Malum Türkiye’de 15 Temmuz günü bir darbe girişimi yapıldı, darbe gecesinden başlamak üzere karşı bir darbe gerçekleştirildi. 

O gün bugündür Türkiye’de tam bir sürek avı tarzı ile muhalif duranların üzerine gidilmektedir. Ne de olsa, kendi cephelerinde Milli Birlik adı altında beyaz, kırmızı ve yeşil faşistler ile diğer ara renklerinde ki Türkçü, ırkçıları da bir araya getirerek bir blok oluşturdular. Kendilerinin deyimiyle; “bu birlik ruhu asla bozulmasın ya rabbim” diyerek, kendilerince tarihi bir momentum yakaladıklarına inanmaktadırlar. Ve bunu ise en çok sözde kendilerine bağımsız ve özgür basın sıfatını yakıştıranlar propagandasını yapmaktadır. 

Türkiye tarihinin birçok sayfasında yalakacılığı görmüşüzdür. İktidara dayanarak ayakta kalma isteme çabaları doğası gereği kişiliksizlikleri ortaya çıkarır. Kişiliksizlik, omurgasızlık bir karakter olarak geliştiği için, her yeni durumda kişilikleri sarsılır, taraf belirlemeye çalışırlar. Nerede daha fazla menfaat sağlanacak iseler oraya yamanırlar. Ve gerçek manada Türkiye’de bugün yaşanan tam bir yamanma yarışıdır. Dilleri, sözleri, görüşleri ile derken yaşam duruşlarıyla sözün tam manasıyla birilerine yamanmak için bu yarış tam gaz sürmektedir. 

Tuhaf gelebilir ancak daha birkaç yıl önce şimdi Fetö diye saldırdıklarına yamananlar, şimdi RTÖ’ye ve RTÖcülere (Recep Terör Örgütü) yamanmaktadırlar. 

Daha tuhafı ise daha dün Fetö ile baş başa, yan yana fotoğraflar çekenler, görüşmek için sıraya girenler, şimdi karşı cepheden hem de en dibe vurmuş bir dil ile Fetö ve yandaşlarına saldırmaktadırlar. 

Dahası, Fetöcülerin Türkiye’de en çok saldırdıkları hareket ve akımların başında Kürtler ve onların özgürlük hareketi gelmesine rağmen, şimdi güya Fetöcüler Özgürlük Hareketi ile ortak hareket ediyorlarmış, güya Özgürlük Hareketi ile Fetöcüler birlik imişler. 

Birilerinin zamanında Fetö’nün ayaklarının altında çektiği resim halen dururken, birileri zamanında spor stadyumlarında Fetö’yü Türkiye gelmesinin ne kadar hayırlı olacağının söylemleri arşivlerde dururken, yine birilerinin Okyanus Ötesindeki zatın desteğiyle bir partinin başına gelmesinin şaibeli durumu halen aşılmış değilken, yine birileri Fetö zatı keremine selamlarını aralıksız olarak gönderirken, Fetöcüler daha 2009 yılında on binlerce Kürt siyasetçisini zindanlara atmak için neler yaptığını ve halen de bu yapılanların bir sonucu olarak mahkemelerde bunların nasıl süründürüldükleri ne çabukta unutuluveriliyor… 

Yine Özgürlük Hareketine ve gerillasına daha birkaç yıl önce Fetö’nün RTÖ’ye ve Türk ordusuna neden Kürtleri dize getiremediklerini içeren sitem ve eleştiri dolu sözlerini unutanlara hatırlatalım ki, kim Fetöcü kim ise bu Fetöcülerin hedefiydi? 

Fetullah Gülen’in: “Ayıptır bu, otuz senedir bir avuç şakinin hakkından gelemiyorsun Çoklarının dediği gibi, mensup olduğumuz Birleşmiş Milletler ve NATO içinde önemli güce, kuvvete ve mekanize birliklere sahip sayılı devletlerden biriyiz… 

Herkes bu meselenin halli için duanın gücüne de sığınmalı; her fırsatta gönüllerini Yüce Dergâh’a açıp “Allah’ım, birliğimizi sağla, aramızı te’lif buyur, bizi vifak ve ittifaka muvaffak kıl. Hidayet ve ıslahını murat buyurduğun insanları ıslah eyle, kalb ve kafalarına salah ver. Şayet düşmanlık yapanlar arasında ıslahını murat buyurmadığın ve kendileri hesabına ıslah istemeyen kimseler varsa, onların da altlarını üstlerine getir, birliklerini boz, evlerine ateş sal, köklerini kurut ve işlerini bitir” sözleri sanal dünyada halen duruyor. İsteyen, girip dinleyebilir. 

Evet; “…Onların da altlarını üstlerine getir, birliklerini boz, evlerine ateş sal, köklerini kurut ve işlerini bitir” dedikleri Kürt halkı ve Özgürlük Hareketineydi. Kürtlerin köklerini kurutacak kadar Kürtlere düşman bir Gülen. İşlerini bitirilmesini ölümüne savunan bir Gülen. Kürtlerin birliklerinin bozulması için her şeyi yapan ve yapacak olan bir Gülen ve cemaati, yani Fetö. 

Zamanının Fetöcüleri şimdi oldu anti Fetöcü ve Fetöcüler, Fetöcülerden çekenler ise şimdi oldular Fetöcü değil mi? 

Kemiksiz olduğunuzu, birer et yığınından başka bir şey olmadığınızı, omurga sorunu yaşadığınızı yani kişiliğinizin renksiz, karakterinizin ise duruma göre bukalemun tarzıyla değiştiğini biliyor olsak da, sözde RTÖ karşıtı iken birden bire -15 Temmuz ile birlikte- fırsat bu fırsat deyip RTÖ’ye bu düzeyde yalakalık yapmaya kalkışmanız, bize, kişiliğinizin ve kişiliklerinizin omurgasızlıktan da öteye bir karakter taşıdığını gösterir. 

Sözlerimiz çeşitli toplum kesimleri ile birçok örgüt ve partiye dönük olsa da, esasta bağımsız, tarafsız ve özgür düşündüğünü ve öyle hareket ettiğini dile getiren basın camiası içindir. 

Geçmişte Mehmetçik basın diye bir kavram vardı. Kürdistan’da yapılan kıyımların borazanlığını yapan bu sözde basıncılar devir değiştiğinde, nasıl özeleştiri verdiklerini görmüştük. Bilmediklerini, duymadıklarını, söylemediklerini daha sonra ifade eden bu kişiliksizlikler şimdi RTÖ’cü olmalarıyla ortaya çıkıyor ki; biliyorlarmış, duyuyorlarmış ve de söylüyorlarmış. Esas olan şartlara göre renk almaları imiş. Yani bukalemun kişilikleri imiş. 

Şimdi Milli Birlik dedikleri ve esasında halkların başına tam bir Faşist ittifak olarak inen bu sözde karşı darbeciler; yarın, yarın değil öbürkü gün, öbürkü gün değil daha ötekisi gün yenildiklerinde ve bunlar halklarımızın divanında yargılandıklarında, bu sözde basıncılar o zaman ne diyeceklerdir acaba? 

Bilmiyorduk, duymuyorduk yoksa söylemiyorduk mu diyecekler? 

Yoksa…