Hükümetin bir an önce demokratikleşmek için adımlar atması gerektiğini ifade eden Demirtaş, "Saldırılar karşısında demokratikleşmek yerine otoriterleşmeye gidiyor. Her otoriter lider gibi baskıyı arttırarak saldırıdan kurtulabileceğini düşünüyor. Gülen'in talimatlarıyla hareket eden bir polis devleti oluşturmuş Başbakan. Buna karşı mücadele yürütürken de kendi yargı/polis devletini kurarak cevap verecektir" diye kaydetti.

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, dün uluslararası basının mensuplarıyla bir araya geldi. Ortadoğu'ya ve Türkiye'nin dış politikasına yönelik değerlendirmelerde bulunan Demirtaş, "Gün geçtikçe eleştirilerde haklı çıkıyor olmakta üzgünüz. Davutoğlu'nun sıfır sorun politikasının çok geçerli olmadığı tespitimizdi. Türkiye'nin zararın neresinden dönerseniz kardır yaklaşımı ile büyük değişimlere imza atması gereken günlerden geçiyoruz. Ülkenin iç işlerine varan müdahaleyi hedefleyen, gerçek anlamda barışı hedeflemeyen bir dış politikanın varacağı nokta buydu. Ortadoğu genelinde barış arzulanıyorsa, hak ve özgürlüklerin eşit yaklaşımla savunulması gerekir. Kimliklerin bir birbirini yok etmeye dönük her türlü saldırı, savaşların sürmesine yol açacaktır" dedi.

Başına bela olacak

Türkiye'nin Suriye'de taraf olarak bu savaşların derinleşmesine vesile olduğunu ifade eden Demirtaş, şunları söyledi: "Suriye'de bütün mezhep gruplarının hak ve özgürlüklerinin sağlanması için çalışmak yerine Sünni inancın tarafında durmak, kaybettirmiştir. Türkiye bundan ders çıkarıp ortaya farklı bir politika koyuyor mu? Hayır. Hata yaptıklarını iç dünyalarında kabul ettiklerini biliyoruz. Dönüşüm konusunda da son derece çekingen ve agresif bir tutum sergiliyor olması Suriye merkezli sorunun çözümünün gecikmesine neden oluyor."
El Kaide gibi grupların desteklenmemesi konusundaki bütün uyarılarına rağmen dikkate alınmadıklarını hatırlatan Demirtaş, "Bu yardımlar Türkiye'nin başına bela olacaktı, maalesef bu konuda da haklı çıktık. Türkiye bunu reddetmekle birlikte, gelen tepkiler üzerine bu yardımların minimum düzeye indiğini söyleyebilirim" dedi.


Kürtlere ambargo uyguluyor
Günlük ticaret konusunda da Türkiye'nin ayrımcı politika izlenmeye devam ettiğinin altını çizen Demirtaş, "Kürt gruplarının elinde olan bölgelerde yardımlara ve günlük ticarete ambargo uygulanıyor. Bu da büyük bir çelişkidir. Dış politikadaki hatalardan biridir. Suriye'deki Kürtlerin Türkiye'ye güven duymamalarının en büyük nedeni budur" diye vruguladı. Başından beri Suriye'deki Kürtlerin halkların dostu olduğunu, Suriye'yi bölmeyi istemediklerini, Türkiye için tehdit olarak görülmediğini ifade eden Demirtaş, şunları kaydetti: "Bunları belirtmemize rağmen Davutoğlu orada bir Kürt oluşumuna izin vermeyeceğini ilan etmiştir. Bu konuda Türkiye'nin giderek yalnızlaştığını düşünüyorum. Oradaki Kürtler kendilerini korumaya ve statü elde etmeye çalışıyorlar, bundan dolayı Kürtleri suçlamak doğru bir yaklaşım olmaz."

Diplomatik gayreti var
Demirtaş, Kürtlerin Cenevre'de hak elde etmemeleri için Türkiye'nin diplomatik bir çaba içinde olduğuna işaret ederek, "Türkiye'deki Kürtler zaten Türkiye'ye güvenmiyor, bu tutum nedeniyle içerideki barış süreci de giderek zora giriyor. İçerde yürüyen barış görüşmelerinde Rojava'daki Kürtlere yaklaşımı gündeme getiriyoruz. Cenevre 2'ye giderken Kürtlerin kendilerini ayrı bir heyetle temsiliyetinin faydalarını anlatmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

Çözüm Kürt modelinde

Çözümün anahtarının Suriye'de Kürtlerin oluşturduğu modelde olduğunu aktaran Demirtaş, "Orda bütün grupların yönetimlerde söz sahip olacağı model dışında hiçbir model orada barışı sağlayamaz. Kürtler savaş sürecinde bile Demokratik Halk Meclisleri kurarak demokratik toplumun inşasına giriştiler. Hiç bir etnik grubu dışlamadan sürecin içine katarak geçici bir yönetim oluşturdular" dedi.

