Sormak lazım, HDK heyetinin ne işi vardı orada?
Heyetin Karadeniz turunun politik ortamın uygun olmadığı bu süreçte böyle sonuçlanacağı başından belliyle, bunun için müneccim olmaya da gerek yok.
Hani şunu anlarım, siyaseten bir yumuşama olur, taraflar arasında kısmi de olsa bir uzlaşma olur, sonra da yıkılan köprüleri yeniden inşa etmek için bu tür girişimlerde bulunabilinir… Ortada henüz düşmanlık varken, hala kıyasıya kan davası sürüyorken, siyasi belirsizlikler devam ederken, heyetin Karadeniz turu gereksiz bir ziyaret girişimi oldu…
Hadi diyelim saldıranlar bir avuç çapulcu idi, peki orada hiç mi aklıselim insanlar yoktu? Heyet o kadar saat ablukada kaldı, kimsenin kılı bile kıpırdamadı. Sinop’ta, Samsun’da kardeş olmak isteyen hiç mi yoktu? Hepimiz gördük, bir grup saldırdı ama geniş kitleler de izledi… Kürtlerin ikinci sınıf statüsünün değişmesini kimse istemiyor, kimse Kürtlerle kardeş olmak da istemiyor. Bunu bir kez daha Sinop’ta, Samsun’da gördük. Belki heyet Trabzon’a gitseydi gerçekten linç edilip öldürüleceklerdi. Trajik komik olan, 4 kişilik heyetin 3’ü Türk… Buna rağmen saldırıya uğradılar. Çünkü Kürtlere selam veren Türklerin de kardeşliğini istemiyorlar.
Linç kültürü bu devletin anlayışında var, istenildiği zaman her an devreye girer. Türkiye’de yaşanan linçler öyle vatandaşın tepkisini gösterdiği bir durum falan değil, devletin reflekslerini, ideolojisini vatandaşa poliçe etme kültürüdür. Yani linç kültürü ile vatandaşı devletin koruyucusu haline getirerek devleti korumak…
Neden Karadeniz…
Karadeniz ilkel ve devşirme bir ırkçılıkla şekillenmiştir. Küçük tetikçilerin oralardan çıkması bir tesadüf değildir. Ya da Kürdistan’da en kanlı kişilerin Karadeniz’den seçilmesi de tesadüf değildir. Karadeniz’de Türk yoktur, karma bir yapı vardır. Karadenizliler farklı dinlerden, kültürlerden gelen bir halk, bundandır ki; oradaki insanların daha çok zehirlenmesi planlı yapıldı, yapılıyor…
Peki kardeşlik nasıl olur?
Kardeşlik sloganla, şiirle olacak bir iş değil, düşmanlık nasıl çıkarların çatışması ise, kardeşlikte çıkarların buluşması ile ilgilidir. Şu an çıkarlar çatışma halinde.
Sinop ve Samsun’daki gençler kışkırtıldı diyenler olabilir. Fakat kışkırtılmaya hazır gençler varsa zaten sorundur. Neden galeyana gelecek kadar kindar bu gençler? Demek ki onların yetişme tarzında ciddi bir sorun var. Her gün televizyonlarda, medyada, okulda Kürt düşmanlığı yaratılırsa bu linçler zaten kaçınılmazdır, gelişmiş demokrasilerde neden böyle olmuyor?
Şiir okumak, marş söylemek güzeldir ama bir şey değiştirmiyor. Savaş kadar barışta gerçektir. Mevcut sorunların kaldırılması barış ile olur, iyi niyetle olmaz. Heyet ziyaretlerine devam etmemekle doğru bir karar verdi, bir yanlıştan döndüler. Devam etmelerinde ısrarcı olmaları sonucu daha da kötü sonuçlar doğuracaktı, hatta bana göre hiç başlamamaları gerekiyordu. Bu arkadaşlar iyi niyetli yola çıktılar ama olmadı. HDK’nin böyle bir işle siyasi sahaya girmesi politik olarak anlaşılır bir durum değil, arkadaşlar riskli bir iş yaptılar… HDK iyi niyetli siyaset yapıyor, iyi niyetli girişimlerin bugün ne yazık ki; karşılığı yok.
Manzara buyken bile kardeş olmanın şüphesiz ayrı bir önemi var, olmalı da… Bağlar o kadar kopmuş ve zarar görmüş ki; siyaset bile buluşturamıyor, aksine siyaset düşmanlığı artırıyor.
Kardeş olmak için, müzakere süreci gelişir, şiddet ortadan kalkar, ya da en azından sakinleşir ondan sonra böyle girişimler olabilir. Operasyonların durmadığı bir ortamda kardeşlikte olmaz, iyi niyet girişimleri de olmaz…
Her iki toplumun siyasetçileri bir arada yaşamaya karar vermişlerse bu elbette sahte bir barış olmaz, ama bir Kürt Sinop’a, Samsun’a gidemezse işte o sahte bir barış olur. Yeniden bir araya gelerek, barışmaya, selamlaşmaya farklı adımlarla girişilebilinir. Siyaset çıkarlarımızı buluşturabilirse kardeş olabiliriz.
Sadece iyi niyetle kardeşlik olur mu?
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) heyetinin iyi niyetli Karadeniz turu linçle karşılık buldu. Yaşanan bu durum; aslında yağmalama, yok etme ve sömürü politikasının bir sonucu idi…