
Açlık grevindeki tutsaklarla görüşen avukatları, "kritik bir durum yok" diyen yetkilileri yalanladı. Avukatların verdiği bilgiye göre; bazı tutsakların vücutları sıvı kabul etmiyor, kalp çarpıntıları görülüyor, B1 yerine bilinç kaybını hızlandırmak için B vitamini veriliyor. İHD, ÇHD, TTB ve TİHV'in ortak hazırladığı açlık grevlerine ilişkin ön izleme raporunda, tutsaklarda ciddi rahatsızlıkların olduğu vurgulandı.
Türk Başbakan Erdoğan'ın açlık grevlerinin olmadığına yönelik açıklamaları Adalet Bakanılığı'nın açlık grevlerine yönelik dün yaptığı açıklamada bir kez daha yalanlandı. Adalet Bakanlığı, cezaevinde açlık grevi eylemi yapan PKK'li ve PAJK'lı tutsakların sağlık durumuna ilişkin açıklama yaparak, 67 cezaevinde 682 kişinin açlık grevinde olduğunu kabul etti. Adalet Bakanlığı, sağlık durumu kritik olan tutsağın bulunmadığını ileri sürdü. Açıklamada, eylemcilere tuz, bal ve şeker verildiği, bunların karşılığının tutsaklardan alınmadığı iddia edildi.
Raporlar başka diyor
Sivil toplum örgütlerinin açlık grevlerine yönelik yayınladığı raporun sonuçları ise Adalet Bakanlığı'nın yaptığı açıklamayı yalanladı. İHD, ÇHD, TTB ve TİHV, İHD Genel Merkezi'nde ortak basın toplantısı düzenleyerek, açlık grevi eylemlerine ilişkin hazırlanan ön raporu açıkladı. Toplantıda ilk olarak konuşan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, kritik sürece girildiğinin altını çizerek, Diyarbakır D ve E tiplerinde 40. güne kadar B1 vitamininin verilmediğini söyledi. Türkdoğan, bunun sonucunda buradaki tutsaklarda mide kanaması, halsizlik, kanama ve kilo kaybının olduğunu belirtti. Türkdoğan, benzer sorunların Kandıra 1 ve 2 No'lu F Tipi Cezaevi ile Bolu F Tipi Cezaevi, Siirt E Tipi Erkek ve Siirt E Tipi Kadın cezaevlerinde de olduğunu söyledi. Adalet Bakanı Sadullah Ergin'e "Temas grubu" ile arabulucu olma talebinde bulunduklarını ifade eden Türkdoğan, kendilerine hala bir cevap verilmediğini dile getirdi. Türkdoğan, tutsakların eylemlerinde kararlı olduklarını belirterek, hükümeti çözüm konusunda adım atmaya çağırdı.
Açlık grevi tıbbi sorun değil
TİHV Genel Sekreteri Metin Bakkalcı ise, açlık grevinin var olduğu ve olmadığı tartışmalarının gereksiz olduğunu ifade ederek, herkesin bu üsluptan vazgeçmesini istedi. Bakkalcı, açlık grevinin tıbbi bir sorun olmadığını dile getirerek, açlık grevlerine zorla tıbbi müdahalenin zarar vereceğini kaydetti. "Açlık grevi bir intihar biçimi değildir" diyen Bakkalcı, tutsakların kendilerini ifade edecek başka bir alan bulamadığı için böyle bir eylemi tercih ettiklerini söyledi. B1 vitamininin çok önemli olduğunu söyleyen Bakkalcı, yeterli oranda alınmadığı zaman vücudun direncini yitireceğini söyledi. "Tecrit bir işkencedir. Anadil hakkı evrensel bir haktır" diyen Bakkalcı, taleplerin karşılaması için hükümete çağrı yaptı.
İnsan hakları savunucuları tarafından yayınlanan raporda, Diyarbakır D ve E tipi cezaevlerinde İHD ve TTB avukat ve doktorları tarafından açlık grevine başlayan mahpusların izlendiği belirtilerek,1 Kasım 2012 itibariyla durumları hakkında şu bilgiler aktarıldı: ''5 ila 11 kilogram arası kilo kayıpları mevcut. Sıvı kaybına bağlı halsizlik, vücutta uyuşukluk, kramplar ve tansiyon düşüklüğü, yorgunluk, mide bulantısı, makatta kanamalar. 40. güne kadar B1 vitamini alamayan grevciler var, bu çok ciddi bir sorun.''
