
Türkiye’nin, Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi alma kararı, ABD ile derin bir krize yol açmış durumda. ABD CNBC televizyonunun son haberi, Türkiye’nin bu füze sistemlerini, planlandığı gibi teslim aldığında, ABD tarafından ciddi “yaptırımlar” uygulanacağını resmi haber kaynaklarına dayandırması, durumun ciddiyetini gösteriyor. CNBC’nin haber kaynağı, “Türkiye’nin S-400’ü satın alması takdirinde gerçekten çok olumsuz sonuçlarla karşılaşacağının altını çiziyoruz”. Aynı kaynak bununla kalmayarak bu konuda Türkiye’ye 15 gün süre tanındığının da altını çiziyor. ABD’nin yaptığı bu ültimatom etkisini hemen göstermiş olacak ki, Ankara ve Moskova’dan neredeyse “eş zamanlı” yapılan açıklamalar oldukça dikkat çekici.
Savunma Bakanı Hulusi Akar ABD’nin uygulayacağı muhtemel yaptırımlara “hazırlıklı” olduklarını açıklaması durumun ciddiyetini gösteriyor. Ankara’dan yapılan açıklamalar, S-400’lerin tesliminin olacağını bildirilirken, Erdoğan bu konuda yaptığı açıklamada, Rusya ile S-500’lerin “ortak üretimini” gündeme getirerek “eli” yükseltti. Erdoğan, “Bizim S-400 konusunda geri adım atmak gibi bir şeyimiz kesinlikle söz konusu değil. Ödeme planları itibarıyla Rusya Federasyonu bize hakikaten çok uygun şartlarda vermiştir. S-400’den sonra bir de S-500 söz konusu. S-500’de de yine bir ortak üretim söz konusu olacak.” Bu ABD’ye bir meydan okuma ve alternatiflerinin olduğunun göstermek açısından yapılmış bir açıklama. “Müttefiklik ve stratejik ortaklık” söylemleri artık dile getirilmiyor. Tam tersi artık bu kavramlar ciddi “tartışma” konusu.
S-400 savunma sistemlerinin “teslimatında” bir gecikmenin olmayacağını defalarca açıklayan Ankara, ABD’nin muhtemel “yaptırımlarının” etkilerini hafifletme konusunda hangi hamleleri yapacağı merek konusu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’den gelen “S-400’leri iptal edin” çağrılarına karşın yaptığı açıklamada; “S-400 hava savunma sistemlerinin ilk parçalarının Haziran veya Temmuz ayları içinde gelebileceğini” açıklaması, ABD’nin yaptığı son teklifin “ret edildiğini” gösteriyor. Çavuşoğlu, “Erteleme ya da durdurma söz konusu değil. S-400 bitmiş bir anlaşma neden ertelemeyi konuşalım”. Ankara’nın bu açıklamaları, Washington’un ültimatom açıklamaları ile “yaptırımların” artık gündemde olduğunun kanıtı.
Washington’un S-400 teslim alındığında uygulayacağı yaptırımlar sadece F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye teslim edilmemesi ile sınırlı kalmayacaktır. ABD, kimi ekonomik ve siyasi yaptırımı da uygulayacaktır. ABD’nin İran yaptırımlarının yarattığı “etki” göz önünde tutulduğunda, benzeri “yaptırımlar” uygulaması beklenebilir. Kaldı ki ABD’nin İran yaptırımlarının Türkiye’yi yeterince etkilediği gerçeği de ortada dururken…
Türkiye ABD ilişkilerindeki S-400 krizi her düzeydeki ilişkileri “etkileme” potansiyeline sahip. ABD’ de yapılan kimi tartışmalarda, Türkiye’nin müttefikliği ve NATO üyeliği sorgulanıyor. ABD’de Türkiye’nin NATO’dan çıkarılması görüşleri açıkça dile getiriliyor.
Fakat daha da ilginci Moskova’nın tavrı. ABD-Türkiye arasındaki bu gerilimde doğrudan verdiği süreyi “ültimatom” olarak gören Moskova, bunu “kabul edilemez” buluyor. Moskova’dan yapılan açıklama, ABD’yi Türkiye’ye verdiği “ültimatom konusunda eleştirirken, Ankara’ya “desteğini” açıkça vermekten kaçınmıyor. ABD’nin Ankara’ya uygulayacağı “yaptırımlara” Rusya’nın ilgisi, sıradan bir diplomatik “tepkiden” öte anlamlar taşıyor. Ankara ve Moskova arasındaki bu “dayanışma” Türkiye’nin Batı ittifakı içindeki yeri ve NATO üyeliğini sorgulanacağı bir sürece doğru götürebilir.
Tarafların her hamlesi, krizi derinleştirebilir. S-400 krizi derinleştikçe başka alanlarda da yaşanacak zorlu bir süreç bölgeyi etkisi altına alabilir. Gözler İran’a çevrilmişken Türkiye-ABD gerilimi, taşları yerinden oynatabilir.