Saçının bir teli için değer

4 Kasım 2021 Perşembe - 19:01

  • 178 gün süren mücadelenin sonunda 450 gram kalmış kızının cenazesini alan anne Emine Balur, “Çocuğumun saçının bir teli bile olsaydı, almadan durmazdım” dedi. 
  • “Kızımdan geriye 450 gram bile kalmış olsa  alana kadar durmayacağım” diyen baba Balur da ”Acım çok büyük ama duyduğum onur ve gurur daha büyük. Başım dik” demişti.

”Sonunda kızımı arkadaşlarının yanına defnettik” diyen anne Balur, ”Sanki kızım evine gelmiş gibi. Kızım inandığı şey için mücadele etti. Bu uğurda yaşamını yitirdi. Onun için başımız diktir” dedi.

Mardin’in Nusaybin ilçesinde bulunan Bagok Dağı kırsalında 7-8 Mayıs tarihleri arasında çıkan çatışmada şehit düşen YJA Star gerillası Hediye Balur’un (Slav Ronahî) cenazesini alabilmek için başvuran ailesi, kızlarından geriye sadece 450 gram kaldığını öğrendi. Aile, DNA’nın eşleşmesi sonucu çocuklarına ait olan vücut parçasını defnetmek istedi. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunan aileye olumlu cevap verilmedi. Aileye, cenazenin Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gönderileceği ve gelecek sonuca göre savcılığın karar vereceği bildirildi. Ancak, cenaze Eylül ayı sonlarında “kimsesizler mezarlığına” defnedildi. Ailenin uzun uğraşları sonucu cenazesi Mardin’de bulunan ”kimsesizler mezarlığı”ndan alınarak Şırnak’ın İdil ilçesine getirilip burada defnedildi. 

450 gramı da alacağım

Cenazenin verilmemesinin 127. gününde MA’ya konuşan Balur’un babası Mahmut Balur (57) , 10 Mayıs’ta kendisini arayan askeri yetkilinin “Senin kızını öldürdük. Gelin alın” demesiyle öğrendiğini söylemişti. Baba Balur, aradan 127 gün geçmesine rağmen cenazenin verilmediğini; kan örneği verdikten 4 ay sonra tekrar arandıklarını ve cenazeyi almak için tekrar Mardin’e gittiklerini belirterek, “Cenazeyi almaya gittiğimiz zaman diğer cenazeler ailelerine verilirken, bizim cenazemin olmadığını söylediler. Cenazemizden sadece 450 gram kaldığını ve İstanbul Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gönderdiklerini söylediler. Cenazenin gelip gelmeyeceğini bilmediklerini ifade ettiler. Cenazenin neden İstanbul’a gönderildiğini bilmiyoruz. Belki bir gün bize de kargoyla gönderecekler. Düşman hukuku uyguluyorlar. Vicdanları yok. Her şey beklenir” demişti.

“Kızımdan geriye 450 gram bile kalmış olsa, o kemikleri alana kadar durmayacağım” diyen baba Balur, şunları söylemişti: “Kızımı alıp arkadaşlarının yanına defnedeceğim. Böyle durumlarda dik durmamız gerekiyor. Şu an acım çok büyük ama duyduğum onur ve gurur acımdan daha büyük. Başım dik. Faşist bir anlayış var. Bin yıldır öldürülüyoruz. Zihniyet hep aynıydı.”

Saçının teli için mücadele

Daha önce defalarca Mardin Savcılığına başvurduklarını ve her seferinde, ”Cenazeniz ATK’de, sonuçlar gelmedi” şeklinde cevap aldıklarını belirten anne Emine Balur, bir süre sonra kızının cenazesinin kimsesizler mezarlığına defnedildiğini öğrendiğini söyledi. Defin ardından MA’dan Ömer Akın’a konuşan anne Balur, cenazenin akıbeti için kendilerine bilgi verilmediğini kaydederek verdikleri ısrarlı mücadele sonucunda cenazelerini alabildiklerini ifade etti. ”Çocuğumun saçının bir teli bile olsaydı almadan durmazdım” diyen anne Balur, ”Bir saç teli için bile mücadele etmeye değer. Bütün annelerin bunu yapması gerekiyor. Keşke analar incinmeseydi ve keşke bizim çocuklarımız hayatını kaybeden son kişiler olsaydı ama maalesef değil” diye konuştu.

Kızının cenazesi için savcılıkla yaptığı bir görüşmeden söz eden anne Balur, şöyle devam etti: “Savcı, ‘Şükret, cenazesini alamayan anneler var’ dedi. Mardin’de son zamanlarda kadınlara ait cenazeler verilmiyor. Bu bilinçli bir politikadır. Kadınlardan korktukları için mi, yoksa kadınların onların karşısında savaşmasından dolayı mı bilemiyorum ama kadın cenazelerine yönelik böyle bir politika var.”

Evine gelmiş gibi

 Cenazelerini kimsesizler mezarlığından alıp memleketlerine döndükleri zaman mezarlık girişinde polislerin kendilerine engel çıkardığını, bazı yakınlarını mezarlığın içine almadığını ve slogan attıkları zaman cenazeyi defnettirmeyecekleri yönünde tehdit ettiğini kaydeden anne Balur, şunları vurguladı: ”Sonunda kızımı arkadaşlarının yanına defnettik. Nerde olduğunu biliyoruz. 7 aydır çektiğimiz işkence bitti. Şuan huzurluyum. Sanki kızım evine gelmiş gibi. Kızım inandığı şey için mücadele etti. Bu uğurda yaşamını yitirdi. Onun için başımız diktir.” ŞIRNAK

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.