Kandıra'da müdahale sinyali
Raporda, Kandıra 1 ve 2 No'lu F Tipi cezaevlerinde, 12 Eylül'den itibaren açlık grevine başlayan 20 erkek olduğu belirtilerek, ÇHD avukatları tarafından açlık grevine başlayan tutsakların izlenildiği aktarıldı. Kandıra 1 ve 2 No'lu cezaevlerinde olan tutsaklarda görülen rahatsızlıklar ise şöyle sıralandı: "Eklem ve kemik ağrıları (örneğin bir mahpus sanki dizleri yokmuş gibi hissettiğini, bacaklarının kendisini taşımadığını ayakta durmakta ve yürümekte zorlandığını beyan etti), tutsaklarda göz kararması, baş dönmesi, mide bulantısı, şiddetli baş ağrıları, bir eşyayı tutmakta zorlanma, burun kanaması, midede sancı (dayanılmaz şiddette), titreme, kalpte ritim bozuklukları, çarpıntı, nabız ve tansiyon düzensizliği, uyumakta zorlanma, kilo kaybı."
Raporda, Kandıra'da 1 ve 2 No'lu cezaevlerinde bulunan tutsakların görüşmelerde, gardiyanların ve müdürün tavırlarından ilerleyen günlerde müdahale olacağını anladıklarını belirttiği kaydedildi.
Raporda, Bolu F Tipi, Siirt E Tipi Erkek ve Siirt E Tipi Kadın, Midyat M Tipi Erkek, Mardin E Tipi Cezaevi Erkek, Mardin E Tipi Cezaevi Kadın, Erzurum/Oltu T Tipi Cezaevi, Erzurum H Tipi Cezaevi ile Rize Kalkandere L tipi Cezaevi, Silivri 2 Nolu L Tipi Cezaevi, Bakırköy Kadın Kapalı cezaevlerinde açlık grevinde olan tutsaklarda da benzer sağlık sorunlarının yaşandığı açıklandı.
Avukatlar da tehlikeyi doğruladı
Raporda ayrıca açlık grevinde bulunan tutsaklarla görüşen avukatların değerlendirmelerine de yer verildi: "Kendilerinin de beyan ettikleri gibi algılama ve odaklanma sorunu yaşadıkları, söyleyeceklerini toparlamakta zorlandıkları gözlemlenmiştir. Birkaç kişide daha yoğun olmakla birlikte dilleri dolaşmakta, kimi zaman söyledikleri anlaşılmamaktadır. Işıktan ve yüksek sesten rahatsız olmaktadırlar. Ciddi kilo kaybı söz konusudur. Görüşe kalın hırkalar ve şallar ile gelmekte ve üşümektedirler. Göz çukurları oldukça derinleşmiş olup, gözbebekleri büyümüş haldedir. Geçmişe yönelik sorulara cevap verebilmekte hafıza sorunu yaşamamaktadırlar. Yine güncel konulardan, haberlerden ve siyasetten konuştuğumuzda sağlıklı değerlendirmeler yapabilmektedirler. Ancak algılama ve odaklanma sorunları söz konusu olup kendileri de bunu beyan etmektedirler."
Sıvı almakta zorlanıyorlar
Marmara Bölgesi Cezaevleri İzleme Koordinasyonu dün Bakırköy Kadın Cezaevi önünde açıklama yaptı. Avukat Züleyha Gülüm, Bakırköy Cezaevi'nde 24 Eylül'de açlık grevine giren 10 kadın tutsağın sağlık durumunun giderek kritikleştiğini belirtti. Tutsakların son günlerde avukat görüşlerinde konuşmakta zorlandıklarını ve dikkat dağınıklığı yaşadıklarını kaydeden Gülüm, "Tutsak kadınların el ve ayak tırnaklarında morarmalar oluştu. Günlerdir uykusuzluk yaşayan tutsaklar, günde sadece iki üç saat uyuyabiliyor, uyuduklarında ise aniden uykularından sıçrayabiliyorlar. Bunun dışında artık sıvı almakta zorlanıyorlar, sıvı tükettiklerinde mide bulantısı ve kusma yaşıyorlar" diye konuştu. Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde açlık grevinde olan tutsaklara B1 vitaminin verilmediğini belirten Gülüm, "Biz cezaevine B1 vitamini götürdük, ama cezaevi idaresi verdiklerini söyleyerek kabul etmedi. Ancak daha sonra öğrendik ki; tutsaklara B1 vitamini diye B vitamini veriliyor. Bu vitamin bize göre tutsakların bilincini erken kapatmak için veriliyor" dedi.
