Almanya’da ırkçılar vali öldürüp, çok sayıda siyasetçiyi öldürmesine rağmen, bu ülkede yaşayan Kürtlerin, sosyal, kültürel, diplomatik ve siyasi çalışmaları suçmuş gibi yansıtılıyor, kriminalize ediliyor. Alman istihbaratı sadece Kürtleri değil, Kürtlerle dayanışma içinde olan dostlarını da hedefliyor.
Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı dün yayınladığı 2018 yılı raporunda Kürtler ve dostlarını hedef alarak bir kez da geleneksel kriminalizasyon politikasını sürdürdü.
Almanya’da demokratik kamuoyu ve sivil toplum örgütleri, Federal Almanya Hükümeti ve istihbarat kurumlarının aşırı sağdan gelen tehlikeleri görmezden geldiğini şu cümle ile vurguluyor: “Devletin sağ gözü kapalı.”
2 Haziran’da Kassel Valisi Walter Lübcke’nin bir neonazi tarafından öldürülmesi ve kamuoyunda ortaya çıkan tepki devlet kurumları ve hükümet yöneticilerini aşırı sağ karşıtı açıklamalar yapmaya zorlasa da bu açıklamalar adeta “geliyorum” diyen ırkçı tehlikenin, devlet tarafından sümenaltı edildiği gerçeğini ortadan kaldırmıyor.
Ancak sağ gözü kapalı olan Almanya, PKK yasağına dayanarak Kürtler ve sol sosyalist kesimleri kriminalize etmeyi sürdürdüğünü ve bu konuda kararlı olduğunu dün açıklanan Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın 2018 yılı raporu bir kez daha gösterdi.
Bilinen kriminalizasyon politikasına devam
2018 yılı raporunu açıklayan Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı, Kürt kurumlarını ve Kürt Özgürlük Hareketi’ne yönelik kriminalize siyasetini sürdürdü. İstihbarat, Kürdistan ile dayanışmalarından dolayı Alman sol grupları da hedef gösterirken, aşırı sağın en tehlikeli düzeye çıktığını bir nevi itiraf etmek zorunda kaldı.
Berlin’de basın toplantısıyla açıklandı
Almanya’nın iç istihbarat kurumu Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın 2018 yılı raporu, başkent Berlin’de düzenlenen basın toplantısında kamuoyuna açıklandı. Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Thomas Haldenwang ve İçişleri Bakanı Horst Seehofer’in katıldığı toplantıda sunulan raporda Almanya’da takip altında olan kurum ve organizasyonlara ilişkin bilgiler yer aldı. Raporda aşırı sağcı grupların ülke güvenliği açısından en tehlikeli boyuta ulaştığı belirtildi. 24 bin 100 olarak açıklanan ‘aşırı sağcı’ sayısıyla Neonazi sayısı en yüksek düzeye ulaşırken, bunlardan 12 bin 700’nün her an şiddete karışmaya hazır olduğu bildirildi. Kassel Bölge Valisi Walter Lübcke’nin 2 Haziran’da bir Neonazi tarafından öldürülmesi ardından aşırı sağ terörüne ilişkin kaygılar artmıştı.
9 bin aşırı solcunun ise şiddet eğilimi olduğu öne sürülen raporda genel olarak ‘siyasi içerikli şiddet olayı sayısı’ 20 bin 431’e düşerken, ‘aşırı sağ kaynaklı şiddet’ sayısının ise 2017’e göre yüzde 2,3 artarak 1156’ya çıktığı ifade edildi. Vali öldüren ve bir çok yerel yönetici ile siyasetçileri ölümle tehdit eden aşırı sağcı grupların örgütlenmelerine gözünü kapatan istihbarat bir kez daha hiçbir şekilde şiddete karışmayan sol grupları, Kürdistanlı ve Türkiyeli devrimci hareketleri hedef gösterdi.
Kürtlerle dayanışma çok zorlarına gidiyor
İstihbarat raporunda devamla Türk devletinin Efrîn’e yönelik işgali ile Erdoğan’ın ülke gelişi sırasında Berlin ile Köln kentlerinde gerçekleşen protesto gösterilerinde birleştiğine dikkat çekildi. Raporda istihbarat birimleri “Aşırı sol yapı Türk ordusunun Suriye’nin kuzeyine yönelik askeri saldırıları ile Türkiye’de gelişmeleri aşırı Türk-Kürt gruplarla birleşmek için kullandı” şeklindeki ifadelerle Alman sol grupların Kürdistan ve Türkiye’deki gelişmeler karşısında sergilediği duyarlılık kriminalize edilmek istendi. Ayrıca raporun “aşırı sol grupların eylem faaliyetleri” bölümünde ise “Kürdistan ile dayanışma” adıyla yer alan bir başlık ayrıldı. Alman sol grupların Kürdistan’daki gelişmeler ve Kürt özgürlük mücadelesiyle dayanışma amacıyla gerçekleştirdiği gösteri ve etkinlikler “radikal solun faaliyetleri” olarak adlandırıldı. Özellikle “Interventionistische Linke” IL-Müdahaleci Sol”, “Rote Hilfe e.V”, Alman Komünist Partisi (DKP), Almanya Marksist-Leninist Parti (MLPD)’nin “Hoş gelmedin Erdoğan” adıyla Erdoğan’ın Almanya’ya gelişini protesto eden gösterilere destek vermelerinden dolayı hedef gösterildi.
