Almanya’daki ırkçı saldırı Hanau’da on bini aşkın kişi tarafından protesto edildi. Hanau ve diğer ırkçı saldırılarda hayatını kaybedenlerin yakınlarını buluşturan eylemde  ”Nazilere karşı birlik” mesajı verilirken, siyasetçilere de ”ırkçılığı durdurun” çağrısı yapıldı.

NİHAL BAYRAM / HANAU

Almanya’nın Hanau kentinde ırkçıların düzenlediği katliama karşı kentte, Cumartesi günü ”Sağcı teröre karşı birlikte” sloganıyla düzenlenen eyleme on bini aşkın kişi katıldı. Hanau ve benzer ırkçı saldırılarda hayatını kaybedenlerin yakınlarının da katıldığı eylemde; ırkçılık ve yükselen sağ faşizmi önlemeyen hükümet politikalarına tepki gösterildi.

Freiheitsplatz’da (özgürlük meydanı) yapılan miting, Alman ve göçmen kurumları, sol inisiyatif ve örgütler ile farklı kimliklerden göçmenleri bir araya getirdi.

  [caption id="attachment_232232" align="alignnone" width="696"] Fotoğraf: Deniz Babir[/caption]

Evimizdeyiz ve korkuyoruz!

Katliamda yaşamını yitirenlerin isimleri okunması ve saygı duruşuyla başlayan eylemde Bölünmek yerine Dayanışma Birliği (Solidarität statt Spaltung) adına konuşan Newroz Duman, ”Bizler yıllardır burada yaşıyoruz, birçoğumuz burada doğduk, birçoğumuz nesillerdir buradayız. Hanau, bizim kentimiz. Çarşamba günü bizler, hepimiz saldırıya uğradık. Irkçı birisi Çarşamba günü -kendisine göre buraya yakışmayanları, burada yeri olmayanları- öldürmeye karar verdi. Derin bir üzüntü içerisindeyiz, öfkeliyiz, yas tutuyoruz. Bizler kentimizde, evimizdeyiz ve korkuyoruz!” diye konuştu.

[caption id="attachment_232237" align="alignnone" width="696"] Fotoğraf: Şahin Bozlar[/caption]   [caption id="attachment_232233" align="alignnone" width="696"] Deniz Babir[/caption]

Daha fazla kurban istemiyoruz

Eylemde bugüne kadar Naziler tarafından öldürülenlerin yakınları konuşma yaparken, ırkçı saldırılara maruz kalanların mesajları ve dayanışma mektupları da okundu.

Almanya’nın başkenti Berlin’de 5 Nisan 2012’de ırkçı saldırıya kurban giden Burak Bektaş’ın Cinayetini Aydınlatma İnisiyatifi tarafından gönderilen mesajda, ”Burak, ırkçı bir saldırıda 5 göçmenle birlikte hayatını kaybetti. Ve halen katili bulunamadı. Luke Holland da 20 Eylül 2015’de aynı zihniyetin kurbanı oldu. Eğer Burak Bektaş’ın davasında ciddi bir araştırma yapılsaydı bugün Luke Holland aramızda yaşıyor olacaktı” denildi.

[caption id="attachment_232234" align="alignnone" width="696"] Fotoğraf: Deniz Babir[/caption]  

”Almanya, senin bir sorunun var. Bu sorunun ismi de ırkçılık” denilen mesajda ”Devlet yetkilileri ve siyasetçileri bu ırkçı saldırıları sonlandırmaya çağırıyoruz. Bizim salt söz vermeye ihtiyacımız yok. Daha fazla kurban istemiyoruz. Sizler ile yas tutuyoruz, yanınızdayız”

Cesur kalacağız, yenilmeyeceğiz

Almanya’nın Halle kentinde 9 Ekim 2019’da Neonazi terörünün hedefi olan büfe sahibi İzzet Çağaç’ın ailesi, ”Derin üzüntü içerisindeyiz. Tekrar masum insanlar teröre kurban oldu. Tüm gücümüz ile yanınızdayız. Birçok insan şimdi korkuyorsa da, bizler cesur kalacağız. Yenilmeyeceğiz. Bu şiddet ve terör sonlanmalı” mesajı gönderdi.

[caption id="attachment_232236" align="alignnone" width="696"] Fotoğraf: Deniz Babir[/caption]  

Saldırılar halka halka birleşiyor

NSU davası kurban yakınları ”Kein Schlußstrich” İnisiyatifi Sözcüsü Patrucija Kowalska, ”Üzüntünüzü paylaşıyoruz. Ailelere cesaret diliyoruz. Bu katliam, tek bir kişinin uyguladığı katliam değil. Planlama, ideoloji, uygulama Almanya’da yaşanan terör saldırlarının nasıl halka halka birleştiğini gösteriyor” diye konuştu. Kowalska’nın konuşması ardından ”Naziler katlediyor, devlet izliyor” sloganı atıldı.

[caption id="attachment_232238" align="alignnone" width="696"] Fotoğraf: Şahin Bozlar[/caption]  

Daha kaç insan ölmeli?

1992’de Mölln kentindeki ırkçı saldırıdan yaralı kurtulan İbrahim Arslan ise gönderdiği mesajda ”Irkçılık bu ülkede büyük bir sorun. Bunu bir sorun olarak adlandırmamak da uygulanan saldırı kadar ırkçılık” diyerek, ”Irkçılığı sonladırana kadar daha kaç insan daha ölmeli. Almanya ne zaman ırkçılık sorununu görecek” diye sordu.