Dünya görmezden geliyor
Demirtaş, Kürtlerin görmezden gelinmesinin büyük bir handikap olduğuna dikkat çekti: "Özgür Suriye Ordusu saflarında örgütlenmiş militanların dünya genelinden aldığı destekle Kürt grupların aldığı destek kıyaslandığında Dünya kamuoyunun Kürt bölgesini görmezden geldiğini, yardımların çoğunun radikal grupların eline geçtiğini üzülerek söylüyorum. Gece gündüz kafa koparan, tecavüz eden radikal gruplar büyük destek alıyor. Türkiye de bunlara destek veriyor. Avrupa ve Amerika'dan gelen yardımlar da bu grupların eline geçiyor. Batı dünyası halen çözüm projesine sahip olmayan Özgür Suriye Ordusu'nu esas alan bir anlayışla Cenevre konferansını destekliyor."

Rojava'ya destek
"Saddam döneminde de Kürtler görmezden gelindi. Ama bugün gördüğünüz gibi Kürdistan Bögesel Yönetimi'nin toplumsal kalkınması büyük bir hızla sürüyor. İnsanların Şii-Sünni ayrımı içinde birbirini kesip doğradığı bir coğrafyada barış temelli bir toplumsal yapı inşa ediyorlar" diyen Demirtaş, Rojava'nın bu konuda yalnızlığının ve sahipsizliğinin adaletsizlik olduğunu belirtti. Demirtaş, "Rojava'yı sahiplenme bizim öncelikli politikamızdır" diyerek İstanbul'da ve Amed'de Rojava'ya destek mitingleri yapılacağını kaydetti.

AKP'nin tam zıddı
"Rojava Kürdistanı'nın yapısı esas alınırsa Suriye'de savaş çok hızlı bir şekilde durabilir" diyen Demirtaş, burada yaşanan travma ve acıların on yıllara yayılmadan hızla çözülebileceğini söyledi. Suriye meselesini Rojava merkezli olarak gördüklerini dile getirten Demirtaş, bu konuda AKP ile yaklaşımlarının taban tabana zıt olduğuna işaret etti.

AKP büyük yara aldı

Son dönemde ortaya saçılan yolsuzluk dosyaları ve AKP ile Fethullah Gülen Teşkilatı arasındaki çatışmaya dikkat çeken Demirtaş, "AKP'nin büyük bir yara aldığını düşünüyoruz. Bu her şeyden önce AKP'nin kendi hatasıydı. Yolsuzluk konusunda şeffaf olsaydı bu girişimlere zemin sunmamış olurdu. Olup bitenler sadece yolsuzlukla bağlantılı değil. Bazı dış mekanizmaların harekete geçerek darbe girişiminde olabileceğini de düşünüyoruz. Bu AKP'nin yolsuzluklarının meşru olduğu anlamına gelmez" dedi.

Her otoriter gibi

Hükümetin bir an önce demokratikleşmek için adımlar atması gerektiğini ifade eden Demirtaş, şöyle devam etti: "AKP bunları yapabilecek güçte değildir. Saldırılar karşısında demokratikleşmek yerine otoriterleşmeye gidiyor. Her otoriter lider gibi baskıyı arttırarak saldırıdan kurtulabileceğini düşünüyor. AKP bu haliyle Türkiye'ye gelecek vizyonu çizmekten uzak bir durumdadır. Fethullah Gülen'in talimatlarıyla hareket eden bir polis devleti oluşturmuş Başbakan. Buna karşı mücadele yürütürken de kendi yargı/polis devletini kurarak cevap verecektir. Oysa yapması gereken demokratikleşme ve yargıyı bağımsız hale getirmek olmalıydı. Devasa hantal ve içerden teslim edilmiş bir yapıya dönüştüler. Bu yapının rotayı demokrasiye çevirmesi imkansız görünüyor."

AKP umut olmaktan çıkmalı

Yerel seçimlerde HDP ve BDP olarak büyük bir atılım hedeflediklerini ifade eden Demirtaş, "Türkiye'nin artık AKP'yi bir umut olmaktan çıkaracağını bu seçimle görebiliriz" dedi.

AKP cemaati tetikçi yapmıştı

KCK duruşmaları konusunda da değerlendirmelerde bulunan Demirtaş, "Mahkemelerin kapatılması lazım, yargılama yapan heyetlerin yargılanması gerektiğini düşünüyoruz. Eski Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin itiraf etti. Hakimler, Fethullah Gülen'in istekleri doğrultusunda karar veriyorlar. Gülen, KCK davalarında tahliye kararı verdi mi vermedi mi bilmiyoruz. AKP Kürtlere karşı tetikçi olarak cemaatçileri kullandı" şeklinde konuştu.

Kürtleri güçleri birleşmeli

Güney Kürdistan'da yapılması planlanan Kürt Ulusal Kongresi'ne de değinen Demirtaş, "Dünya'daki bütün Kürtlerin siyasi güçlerini birleştirmesi gerekir. Güney Kürdistan'ın sunacağı destek Rojava'yı da Güney Kürdistan'ı da rahatlatacaktır" dedi. Konferansın gereksiz yere ertelendiğini belirten Demirtaş, herkesin bir an önce yapılması için çabalaması gerektiğini söyledi.

DİHA/İSTANBUL