
8 Mart Kadınlar Günü kutlamaları bu yıl Suruç ve Batman'dan başlamış bulunuyor. Final Dersim'de olacak. Besê'lerin, Zilan'ların, Sakine'lerin ocağında! Zilan meydanı 8 Mart'ta özgürlük isteyen kadınlarla dolacak. Suruç'tan ve Batman'dan Dersim'e kadınlar özgürlük yürüyüşü yapacak.
Suruç ve Batman mitinglerinin çok canlı geçtiği TV görüntülerinden anlaşılıyor. Kadınlar bir yandan hiyerarşik devletçi sistemin ağır baskılarını yaşarken, diğer yandan özgürlüğe adım atmanın coşku ve heyecanı içinde bulunuyor. Kendilerine ağır acı veren savaşa, kadın katliamlarına, tecavüze, aşağılanmaya hayır diyor.
Bu yıl 8 Mart kutlamaları ağır savaş koşullarında, savaş tehdidinin daha da büyüdüğü, buna karşı barış ve özgürlük umutlarının yeniden filizlenmeye yüz tuttuğu bir ortamda gerçekleşiyor. Savaşın yarattığı acı ve öfke tüm kadınların yüzlerinden okunuyor.
O nedenle kadınlar savaşa ve katliama her zamankinden çok daha fazla öfkeli. Barışa ve özgürlüğe ise her zamandan daha fazla tutkulu. Kadın devrimi böyle bir ortamda gerçekleşiyor. Toplumumuzun süreklileşen ve derinleşen demokratik devrimi tam bir kadın özgürlük devrimi olarak yaşanıyor.
Ülkemizdeki 8 Mart kutlamalarında kuşkusuz Kürt kadınları önde. Çünkü onlar çok yönlü baskı altıda. Ulusal, sınıfsal ve cinsel baskıyı iç içe ve birlikte yaşıyorlar. Dolayısıyla herkesten daha çok eziliyorlar. Bu nedenle özgürlük ve demokrasiye herkesten fazla ihtiyaçları var. Bunu meydanlarda özgürlük öncüsü olarak herkese gösteriyorlar.
Kürt kadınları öncülük etse de, 8 Mart kutlamalarına her ulustan, her yaştan ve her renkten kadınlar katılıyor. ‘Kadının ulusu yok' deyimi bu temelde bir kez daha doğrulanıyor. Özgürlük bilincine ulaşan kadın kendini ayrı bir ulus olarak ortaya koyuyor. Hem de tarihin en eski ve en çok ezilen ulusu olarak.
Bu nedenle Rosa'larla Sakine'ler birbirine karışıyor. Dünyanın dört bir yanında erkek egemen devletçi sisteme karşı özgürlük mücadelesi verenler tek bayrak altında birleşiyor.
Bu birliğin en çok somutlaştığı yer Kürt coğrafyası. Kürt özgürlük mücadelesinin uluslararası boyutu ile kadın devriminin küresel karakteri burada tamamen iç içe geçiyor. Bu da özgürlük mücadelesi veren Kürt kadınlarını her bakımdan öncü haline getiriyor.
Kürt özgür kadın hareketinin bu denli gelişmesinde PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın da çok önemli bir payı var. Sezar'ın hakkını Sezar'a vereceksek bunu da ifade etmemiz lazım. Çünkü, hiçbir erkeğin kolay kolay yapmayacağı veya yapamayacağı kadar PKK Lideri erkek egemen sistemi deşifre etti. Aynı zamanda bu sistemin yarattığı kadın gerçeğini de açığa çıkardı.
PKK Lideri, düşünce ve eylemiyle bir yandan kadın özgürlüğünün felsefik-teorik boyutlarını açığa çıkarırken, diğer yandan da kadına bilinçlenme, örgütlenme ve kendine güvenmeyi öğretti. Bu nedenle, geçen yıllarda olduğundan daha çok meydanlara akan Kürt kadınları “Öcalan'a Özgürlük!” talebiyle yürüyor. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü, Kürt halkı gibi Kürt kadınları tarafından da kendi özgürlükleriyle eş anlamlı görülüyor.
Kürt kadınlarının bir de her zaman güç alacakları kahraman şehitleri var. PKK mücadelesi başlangıçta bir ulusal ve sınıfsal mücadele olarak başlamış olsa da, giderek bir kadın özgürlük mücadelesi haline geldiği, özgür kadın hareketinin her bakımdan öncülük konumuna ulaştığı tartışmasız bir gerçek.
Bu öncülük sadece ideolojik öncülük düzeyinde değil, onunla birlikte pratik öncülüğü de ifade ediyor. İdeolojiden askerliğe kadar her türlü mücadele içinde bu böyle olduğu gibi, demokratik toplum ve demokratik sistem inşasında da bu böyle.
Dolayısıyla bu pratik mücadele bedel ödenerek yürütülüyor. Başlangıçta sadece Rosa Luxemburg gibi sosyalist kadın militanlardan ilham alan, Besê ve Leyla Kasım gibi Kürt kadınlarına dayanan mücadele, süreç içinde kendi kahramanlık çizgisini ve büyük şehitlerini de ortaya çıkarmış bulunuyor.
Artık sadece Kürtler içinde değil, küresel kadın hareketi açısından da birer tarihsel efsane haline gelmiş Berivanlar, Beritenlar, Zilanlar, Semalar var. Kürt kızları Şilan, Viyan, Nuda isimleriyle büyüyor. Ulusal ve sosyal özgürlük mücadelesinde de tarihi sorumlulukları üslenmiş bulunan Kürt kadınları, ödedikleri ağır bedellerle etkisi yüzlerce yıla yayılacak bir kahramanlık hareketini yaratmış bulunuyor.
Sözkonusu kahramanlık hareketiyle kadın özgürlüğü zafer garantisine kavuşmuş durumda. Yine Kürt Özgürlük Hareketi de yenilmez gücüne kavuşmuş bulunuyor. 2013 yılının 8 Mart kutlamalarını daha anlamlı ve coşkulu kılan bu gerçeklik oluyor.
Kürt kadınları geliştirdiği mücadeleyle hiçbir gericiliğe geçit vermiyor. Bunu en açık bir biçimde Paris katliamı karşısında gösterdiği etkili tutumda görüyoruz. 8 Mart kutlamaları 9 Ocak'ta başlayan kadın direnişini zirveye taşıyor. Gerçek anlamda Sara, Rojbîn ve Ronahî gerçeğine yakışan bir kutlama oluyor.
Paris'te katledilen bu üç büyük devrimciye adanan bu 8 Mart kutlamaları, öyle görünüyor ki amacına fazlasıyla ulaşacak. Paris katliamı şahsında tüm kadın katliamlarına dur derken, kadın bilinçlenmesinin, örgütlenmesinin ve dayanışmasının da ocağı haline gelecek. Rosa'dan Sakine'ye özgürlük için direnenler bu kez kazanacak!
Bu temelde insanlığın kara lekesi olan Paris katliamını bir kez daha lanetlerken, tüm kadınların 8 Mart özgürlük bayramlarını kutluyor, zulme karşı yürüttükleri özgürlük mücadelelerinde başarılar diliyoruz!..