B1 yerine B12 ve B6
Gümüşhane, Giresun ve Trabzon cezaevi yönetimleri ise tutsaklara B1 "pahalı" gerekçesiyle B12 ve B6 vitaminin Bemiks kompleksi veriliyor. BDP Hukuk Komisyonu'nda yer alan Av. Mustafa Miraz Çallı ve Yusuf Buzgan, Giresun E Tipi Kapalı Cezaevi, Gümüşhane E Tipi Kapalı Cezaevi ve Trabzon E Tipi Kapalı Cezaevi'nde açlık grevindeki tutsaklarla görüştü. Tutsaklara B1 yerine başka vitaminlerin verilmesinin skandal olduğunu belirterek, "Adalet Bakanlığı genelge yayınlamalı ve tutsakların vitamin ihtiyacı karşılanmalıdır" dedi. Türkiye İnsan Hakları Vakfı(TİHV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, B12 ve B6 vitaminini Bemiks kompleksinin içinde 10 mg B1 vitamini bulundurduğunu ve bunun ihtiyacı karşılamadığını belirterek, derhal B1 vitaminin tedarik edilmesi gerektiğini söyledi.
Bilinç kaybı başladı
Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi ve 20 avukat, Midyat M Tipi Kapalı Cezaevi'nde 24 Eylül'den itibaren açlık grevinde bulunan tutsakları ziyaret etti. Açlık grevcilerinin durumuna ilişkin hazırlanan raporda; hemen hemen tüm tutsaklarda baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı, kusma, dikkatsizlik, kanama, halsizlik, göz kararması, ayakta duramama, konuşmada güçlük çekme şikayetlerinin tespit edildiği belirtildi. Raporda açlık grevindeki tutsaklardan Mazlum Dilek'te konuşamama ve bilinç kaybının başladığı kaydedildi. Revire gitmeyi reddeden tutsaklara 12. günden sonra "ücret karşılığı" B1 vitamini verildiği belirtildi.
Kalp çarpıntıları yaşanıyor
12 Eylül'den itibaren açlık grevinin devam ettiği Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi'ndeki tutsaklarda ise daha ciddi sağlık sorunları bulunuyor. Av. Deniz Taşdemir, tutsakların durumuna ilişkin şunları aktardı: "Tüm tutsaklarda nabız ve tansiyon düzensizliği var. Özellikle sabahları ağızdan kan gelmesi, kilo kaybı, göz kararması, baş dönmesi ve mide bulantısı, şiddetli baş ağrıları, ciddi halsizlik sorunu yaşamakta olup avukat görüşüne çıkarken zorlanma, hareket kabiliyetinin zayıflaması, titreme ve eklem ağrıları giderek yoğunlaşıyor. Kalpte taşikardi diye adlandırılan ritim bozuklukları ve çarpıntıları gün içerisinde tekrarlanan şekilde sürüyor. Yine iğne batar şeklinde olmak üzere kalp ağrısı hissediyorlar."
Doktorlar ciddiyetsiz
Doktorların ciddiyetsiz yaklaştığını belirten Av. Taşdemir, açlık grevindeki tutsaklardan Ersin Yolu'nun yaşadığı kalp ağrısına doktorun "sigara içme" karşılığı aldığını aktararak şöyle dedi: "Bu cevap onur kırıcı olmuştur. Doktorun kendisiyle alay ettiğini düşünmesine sebep olmuştur. Bu nedenle adı geçen tutsak bundan sonraki kontrollerde konuşmama kararı almıştır."
Av. Taşdemir, Kandıra 2 No'lu F Tipi'ndeki bazı tutsakların midelerinin sıvıyı kabul etmediğini belirtti.
Müdahaleyi reddediyorlar
Ayrıca sağlık kontrolüne gelen ekibin tutsaklara şurup vermeyi, serum takmayı ve iğne yapmayı teklif ettiklerini öğrendiğini söyleyen Av. Taşdemir, "Tutsaklar bunun tıbbi müdahale anlamına gelmekte olduğunu; eylemi kırmayı amaçlayan bir yaklaşım olduğunu düşündüler. Hatta görüşme yaptığımız gün sağlık ekibi ilaç dolu bir poşetle kontrole gelmişti. Tutsaklar bu tür müdahaleleri reddediyorlar" açıklamasında bulundu.
HABER MERKEZİ