Bayım, yanlış anlamayın gerçekten sağlam bir iradeniz olduğuna inanıyorum. Eh arkanıza devleti alınca yani 500 bin kişilik ordu, henüz atanması yapılmamış, galiba 300 bin polis, tanklar, tüfekler, otomatik silahlar, gizli ödenekler, Mit mensupları, müsteşarları, Kara, Hava ve Deniz komutanlıkları, insanlı, insansız uçakları, bombaları, kurşunları ve ayakkabı kutularını alınca, kolaymış gibi geliyor bu irade sağlamlığı ama öyle değil sanırım, bayım. Tam anlamıyla siz 'Benim kim olduğumu biliyor musun’uz, sunuz bayım. Ne biliyim, kavga filan çıksa, ben en fazla kahveden birkaç arkadaş çağırabilirim, siz, öyle mi? İsterseniz demirleri gümüşten, halatları ibrişimden, yelkenleri atlastan donanmaları salarsınız üstüme. Hakimleri, savcıları saymıyorum bile. Farkındaysanız şanlı tarihimizden alıntılarla süslemek istiyorum yazımı bayım. Muhteşem Yüzyıl dizisi gibisiniz çünkü. O yüzden, hangi paralel devlet size zincir vuracakmış şaşarım, bayım.
Sağlam İrade ister bu, hiç kolay değil sizin durumunuz. Hadi gündüzü geçin etrafınızda sürekli, 'evet efendim’ diyen, bir sürü tevdi mercii var peki geceleri ne yapıyorsunuz bayım? Yastığa başınızı koyduğunuzda, mesela çocuklarının bedenlerini torbalara dolduran Roboskî’li analar girmiyor mu rüyanıza? Sizin sorumluluğunuz altındaki uçakların bombaladığı çocuklar… Roboskî için alınan takipsizlik kararı, takip etmiyor mu sizi? Buna nasıl dayanabiliyorsunuz mesela. Bir sağlam irade nasıl olabiliyor onu merak ediyorum, sorum o yüzden. Pozantı Cezaevi'nde cinsel tacize, tecavüze uğrayan çocuklar peki. Onlara ne dersiniz? Onlar bedenleri torbalara doldurulmadı diye şanslı mı hissetmeliler kendilerini? Farkındaysanız sadece çocuklardan ve annelerden söz ediyorum. Bizi, erkekleri yani her savaşta öldürülebilir, işkence edilebilir olanları saymıyorum. Çocukların, annelerin elleri boğazınıza yapışmıyor mu? Ne yapıyorsunuz o zamanlar, çitlerin üstünden ayakkabı kutularını, oy sandıklarını atlatıp, onları sayarken, uykuya mı dalıyorsunuz?
Kızılderililer savaşmadan önce yaptıkları savaş dansının hiçbir şeye yaramayacağını bildikleri halde savaş dansı ediyorlardı. Çünkü yapabilecekleri başka bir şeyleri yoktu. Bense yapabileceğim her şeyi, hiçbir zaman esirgememek kaydıyla, beddua da etmek istiyorum, size bayım. Belki tribünlerden iyi tanıdığımız hocalar gibi yapamayabilirim ama Allah müstahakkınızı versin, bayım. Cehennem ateşlerinde kavrulsun alçaklık.
Sağlam irade
Bayım sizi panolarda gördüm yine bu sabah. Bu panoları da öyle yerlere koyuyorlar ki görmeden geçemiyor insan. Aksi aksi bakıyordunuz yine. Hemen aklıma tam buğday ekmeği yemek geldi. Televizyon seyretmemek, gazete okumamak yetmiyor. Öyle bir yerde ki pano, peş peşe gelen iki köşenin de köşesi. Ezilmemek için o tarafa bakmak zorundasınız. Biraz param olsa sadece o panoyu kiralayıp şöyle deniz kenarı resmi filan koymak istiyorum ama belki de geç kaldım çünkü o bakışınızı, sağlam irade bakınışınızı silebilir miyim oradan bilmiyorum. Gömelim gel seni diğer afişin altına desem sığmazsın, sanırım bayım. Kurtulamıyorum kokmuş karanlığınızdan. Paranoyak takip ediliyorum duygusu yaratıyorsunuz bende ve maalesef bunda haklı olmam bu paranoyamı da beslemekten başka bir şeye yaramıyor.