Türkiye'deki cezaevlerinde tahliye edilmedikleri için yaşamlarını yitiren hasta tutuklular ve ağır hasta olmalarına rağmen cezaevinde bekletilen onlarca hasta tutuklunun yaşadığı sorunlar gündemden düşmüyor. Bunlardan biri de İstanbul'da Ekim 2011 tarihinde "KCK" adı altında yapılan operasyonlarda tutuklanan BDP Bahçelievler eski İlçe Başkanı Canşah Çelik. Ağır astım hastası 60 yaşındaki Çelik, tutulduğu Bakırköy Kadın Cezaevi'nde yaşam mücadelesi veriyor. Yaşı itibarıyla birçok hastalığı olan Çelik, ağır persistant bronşit hastası olduğu için sık sık astım krizi geçiriyor. 22 yıldır aktif siyaset yürüten Çelik, kalp kapakçıklarında gevşeme olduğu için cezaevinde kalp krizi geçirme riskiyle yaşıyor. 30 yaşından beri tedavi gören Çelik, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi ve Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden raporlarının olmasına rağmen 7 aydır cezaevinde tutuluyor.

Raporları gözardı ediliyor
Kızı Özgür Poyraz, annesinin cezaevine girdikten sonra tedavisi aksadığı için sağlık durumunun daha da kötüye gittiğini ve hayatından endişe duyduklarını söyledi. Annesinin normal yorganlarda yattığında astım krizinin tuttuğunu belirten Poyraz, "Biz aylarca anneme silikon yorgan verilmesi için Adalet Bakanlığı'na başvurduk. Yaptığımız onca başvurudan 5 ay sonra ancak anneme silikon yorgan verildi. Elimizde annemin sağlık durumunun kötü olduğu gösteren raporlar var, ama buna rağmen rapor gözardı ediliyor" dedi.

İlaçları verilmedi
Gözaltı döneminde İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi'nden alınan raporla annesinin ilaçlarını içeri sokmak için çok uğraştığını aktaran Poyraz, "Annem tutuklandıktan sonra da raporla ilaçlarını içeri vermeye çalıştım, kendi üniversite hastanelerinin raporuna itibar etmediler. Bana bir sürü zorluk çıkardılar, sanki ben bu raporu bakkaldan almışım gibi davrandılar" dedi. Annesinin kalp ve astım dışında bel fıtığı, kemik erimesi gibi rahatsızlıklarının olduğunu sözlerine ekleyen Poyraz, "Annem yaşından ötürü kemik erimesi rahatsızlığı sorunu var ve düzenli olarak süt tüketmesi gerekiyor. Biz cezaevi idaresi tarafından anneme düzenli olarak süt verilmesi içinde aylarca uğraştık. Annemin bütün raporları olmasına rağmen zorunlu yapılması gerekenler için biz dışarda aylarca yetkililere dilekçeler veriyor, raporlar sunmak zorunda kalıyoruz" diye konuştu.

Yerine kızı doktora gidiyor
Annesinin düzenli olarak hastaneye gitmesi gerektiğini, ama hastane sevklerinin çok keyfi bir şekilde geciktirildiğini belirten Poyraz, "Annem cezaevinde düzenli olarak doktora gidemediği için ben dışarda doktorlarla görüşüp, 40 dakikalık açık görüşlerde anneme doktorların tavsiyelerini aktarıyorum. Tedavi edici olmuyor, ama geçici rahatlayacağı şekilde tavsiyeler sağlayabiliyoruz. Bu da bize çok acı veriyor açıkçası" dedi.

Bakanlığa başvuru yapılacak
Poyraz, annesinin tedavi için tahliye edilmesi gerektiğini belirterek, Adalet Bakanlığı ve Adli Tıp Kurumu'na gerekli başvuruları yapacaklarını söyledi.


MÜTHA ÇETİN - DİHA/İSTANBUL




Mahkeme kemik yaşını tanımadı


Birçok davada nüfus yaşını değil de kemik yaşını esas alan Türk yargısı, Mersin’de tam tersini yaptı. Kimlikte yaşı 18 olan ancak kemik yaşı Adli Tıp raporuyla 17 olduğu kesinleşen Ramazan Aras’ın çocuk mahkemesinde yargılanmasını kabul etmeyerek ağır cezada yargılanmasına karar verdi.


Mersin’in Toroslar İlçesi Demirtaş Mahallesi'nde 31 Aralık 2011'de yapılan gösteride gözaltına alınan ve örgüt üyeliği suçlamasıyla tutuklanan 17 yaşındaki Ramazan Aras hakkında Cumhuriyet Savcılığı'nın hazırladığı iddianame iade edildi. Mersin 1. Çocuk Mahkemesi, Aras’ın kimlikteki yaşının 18 olduğu gerekçesiyle iade ederek Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına karar verdi. Halbuki Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Başkanlığı'nın mahkemeye göndermiş olduğu raporda Ramazan Aras’ın kemik yaşının 17 olduğu tespit edilmiş. Aras’ın avukatı Eyüp Sabri Öncel, mahkemenin kararına itiraz ettiklerini belirterek, müvekkilinin çocuk olduğunu ve Çocuk Mahkemesi'nde yargılaması gerektiğini söyledi. Müvekkilinin çocuk olduğununu Adli Tıp raporuyla kesinleştiğine dikkat çeken Öncel, müvekkilinin 5 aydan beri tutuklu olduğunu hatırlatarak, biran önce mahkemeye çıkartılması gerektiğini kaydetti. İddianamenin iade edilmesiyle müvekkilinin mağdur edildiğini ifade eden Öncel, bu mağduriyetin biran önce giderilmesini istediklerini söyledi.


MELİHA GÜNDÜZ  - ANF/MERSİN




Tutsaklara ‘su’  işkencesi



Bafra T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki siyasi tutsaklar, koğuşlara içme suyu verilmediğini ve cezaevinde hak ihlallerinin her geçen gün arttığını bildirdi.
Van F Tipi Cezaevi’nden 7 ay önce Bafra Cezaevi’ne sevk edilen Mehmet Kırdağ’ın ağabeyi Kasım Kırdağ, koğuşlara su verilmediğini belirterek, arada bir verilen suların da kirli olduğunu anlattı. Temiz su alamayan kardeşinin ve diğer tutukluların sağlık sorunları ile karşı karşıya kaldığını aktaran Kırdağ, “Her koğuşta 16 kişi kalıyor. Ya sular verilmiyor ya da kirli su veriliyor. 7 ay önce tutukluları alıp Samsun’a götürdüler. Oraya götürme sebebi sadece zorbalıktır. Onlara verilen kirli suyu da bir işkence olarak uyguluyorlar” dedi.
Yakınlarının durumlarını ancak telefon üzerinden öğrenmeye çalıştıklarını kaydeden Kasım Kırdağ, cezaevinin uzak olması ve maddi imkansızlıklar nedeniyle görüşlere gidemediklerini söyledi. Kırdağ, “Bu yapılan haksızlık, tam bir işkence. Bundan büyük işkence var mı? Bu sorunun çözülmesi gerekiyor” diyerek, insan hakları örgütlerine harekete geçme çağrısı yaptı. Kırdağ, tutukluların hiç olmazsa tekrar Van Cezaevi’ne nakledilmesi gerektiğini söyledi.