Demokratik çözüm sürecinin başlaması ile birlikte medyada ve bazı çevrelerce dillendirilen, "PKK'ye katılımlar arttı", "PKK'ye daha çok çocuklar katılıyor" yönündeki iddialarına ilişkin Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (SAMER) araştırma çalışmasında bulundu. Bölgede yaptıkları araştırmada 50'den fazla çocuk ile görüştüklerini belirten SAMER Genel Koordinatörü Welat Ay, çözüm süreci ile birlikte yurttaşların AKP Hükümeti'nden adım atmasını ve Kürtlerin siyasal haklarını hemen tanıması beklentisi içinde olduğunu belirtti. Ay, "Şimdi bütün bu düzenlemeleri yapmayan ve bu düzenlemelerin nasıl olması konusunda da hiçbir proje sunmayan bir devlet aklı, gündelik hayattaki siyaset kanallarını da daraltmış oluyor. Bölgede yaptığımız araştırmalara baktığımız zaman, insanların en çok 'Tamam bir barış konuşuluyor, ama biz bu barışı kendi hayatımızda hiç hissetmiyoruz' diyor. Yani eğer siz belli düzenlemeleri yapıyorsanız, gündelik hayatı rahatlatmak zorundasınız. Gündelik hayattaki siyasi talepleri görmek zorundasınız. Bu anlamıyla devletin gerçekten belli düzenlemeleri yapması gerekiyor" dedi.

Hükümetin PKK'ye katılımları sosyolojik ve politik bir biçimde anlamlandırması gerektiğine işaret eden Ay, şunları söyledi: "Devlet PKK'ye katılımları sadece sayısal veriler ve istatistik analizlerden ibaretmiş gibi görüyor. Oysa biz yaptığımız araştırmalarda şunu görüyoruz, yani hem ailelerle, hem çocuklarla görüştüğümüzde, PKK'ye bambaşka bir anlam ifade ettiklerini gördük. Yani çocuklar için PKK gerçekten onlara yeni bir hayat imkanı oluşturan bir hareket. PKK hareketi sadece bir şiddet, bir çatışma, bir savaşçı hareket olarak algılanmıyor. PKK hareketi çocuklar için gerçekten, yeni bir ahlakın üretildiği, yeni bir yaşamın, doğayla bütünleşmenin, yeni bir sosyalleşme biçiminin birebir adı olarak karşılık buluyor. Bu anlamıyla da bu çocukların geliştirdiği refleks, tamamen mevcut olan sistemin dışına çıkmak, kendini arındırabilecekleri, kendilerine yeni bir hafıza oluşturabilecekleri, devletsiz düşünebildikleri, devletsiz düşündükçe onurlu bir yaşama yaklaştıkları dağları mesken olarak görüyorlar."

En çok kadınlar

Devletin cinsiyetçi politikaları karşısında en çok dağlara gidenin kız çocukları ve genç kadınlar olduğunun altını çizen Ay, şu değerlendirmede bulundu: "Çünkü bunlar PKK hareketinin hem cinsiyet özgürlükçü yapısını esas alıp, toplumun kendisine, devletin kendisine dayattığı bu cinsiyet rejimine, bu dışlanmaya, bu ötekileştirmeye, şiddete maruz kalmaya bir tepki olarak çocukların ifadesi ile 'özgür dağlarda' kendi yaşamlarına anlam verebiliyorlar." 


Ortadoğu siyaseti okuması
Çocukların geleceğin daha adil ve daha onurlu olabilmesi için ciddi bir hakikat arayışı içerisinde olduğunu ifade eden Ay, "Örneğin, şu an Rojava'da ciddi bir savaş var. Türkiye'den PKK'ye katılan çocuklar, hiçbir şekilde sadece Türkiye eksenli siyasete bakmıyor. Ciddi bir Ortadoğu siyaseti okuması var. 'Rojava'da Kürtler çok ciddi bir savaşın ortalarındayken biz burada kendimizi özgür hissedemeyiz' diyorlar" dedi. Bu çocukların yerlerinden edilmiş, göçertilmiş, geldikleri yerlerde sürekli dışlanmış olduğunu dile getiren Ay, "Bu dışlanmanın karşısında reaksiyonunu siyasal bir direnişle kurgulamış, bu siyasal direnişi belli bir hareketin paradigmasına eklemleyebilmiş, oradan beslenmiş, kendini aktörleştirmiş ve ciddi bir potansiyel açığa çıkarmış çocuklardır bunlar. Şimdi bunu görmemek, sosyolojik olarak bunu anlamamak, hem çocukları kriminalize etmek, hem PKK hareketini sadece militarist bir hareket olarak anlamlandırmaya sebep olur" dedi. 

SADIK TOPALOÐLU-DİHA/İSTANBUL