ZABEL MİRKAN

1997 yılında yayımlanan ve ilk romanı olan “Küçük Şeylerin Tanrısı” sayesinde Arundhati Roy, İngiltere’nin en saygın edebiyat ödülü olan Man Booker Ödülü’nü kazandı. Bu ödülü alan ilk Hindistanlı kadın yazar oldu. Küçük Şeylerin Tanrısı ise kısa zamanda kült bir roman haline geldi...

Arundhati Roy bu başarıdan memnun olsa da sonraki eserlerini roman tarzında vermedi. Ya da veremedi, bir şekilde yazamadı. Bir röportajında ikinci romanına başladığını; ancak bir türlü ilerleyemediğini anlatan Roy, John Berger’in kendisine “hocalık” yaptığını söylüyor ve Berger’in ona yazmasını salık verdiğini ekliyor. Berger’in tatlı sert önerilerinden sonra Arundhati Roy romanına kaldığı yerden devam edecekken bu sefer Maocu gerillalar onunla görüşmek istiyor. Hatta “Dağılmış Cumhuriyet: Yoldaşlarla Yürümek” kitabını yazdığı dönem bu. Bu fırsatı Arundhati Roy’un asla kaçırmadığını onu biraz tanıyan herkes bilecektir muhakkak...

1961 yılında, Hindu bir babanın ve Hıristiyan bir annenin kızı olarak Hindistan’da doğan Arundhati Roy, on yedi yaşında evden ayrıldı ve mimarlık eğitimi almak üzere Yeni Delhi’ye taşındı. Eğitimini tamamladıktan sonra bir bursla İtalya’ya gitti ve anıt restorasyonu çalışmalarında yer aldı. İtalya’da bulunduğu dönemde yazmaya yöneldi. Eşi ile birlikte televizyon kanalları için dizi ve film senaryoları yazdı. Hindistan’da Haydutlar Kraliçesi olarak tanınan Phoolan Devi’nin yaşamını yazdığı için yargılandı. Senaryolarında daha çok Hindistan’daki öğrencilerin yaşamını, kadınların uğradığı istismarı, kentin yoksul bölgelerinde yaşayanların hayatlarını eleştirel bir bakışla işledi. Tüm dünyayı ilgilendiren evrensel konularla ilgili yazdı. Ekonomik krizler, kültürel sıkışmalar ve küreselleşme daha sonraki kitaplarının ana konusu oldu. İlk romanıyla yakaladığı başarıyı politik makalelerindeki özgün fikirleri takip etti.

Tüm dünyada bilinen yazarlığının yanı sıra hak savunucusu olarak uluslararası bir üne sahip olan Arundhati Roy, 2002 yılında Narmada nehri üzerine yapılacak olan baraj projesine karşı çıktığı ve eylemlere destek verdiği için mahkemelik oldu. Bir günlük hapis cezasına çarptırılan Roy’un mahkemeyle başının derde girdiği tek konu bu değildi. Keşmir’in Hindistan’ın ayrılmaz bir parçası olmadığını söylemesi üzerine de benzer bir tehditle karşı karşıya kaldı. Kararlı muhalefetinden dolayı hakkında birçok kez şikâyetlerde bulunuldu ve davalar açıldı. Ama o fikirleri ve yazdıklarıyla edindiği şöhreti yoksullar ve ezilenler için kullanmak konusunda kararlıydı...

Roy, 2005 yılı Haziran ayında İstanbul’da toplanan Irak Dünya Mahkemesi’nde Vicdan Jürisi’nin başkanlığını üstlendi. 2015 yılında ise Prospect dergisi tarafından dünyanın önde gelen düşünürleri listesinde 6. sırada yer aldı. 2017’ye gelindiğinde yazarın yirmi yıl aradan sonra, ikinci romanı “Mutlak Mutluluk Bakanlığı” yayımlandı.

‘Bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte…’

Mutlak Mutluluk Bakanlığı, Nâzım Hikmet’in “Bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte, yani yürekte…” dizeleriyle açılıyor ve sizi yıllar sürecek bir yolculuğa çıkarıyor. Hikâye Eski Delhi’nin kalabalık mahallerinden dışarıya uzanarak yeni filizlenmeye başlayan metropollere ve oradan da savaşın barış, barışın savaş anlamına geldiği, arada bir de “olağan hâl” ilan edilen Keşmir Vadisi’ne ve Orta Hindistan ormanlarına açılıyor.

Bir zamanlar Afitab olan Encüm, evim dediği bir şehir mezarlığında buluyor kendisini. Gece yarısından sonra birdenbire kaldırımın üzerinde çöpten bir beşik içinde bir bebek çıkıyor ortaya. Gizemli bir kadın, kendisine aşık olan üç erkeğin yaşamında varlığıyla olduğu kadar yokluğuyla da yer tutuyor. Mezarlıklar, dar geçitler, militanların kaldığı evler ve cinsel kimlikleri nedeniyle toplum tarafından dışlanmayan, aksine bedduasından, lanetlemesinden kaçınılan Hijralar...

Mutlak Mutluluk Bakanlığı, hem sancılı bir aşk hikâyesi hem de son derece belirleyici bir başkaldırı, protesto. Bazen fısıldayarak konuşan kitap, bazen haykırarak bazense gülerek, güldürerek anlatıyor derdini. Hikâyeye hayat veren kahramanları ise yaşamın kötücül ve acımasız koşullarına rağmen nasıl dirayetli bir direnişçi olunur ilmek ilmek örerek öğretiyor size. Arundhati Roy’un masalsı, mucizevi hikâye anlatma yeteneği ise yanınıza kâr.

Zor bir roman Mutlak Mutluluk Bakanlığı; ama yazarı sevenler için bulunmaz bir nimet. İlk 50 sayfayı atlatmaya bakıyor her şey! Ama zaten Arundhati Roy’un da dediği gibi: “Parçalanmış bir hikâye nasıl anlatılır? Yavaş yavaş hikâyedeki herkese, hayır, hikâyedeki her şeye dönüşerek.”

Mutlak Mutluluk Bakanlığı Arundhati Roy

Can Yayınları 2017