24 Haziran seçimleri için çarpıtma
Almanya’da 1993 yılından bu yana yasak olmasına ve adına hiçbir resmi faaliyetin olmamasına rağmen Kürdistan İşçi Partisi (PKK) 2018 raporunda da yer aldı. 388 sayfalık raporda bir önceki yılın aksine bu kez Kürtler ve PKK’ye 17 sayfa ayrıldı. “İslami olmayan güvenliği tehdit eden yabancı aşırı örgütler” bölümünde PKK’ye 2017’de 30 sayfa ayrılmıştı.
PKK’nin 2018’de de gücünü koruduğu belirtilen raporda Almanya’da PKK’nin “üye, taraftar sayısı” sayısı 14 bin 500 bin olarak açıklandı. Geçtiğimiz yıl da aynı rakamlar açıklanırken, iki yıl önce bu rakamın 14 bin olduğu öne sürülmüştü. 2018’de Almanya’da PKK ile ilişkilendirilen faaliyetlerin ise şu üç eksende gerçekleştiği iddia edildi: Türk ordusunun Efrîn’e yönelik saldırıları, 24 Haziran 2018’de Türkiye’de yapılan genel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri, 1999’dan bu yana tutuklu olan Öcalan’ın sağlık ve cezaevi koşulları.
Ayrıca “PKK’nin ana talebi” içinse şu ifade edildi: “Türkiye’nin yanı sıra Suriye’de Kürtlerin kültürel ve siyasi haklarının verildiği otonomi.”
İstihbarat, 24 Haziran seçimleri öncesinde HDP’ye destek amacıyla yapılan gösteriler ve HDP’nin başarısı için gerçekleşen kutlamaların büyük bölümünün “PKK yanlıları” tarafından organize edildiği iddia edildi. Halbuki 24 Haziran seçimleri öncesinde ülkede resmi olarak faaliyetleri yürütün çok sayıda Kürdistanlı ve Türkiyeli göçmen kuruluşu biraraya gelerek HDP’ye destek platformlarını kurmuştu.
Aynı şekilde Türk devleti ve çetelerinin Efrîn’e yönelik işgal girişimlerini protesto eden gösterileri de PKK ile ilişilendirmesi dikkat çekti. 2018’in başında aralarında Kürdistan’ın dört parçasından kuruluşun da bulunduğu çok sayıda Alman, Türk ve diğer halklardan organizasyonların çağrısıyla Efrîn işgali protesto edilmişti.
Kürt basını ve kurumları kriminalizyon kıskacında
Almanya’da yaşayan Kürdistanlıların gerçekleştirdiği etkinlik ve festivallere ilişkin bilgilerin de verildiği raporda PKK’nin organize ettiği iddia edilen gösterilerde ana konunun Öcalan’ın durumu ve Türk ordusunun saldırıları olduğuna dikkat çekildi. Ayrıca Almanya Kürt Demokratik Toplum Merkezi (NAV-DEM) izin alarak gerçekleştirdiği etkinlikler de kriminilaze edildi.
Raporda dikkat çeken bir başka ayrıntı ise internette örgütlenerek PKK’ye katıldığı iddia edilen gençlerin örgütlenmelerine ilişkin. İstihbarata göre gençler internet ortamında PKK’nin mücadelesini takip ederek örgütleniyor. Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın yıllık raporunda “Kürt halkının özgürlük mücadelesi” kelimeleriyle gençlerin internet ortamında bilgi-alış verişi yaptığı ve seyahat bilgileri elde ederek PKK’e katıldığı iddia edildi. Son yıllarda DAİŞ çetelerine karşı mücadele etmek için Almanya’dan çok sayıda aktivist YPG/YPJ’e katılmış ve bu durum da bir süredir devlet birimlerini rahatsız ediyordu.
Bu yılki raporda da Kürt medyası bir kez daha hedef gösterildi. Alman istihbarat birimlerinin Kürt medyasına yönelik Türk devletiyle aynı dili kullanması kullanılması dikkat çekti. PKK’nin çok yönlü şekilde medya araçlarını kullandığını öne süren istihbarat, bu faaliyetlerin ise Almanya’da bir “Kürt siyaseti” oluşturulması amacıyla gerçekleştiğini savundu.
Almanya’da resmi olarak yayınlanan Yeni Özgür Politika gazetesi için “PKK’nin günlük gazetesi”, ANF için ise “PKK’ye yakın haber ajansı” ifadelerini kullanan Alman istihbarat ajansımızın Türkçe, Kürtçe, İngilizce, İspanyolca, Arapça ve Farsça servislerini de hedef gösterdi. Kürdistan’daki gelişmeleri birçok dilde yansıtmayı hedefleyen ANF için raporda “Çok dilli yayınlarla amaç Ortadoğu’daki gelişmeleri PKK’nin bakış açısıyla Avrupa ülkelerine yansıtmak” görüşü öne sürüldü.
PKK en güçlüsü
HPG gerillalarının eylemlerini yayınlayan Gerilla TV’nin de yayınlarına dikkat çeken istihbarat sosyal medyanın PKK için önemli bir alan olduğu iddia edildi. Youtube ve Twitter gibi sosyal medya siteleri üzerinden gerilla birliklerinin propagandasının yapıldığı aktarılan istihbarat raporunun son bölümünde ise PKK için “Yabancı örgütler içinde en örgütlüsü ve en fazla üye sayası olanı” ifadesi kullanıldı.
ANF/BERLİN