
Êzîdîlerin kutsal mekanı Laleş'te şeyh ve pirlerle yaptığımız görüşmelerin ardından yakın dönemde kurtarılan kadınlara ulaştık. Geride neredeyse yaşayan hiç kimsenin kalmadığı Koço Köyü'nden iki kadınla görüştük.
Şengal'in 20 kilometre güneybatısında bulunan bin 200 nüfusa sahip Koço Köyü'nde 380 erkek ve 115 kadın kafaları kesilerek katledildi. Cenazeler arasında 18 kişi ise ölü taklidi yaparak kurtulmayı başardı. Bin kadın ve çocuğun esir alındığı Koço Köyü'nde şu ana kadar 412 kadın kurtulmayı başarırken, 280 kadın ise halen DAİŞ'in elinde. Birçoğu yaşadıklarına dayanamayıp intihar ederken, bazıları ise kaçmaya çalıştığı sırada sırtından vurularak katledildiği belirtiliyor.
'Doğduğum topraklarda artık bir seks kölesiydim'
Saldırının başladığı gün iki çocuğunu sakladıktan sonra eşiyle birlikte çetelerin eline düşen 24 yaşındaki N.S., esir kaldığı 10 ay boyunca yaşadıklarını anlattı: "Gözlerimin önünde 115 erkeğin boğazını kestiler. 12 yaşından büyük erkekleri öldürüyorlardı, daha küçükleri ise esir aldılar, onları savaşa hazırlıyorlardı. 115 kız çocuğunu da alıp götürdüler. Öldürmek ve satmak serbestti onlar için. Aylarca Koço köyünde kaldım. Akrabalarımın katledildiği yerde, öncesinde en güzel anlarımı yaşadığım, düğünümün olduğu, çocuklarımı doğurduğum topraklarda artık seks kölesiydim."
9 yaşındaki çocuğa tecavüz
DAİŞ'e esir düşen eşi, kayınbiraderi, kayınbabası ve kardeşlerinin akıbetini bilmediğini söyleyen N.S., "15 Ağustos 2014 benim en kara günümdür. O günden beri hep siyah elbiseler giyiyorum. Kadınlar hala DAİŞ'in elinde. Artık dünyada iyi insanların olduğuna inanmıyorum, kimse bizim feryadımızı duymuyor. Kendi yaralarımızı dahi kendimiz sarıyoruz. Bir gün kapımızı dahi çalmayan insanlardan esirleri kurtarmalarını beklemek biraz safça olur. Başımıza gelen hiç kimsenin başına gelmedi, başımıza gelen 73 fermanın hiç biri böyle değildi, ilk defa kadınlar ganimet olarak kullanıldı. Bana ne gördüğümü sormayın! Gözlerinin önünde 9 yaşındaki bir çocuğa tecavüz edilen birinin neler yaşadığını siz tahmin edin" diye konuştu.
'Ya ölecektik ya kurtulacaktık'
Yaşadıklarını bir türlü unutamadığını dile getiren 21 yaşındaki S.S. ise "Eşim hala onların elinde, öldü mü kaldı mı bilmiyorum. Katliamın ardından bir yıl geçti, hala her şey aynı. Ben şanslı olanlardım, bir evde satıldım ve Musul'a doğru götürüldüm. Evin kapısında sürekli nöbetçiler vardı. Bir şekilde kurtardım kendimi ve gecenin bir saati Musul'un dışında bir köyde rastgele bir kapıyı çaldım. Yanımda bir arkadaşım daha vardı. Tamamen işi şansa bıraktık. Ya ölecektik ya da kurtulacaktık. Bir adam kapıyı açtı. Kendimi onun ayaklarına attım ve yalvardım. Adam bize acıdı, odunluk gibi bir yere sakladı, oraya küçük bir tuvalet ve banyo yaptı. Oradan 5 ay boyunca hiç çıkmadık. 5 ayın sonunda ailemize ulaştık" dedi.