2018 itibariyle sağlık sigortalarında yapılacak ortalama yüzde 4’lük prim artışı İsviçre’de büyük bir tartışma yarattı. Federal Konsey’in onayıyla 2018’den itibaren yürürlüğe girecek bu artışa tepki gösteren İsviçreliler, “Sağlık ticaret değil” diyerek, sokaklara çıkmaya başladı. 

Vatandaşlarına tanıdığı sosyal haklarla ismini sık sık gündemde tutan İsviçre, son dönemlerde gittikçe çekiciliğini kaybedecek bir konuma geliyor. Temel hak olması nedeniyle bedava olması gereken sağlık hizmeti, ne yazık ki ülkedeki sağlık sigorta kuruluşları ve hükümet tarafından tamamen bir ticaret alanına dönüştürülmüş durumda. 

İsviçre’de ikamet eden herkesin bir sağlık sigortası olma zorunluluğu var. Bütün aile bireyleri; çocuklar, yetişkinler hatta yeni doğan bir bebek bile 3 ay içerisinde sağlık sigortasına sahip olmak zorunda. Bu durum İsviçre’ye yeni gelen bir göçmen içinde geçerlidir. Özel bir kanunla düzenlenen zorunlu sağlık sigortasının neleri karşılayacağını, kişinin aylık olarak sigortaya yatıracağı prim tutarı belirliyor. Kantondan kantona sağlık primleri küçük değişiklikler gösterse de, ülkede bulunan onlarca sağlık sigorta kuruluşu, var olan yasalardan hareketle ortaya koydukları uygulamalarla vatandaşların korkulu rüyası haline geldi.

Hiç hastaneye gitmemiş olsanız dahi aylık en az 350 Frank (bu miktar, belirleyeceğiniz franchise miktarına göre değişiyor) ödemek zorundasınız. Herhangi bir sağlık sigortasına sahip olmanız hastalık masraflarınızın tamamının sigorta tarafından karşılanması anlamına da gelmiyor. Bu durum, yaptığınız sağlık sigortasının kapsamına yani aylık ödeyeceğiniz miktarın yüksekliğine bağlı. Franchise’nizi (yani yıllık olarak kendi ödeyeceğiz miktar) yüksek tutup sigortaya aylık ödeme miktarınızı en düşük seviyeye (minimum 350 Frank) indirmek istiyorsanız bu demektir ki, yıl içerisinde doktorunuzdan size gelecek faturaların büyük bir kısmını da siz ödeyeceksiniz. 

Çalışan veya çalışmayan, zengin veya düşük gelirli hiçbir fark etmeksizin herkes için zorunlu olan sağlık sigortası sistemi başlı başına bir sorun olarak dururken, üstüne üstlük her yıl kademeli şekilde sağlık primlerine yapılan zamlar ise ülkedeki alt gelirli insanlarda büyük rahatsızlık uyandırmaktadır.

Son olarak, İsviçre Federal Konsey’in aldığı karar doğrultusunda 2018 yılı itibariyle kantondan kantona değişecek şekilde (ortalama yüzde 4) sağlık sigortasına yapılacak prim artışı, ülkede büyük bir tepkiye neden oldu.

Sol-Sosyalist parti ve kuruluşların tepkisine neden olan bu artışa en büyük tepki Cenevre’den geldi. Sağlık sigortasında yapılacak prim artışının en yüksek olduğu kantonlardan biri olan Cenevre’de geçtiğimiz günlerde yaklaşık 7 bin kişi sokaklara çıkarak, büyük bir protesto eylemi gerçekleştirdi. 

“Sigortacılar hırsızdır”, “Sisteminiz bizi hasta ediyor”, “Sağlık haktır gasp edilemez”, “Sağlık ticaret değil” sloganı ile yürüyen binlerin tepkisi, sosyal devlet olduğunu iddia eden İsviçre’de büyük bir yankı uyandırdı. Halka sorulmadan yapılan uygulamaların artık İsviçre’ye zarar verecek düzeye geldiğini savunan kimi siyasetçiler, konuya ilişkin İsviçre Federal Konseyi uyardı. 

Öte yandan, yine geçtiğimiz günlerde Birlemiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Konseyi, 35. İnsan Hakları Oturumları ön hazırlık toplantılarında İsviçre’ye yönelik açıklanan bir raporda İsviçre’de ırkçılık ve kadına yönelik şiddetin artışına dikkat çekilmesi, ülkede başka önemli bir tartışma konusu açmış durumda. İsviçre’de yabancılara yönelik gün geçtikçe artan ırkçı yaklaşım ve kadına yönelik şiddete pratik örneklerle vurgu yapılan raporda, ülkede yaşanan anti-demokratik uygulamalara yönelik mücadele edilmesi için İsviçre Hükümetine çağrı yapıldı. 

Demokrasi ve insan hakları noktasında birçok ülke tarafından örnek alınacak bir konumda olan İsviçre’de, bugün bu konuların tartışılması, ülkenin büyük bir kesiminde rahatsızlık uyandırdığı gibi aynı zamanda şu sorunun sorulmasına da yol açtı: İsviçre çekiliğini kayıp mı ediyor?