   

Hafife alan tutumlardan bıktık

DİDF Gençliği adına Nazım Turan son yıllarda gelişen ırkçı saldırılara dikkat çekerek, ”Her sağcı, ırkçı saldırı ardından siyasetçilerin küçümseyen, hafife alan tutumlarının kurbanı olmaktan bıktık. Timsah gözyaşlarından bıktık. Bugün yas tutar yarın günlük siyasetine devam eder. Bizler sevdiğimiz renkli kentimiz Hanau’da güven içinde yaşamak istiyoruz” dedi.

Saldırı hepimize yapıldı

Hanau’da katledilen 23 yaşındaki Ferhat Ünvar’ın babası, dedesinin de aralarında bulunduğu aile üyeleri ile Kürt kurum temsilcileri katledilenlerin fotoğraflarıyla birlikte sahneye çıktı.

[caption id="attachment_232235" align="alignnone" width="696"] Fotoğraf: Deniz Babir[/caption]

Ferhat’ın amcasının oğlu Ali Ünvar yaptığı konuşmada özetle şunları belirtti: ”Hepimiz bu saldırının kurbanıyız. Ölen çocuklarımız burada doğdular, burada büyüdüler, burada okula gittiler. Bu çocukların vatanları burasıdır. Parlamentolarda oturup ırkçı, sağcı zihniyetleri yayanlar, kötülüğünü savunuyor. Bu saldırı, insanlığa, demokrasiye, iyi olana karşı yapıldı. Yaramız derin, acımız büyük. Dayanışma ve birlikteliğinin daha da güçlenmesi gerekiyor. Göçmen dostu veya Alman dostu diye bir şey yoktur. Hepimiz biriz.”

  [caption id="attachment_232240" align="alignnone" width="683"] Fotoğraf: Şahin Bozlar[/caption]

Devlet siyasetinin sonucu

KON-MED adına konuşan Leyla Acar ise ”19 Şubat bizim için kara bir gündür. Ama sadece bizler için değil, aynı zamanda Almanya, Almanya tarihi içinde de kara bir gündür. Acılı ama aynı zamanda öfkeliyiz. Siyasi sorumlular sağcı ağlara, sağcı zihniyete karşı gereken tutumu sergilemedikleri için öfkeliyiz. NSU katliamı, Halle, Mölln ve bugün Hanau katliamı; sağ yükselişe gözünü kapatan devlet siyasetinin sonucudur” eleştirisinde bulundu. Türk devletinin Kürtlere yönelik soykırımına da işaret eden Acar, cenazeler üzerinden siyaset yapılmasını da eleştirdi.

Acınız bizim de acımız

9 Temmuz 2004’te NSU saldırısının kurbanı olan Atilla Özer’in eşi Canan Özer Yılmaz, Alman devletinin ırkçı saldırılara karşı izlediği siyaseti eleştirdi.

Duisburg’da 1984 yılında yaşanan ırkçı saldırıda 7 aile ferdini kaybeden Aynur Satır Akça ise ”İçimde hala öfke var. Burada yaşamını yitirenlerin yakınları yalnız değiller. Yalnız değilsiniz. Sizin acınız benim acımdır” diye konuştu.

   

8 ayda 542 sağcı saldırı!

Almanya Siyahlar İnisiyatifi’nden Elenora Ayssa, ”Bugün inanılmaz bir öfke ve hüzün ile buradayız. Öfkemiz Almanya’da kulakları delen sessizliğedir. Ölümlere sessizlik, sağcı eğilime karşı sessizlik. 2019 yılının Ocak ile Ağustos ayları arasında toplam 542 açık sağcı saldırı gerçekleşti. Bunlar kişisel vakalar değil. Bu açıkça gözler önünde yaşanan bir süreçtir” dedi.

Almanya ırkçılıkla yüzleş

Irkçılığa Karşı Ayağa Kalkma Birliği’nden Ferhat Koçak, ”Almanya, senin bir ırkçılık sorunun var. Almanya, senin bir Nazi sorunun var. Gelin, bir yumruğun beş parmağı olalım. Ve bu yumruğun gücü dayanışmadır. Hep beraber haykıralım, unutmak yok, affetmek yok, faşizme geçit yok” ifadelerini kullandı.

Susmak boyun eğmektir

24 Aralık 1985’te katledilen Ramazan Avcı’yı Anma İnisiyatifi’nden Gürsel Yıldırım ise siyasetçilere seslenerek, ”Susmak boyun eğmektir. Sokaklara çıkmak yeterli değil. Siyasetçiler ırkçılığın üzerine gitmeli, yarın günlük yaşamlarına dönmemeli. Biz göçmenler ise yasa boğulmamalı, kendi direnişimizi örgütlemeliyiz” çağrısında bulundu.

Katliam yerinde saygı duruşu

Konuşmalar ardından binlerce kişi saldırının gerçekleştiği Heumarkt’a yürüdü. Katliamı kınayan döviz ve pankartların taşındığı yürüyüş boyunca sık sık ”Naziler dışarı”, “Yaşasın uluslararası dayanışma”, “Faşizme karşı birlik”, “Jin Jiyan Azadi”, “Dayanışma direniş demek. Dünya genelinde faşizme karşı mücadele” gibi sloganlar atıldı.

İlk saldırının gerçekleştiği Midnight önünde yaşamını yitirenleri için saygı duruşu yapılırken, olay yerine çiçekler bırakıldı.  İkinci saldırının gerçekleştiği Kesselstadt’tan geçerek yürüyüşünü tamamlayan binler Freiheitsplatz’taki kısa miting ardından sloganlarla alandan ayrıldı.

 

Foto: Deniz BABİR / Şahin BOZLAR