Fransız fotoğrafçı Vincent Jarousseau, sağcı parti Le Pen’in bölgesinde geçirdiği 2 yılı foto roman olarak “Milli İllüzyon” ismiyle yayınladı.

SELMA AKKAYA / PARİS

Fransız fotoğrafçı Vincent Jarousseau iki yıl boyunca,  Ulusal Cephe Le Pen'in partisinin yüzde 57 oranında oy aldığı iki bölgede yaşayarak çektiği fotoğrafları foto-roman olarak yayınladı. Lorraine, Pas-de-Calais, Denain ve Gard'da kalan Jaousseau “Milli İllüzyon” adıyla çıkardığı foto-romanın karakterlerini o bölgelerde yaşayan görünmeyen işsizlerden seçtiğini ifade ediyor.

Vincent Jarousseau, Kuzey'deki işsizlik oranının yüzde 44 olduğu bu bölgelerin eski sanayi ve fabrika bölgesi olduğunu ifade ediyor. İşçi sınıfının eski merkezlerinden olan bu bölgelerde 2017 yılında cumhurbaşkanlığı yarışında Marie Le Pen'in yüzde 57 oranında oy almasının ardından böylesi bir karar aldığını belirtiyor. Bu seçimini anlatan fotoğrafçı, "Berlin Duvarı yıkıldığında ya da dünyada değişimlerin olduğu dönemlerde bizler hep insanların politika yapan sözlerini dinledik. Ama hayat nasıl işliyordu buna bakılmadı. Bugün çok revaçta olmayan yaptığım işle bu durumu belgelemek istedim" diyerek yüzde 44 oranında yoksulluğun yaşandığı bu bölgede iki yıl, zamanının büyük bir çoğunluğunu bölge halkıyla geçiriyor.  Kitapta Aline (işsiz), Manu (RSA Sosyal Yardım alan), Fatma (Kariyer Becerileri İş Sözleşmesinde) veya Michael (Yol işçisi) gibi karakterlerin günlük yaşamından karalerle diyaloglar yer alıyor.

Üzerinde yükseldikleri yoksulluk

Jarousseau çalışmasına ilişkin şunları kaydediyor: "Bu insanlar için Le Pen aslında bir seçim değil. Kaybedecekleri bir şey yok artık. Bu ya da diğeri onlar için fark etmiyor. Çünkü görünmüyorlar. Tepkilerini bu şekilde yansıtıyorlar. Burada sosyal bir örgütlenme yok. İşsizliğin artmasıyla, fabrikaların kapanmasıyla bireyselleşme daha da yaygınlaşmış. Solcu aktivistlerin şunu anlaması gerekiyor, burada bu insanlar herkes için görünmez hale gelmiş, onlar içinde öyle. Bu alanda örgütlenmemişler. Şimdi bunu iyi düşünmeliler. Bu çalışmayı yaparken Kuzey Fransa'daki bu güvencesiz ailelerle okuyucuları "yaklaştırmak" istedim. Bu kitabı okumak çok etkileyici bir deneyim. Foto-belgesel romanın şekli paradoksal olarak çok gerçekçi bir anlatım biçimidir, ancak aynı zamanda romantik bir nefes içerir. Uzman, gazeteci veya akademisyenin abartılı konuşmalarından kaçınan popüler bir türdür. Bu anlatım tarzı politik bir seçimdir. Okuyucu karakterlerle zaman geçirmek zorundadır, evlerine davet edilir. İçlerini, ailelerini, sokaklarını görüyorlar. Konuşmaları baloncuklarla restore edildi ve kendisini okuyucuya dayatıyor. Antropolog Bruno Latour, insanlara görüşlerini sormak yerine, durumlarını açıklamaları gerektiğini söyledi. Kitabım bu yaklaşımla tamamen aynı çizgide. Mevcut bağlantılarımızı ortaya çıkardığımız, kesin olarak sorun teşkil ettikleri ve özellikle de yerel olarak kendilerini savunmak için güçlerini birleştirecekleri somut durumları tanımlamaktır. Buradaki fikir, kendini tarif ederken herkesin, kiminle ve neye bağlı olduğunu, çıkarlarını daha iyi savunması için yeniden keşfetmesidir" şeklinde çalışmasını tanımlarken, bölge halkının gerçek yaşamını gözler önüne seriyor. Ulusal Cephe'nin üzerinde yükseldiği yoksullaşmanın, toplumun beklentisizliğini çok iyi karelerle okuyucuyla buluşturan Jarousseau, sol siyasetinde toplumdan uzaklaşarak sadece onların kime oy verdiği konusunda yargılarla yaklaştığına dikkat çekiyor ve ötekileştirilenlerin yeniden kazanılması gerektiğini hatırlatıyor.”