiz. Kimsenin bizden alacağı bir şey yok. Herkes için geçerlidir. Tarihin her dönemi için geçerli. Bize gelecekten söz edin. Kültürler eşit olacak mı? Kadın hakları garantiye alınacak mı? Seçeceğiniz erkek ya da kadın bunu sağlayacak mı? Bize böyle gelin. Bu profili halkımıza teklif ediyoruz. Bunun altına girecek olanları başvuruları için bekliyoruz. Her yurttaşımızı eşit hak sahibi görüyoruz. Bu manada müzakereye açığız. En geniş bloğu biz savunuyoruz. Herkesi dinlemeye, görüş almaya hazırız" dedi.

ANKARA