İran'da Ahmedinejad'ın halefini belirleyen cumhurbaşkanlığı seçiminde reformcu aday Hasan Ruhani rakiplerine açık ara fark attı. 50 milyon seçmene sahip İran’da, oyların yüzde 51'ini alan Ruhani seçimi kazandı. En yakın rakiplerinden Tahran Belediye Başkanı Muhammed Bakır Galibaf'ın oy oranı yüzde 16 civarında kaldı. Diğer adaylardan Muhsin Rızai yüzde 11, nükleer başmüzakereci Said Celili yüzde 11, Ali Ekber Velayeti yüzde 6, Seyyid Muhammed Garezi ise yüzde 1 oranında oy aldı. Ruhani böylece 2. tura gerek kalmadan cumhurbaşkanı seçildi. Ruhani’nin zaferinde 'reformcuların' tek adaylı stratejisi etkili oldu. 2009'da gösterileri bastırılan ve siyasete küsen reformculara yapılan 'oy verin' çağrıları da sonuç verdi. Nitekim 36.7 milyon kişinin sandığa gittiği ve katılımın yüzde 72.7 gibi yüksek oranda olduğu açıklandı.


Hamaney'in onayı gerekiyor

İran'ın dış ilişkilerinde "yumuşama" vaaddeden Ruhani'nin göreve başlaması için, dini lider Ayetullah Ali Hamaney tarafından onaylanması gerekiyor. 3 Ağustos'a kadar kararını açıklaması beklenen Hamaney yeni Cumhurbaşkanı'nı tebrik etti ve seçimlere yüksek katılım gerçekleştiren İran halkına teşekkürlerini sundu.

Taraftarları sokaklara döküldü

Sonuçların açıklanmasıyla Ruhani taraftarları sokaklara dökülerek kutlama yaptı. Ruhani ise görevi süresince bütün İranlılar için çalışacağını söyledi. Seçim kampanyası döneminde "dünya ile yapıcı bir etkileşim" merkezli dış politika ve vatandaşları için de "temel haklar sözleşmesi" oluşturma ve siyasi hükümlüleri salıverme vaatlerinde bulunan Ruhani’nin hangi alanlarda ne gibi adımlar atacağı merak konusu.

Ruhani'yi bekleyen görevler

Ülkeyi 8 yıldır yöneten Mahmud Ahmedinejad'dan görevi devralacak olan Ruhani, ilk etapta İran'ın nükleer programı yüzünden Batı ile yaşadığı gerginlik, bunların yol açtığı ekonomik yaptırımlar, bozulan ülke ekonomisi gibi öncelikli sorunlara çözüm aramak zorunda kalacak. İran'da cumhurbaşkanının yetkileri, ülke gündeminin belkemiğini oluşturan, nükleer program, Batı'yla ilişkiler ve Suriye politikası gibi ulusal stratejiyle ilgili konularla sınırlıyken, bu alanlarda tek söz sahibi dini lider Hamaney. Cumhurbaşkanının, dini otoriteyle yürütme erki arasında elçi görevi gördüğü İran'da, Hamaney'le cumhurbaşkanının iyi ilişkilere sahip olması, stratejik kararların alınmasında ortak hareket etme açısından önem taşıyor. Ruhani'nin sadece reformculardan değil muhafazakar kesimden de destek aldığı gözlenirken, dini lider Hamaney ile uzun yıllar çalışmış bir isim olması da avantaj olarak değerlendiriliyor.

Nükleer program değişmez

Yeni cumhurbaşkanının, İran'ın nükleer programının kaderini belirleme noktasında doğrudan etkisinin olmayacağı, fakat Ruhani'nin, Ahmedinejad döneminde Batı'yla ilişkilerin iyice gerilmesine neden olan sert dili yumuşatabileceği belirtiliyor. İran'ın ısrarla 'barışçıl' amaçlarla geliştirdiğini söylediği nükleer teknolojisinden geri adım atmasının ise cumhurbaşkanı kim olursa olsun söz konusu olmadığı, bilinen bir gerçek.

Rejim için garanti

Radikal Gazetesi Yazarı Fehim Taştekin, "Rejim için garanti, muhalifler için umut" başlıklı köşe yazısında, İran'ın yeni cumhurbaşkanını 'Sistemi içerden reforme edebilecek ılımlı muhafazakar’ diye tanımlıyor. Taştekin'in görüşü özetle şöyle: "Ruhani’nin çok radikal politika değişikliklerine gitmesi zor olsa da içerde reformculara bir rahatlama sağlayabilir. Dışarıda da Batı’da nükleer müzakereci günlerinden edindiği ‘diplomat şeyh’ vasfına uygun olarak radikal değişikliklere gitmeden bölgesel ve uluslararası aktörlerle farklı bir dille konuşabilir, bu sayede İran etrafındaki tecridi yumuşatabilir."

ABD doğrudan temas istedi

Ruhani'nin seçilmesi ardından ABD ile AB üyesi ülkelerden peş peşe mesajlar geldi. Beyaz Saray, Ruhani'ye 'İran'ın nükleer programıyla ilgili doğrudan temas' teklifi yaptı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de Ruhani'nin, seçim kampanyası sırasında defalarca, tüm İranlılar için özgürlükleri genişleteceği sözünü verdiğini belirterek Ruhani'nin gelecek aylarda, verdiği sözleri tutma fırsatına sahip olduğunu belirtti.

AB'nin beklentileri büyük

AB, İran’da 'reformcu' kanattan bir adayın seçilmiş olmasını memnuniyetle karşıladığını bildirdi. Özellikle nükleer program konusunda İran’dan daha farklı bir yaklaşım bekleniyor. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton tarafından yayınlanan bir bildiride, 27 üyeli bloğun Hasan Ruhani ile işbirliği isteğine dikkat çekildi. Ashton, 'yeni İran lideriyle nükleer konularda diplomatik bir çözüm yönünde işbirliğine hazır olduğunu' bildirdi. Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle'nin sözcüsü ise Ruhani’nin uluslararası ve bölgesel sorunlara çözüm bulma çabalarında işbirliği yapmasını umut ettiklerini kaydetti. Fransa ve İngiltere'den de benzer açıklamalar geldi. Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, "Uluslararası toplumun Suriye ve nükleer program konusunda İran'dan büyük beklentileri var. İran'ın yeni Cumhurbaşkanı ile işbirliğine hazırız" dedi.

İsrail'den eleştiri

İsrail'den ise eleştiri geldi. İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, dış politikada ülkenin Cumhurbaşkanı'nın değil ruhani lider Hamaney'in son sözü söylediği vurgulandı. Açıklamada, "Seçimlerden sonra İran'da değişen birşey olmayacak. İran terör ve nükleer sorunlar konularında eylemleriyle değerlendirilmeye devam edecek" denildi.

HABER MERKEZİ