Dünyanın her yerinden söylenecek şarkılarla dilleri yaşatmak amacıyla kurulan koronun eğitim çalışmaları devam ederken, kadınların repertuarında şimdilik Kürtçe, Türkçe, İspanyolca, Ermenice ve Arapça dillerinden devrim ve kadın mücadelesini anlatan şarkılar yer alıyor. Kadınlar dünyanın farklı dillerini öğrenerek, her dilden topluma seslenip ve müzik yoluyla ulaşmayı amaçlıyor. 

Piyano eşliğinde şarkılarını seslendiren kadınlar, bağlama, yaylı ve nefesli enstrümanları kullanmayı amaçlıyor. İsmini, kadın mücadelesine öncülük etmiş ve arkasında büyük bir miras bırakmış devrimci Rosa Luxemburg'dan alan koronun üyesi Sevda Eya, koronun ismine dikkat çekerek, böylesi bir koronun kurulma amacının dünyanın her yerinde farklı dillerde şarkılar söylemek olduğuna işaret ediyor. Özel bir şirkette çalışan Eya, kadınlar ile birlikte şarkı söylemenin hissettirdiği duyguyu dile getirerek, kadına olan bakış açısını ve kadın mücadelesini şarkılar ile anlatacaklarını söylüyor. 


'Kadın mücadelesinin ürünüyüz'

Koroya ilginin gün geçtikçe arttığını vurgulayan Eya, "Toplumda kadına ne kadar baskı uygulanırsa ne kadar çok sesi susturulmaya çalışılırsa, bu 20 kadın da şarkıları ile baskıları dile getirecek" diyor. Kadın mücadelesinin müzik ve seslendirilen şarkılar ile örgütlenebileceğini ifade eden Eya, Rosa Kadın Korosu'nun aynı zamanda kadın mücadelesinin bir ürünü olduğuna vurgu yapıyor. 


'Üniversitelerde sempati uyandırdık'

Üniversite öğrencisi Kardelen Demirkıran ise Rosa Kadın Korosu'nda yer almasının sebebini, kadını esas alan yapısından dolayı tercih ettiğini dile getiriyor. Koronun üniversitelerde de bir sempati uyandırdığını söyleyen Demirkıran, bundan sonraki hedeflerinin kadın özgürlük mücadelesini farklı dillerde anlatmak ve farklı kültürlerden olan kadınlar ile bir araya gelip koroyu büyütmek olduğuna dikkat çekiyor. 


'Türkiye'de dil ve kültür çeşitliliği var'

Türkiye'deki dil ve kültür çeşitliliğine dikkat çeken Demirkıran, bu zenginliği icra ettikleri sanatla tüm ülkeye ve kadınlara anlatmaya çalıştıklarına işaret ederek, "Çünkü anadil yüreğin kapısıdır. Herkesin sesi ve sözü olmamız için farklı dilleri esas alacağız" diyor. 


'Kadın örgütlenmesinin bir ayağı'

55 yaşında olan ev emekçisi Aliye Özkan da koroyu kadın örgütlenmesinde bir alan olarak gördüğünü söylüyor. Koronun kendisi için taşıdığı anlamı dile getiren ve duyduğu heyecanı anlatan Özkan, "Koroyu kadın örgütlenmesinin bir ayağı olarak görüyorum. Kadın korosu bizim gibi evden dışarı çıkamayan kadınların kazanımı oldu. Biz kadınlar hep çocuklarımız ve eşimiz için yaşadık. Onları mutlu etmek için yaşadık" sözleriyle hissettiklerini dile getiriyor. 

Özkan, "Evde temizlik yaparken hep mırıldanırım" diyerek, mırıldadığı şarkıları bugün halka karşı seslendirdiğini dile getiriyor. 


 DİHA/ANKARA