
‘Bu son adımdı’
KHK’nin, Sağlık Bakanlığı teşkilatının bütün şeklini değiştiren, Türkiye’deki sağlık sistemini tamamen tersyüz eden bir şekilde çıkarıldığını ifade eden Gören, „Bu kararnamenin en önemli özelliği, 2002’den bu yana sürmekte olan Sağlıkta Dönüşüm Programı’ndaki değişiminde son nokta olması. Yıllardır, Türkiye’de sağlık sistemi ticari bir alana dönüştürülüyor“ dedi.
Bu uygulamaların 2005’te Aile Sağlık Merkezleri’nin kurulmasıyla başladığını hatırlatan Gören, ardından tartışma yaratan Tam Gün Yasası’na işaret etti. Tam Gün Yasası’nın „Vatandaşa daha iyi hizmet vermek“ adına hekim işgücünü ticarileşmenin bir adımı olduğunu söyleyen Gören, „Hekimler ya kamu ya da özel hastanelerde çalışacak. Muayenehane olayı sona erecek. Sayısı az olan hekimler ya özel hastane zincirinde veya kamu hastanelerinde çalışacak. Bunun dağıtımını yapmak için çıkarıldı, Tam Gün Yasası. Şimdi bu ise son adım“ değerlendirmesini yaptı.
‘Artık ticarethane demek istiyorum’
KHK ile her ilde Kamu Hastane Birlikleri kurulacağına işaret eden Gören, bunun ucuz işgücü piyasasına dönüşeceğine dikkat çekti. Gören, şunları ifade etti: „Kamu hastaneleri birer işletme haline dönüşecek şekilde organizasyon getirildi. Kamu Hastaneleri Birlikleri dediğimiz hastanelerin yeni yönetim şekli tarif ediliyor. Bütün illerde kamu hastaneleri bu birlikler içinde yer alacak. Birlik içinde yer almayan kamu hastanesi olmayacak. Ve bunlar bir genel sekreter tarafından idare edilecek. Başhekimler sadece alt düzeydeki yönetim işleriyle uğraşacaklar. Artık ticarethaneler demek istiyorum, bunların en karlı şekilde çalışmasını sağlayacak olan genel sekreter olacak. Kar getirmeyen hastanelerin genel sekreterleri görevden alınabilecek. Hastaneler A, B, C, D şeklinde kar oranlarına göre sınıflandırılacak. Böylece burada çalışanlar, düşük ücretlerle, performansa dayalı ve güvencesiz çalışacaklar. Sağlık işgücü ucuz bir emek gücü haline dönüşüm olacak.“
„Böyle bir sistemden ortaya çıkacak hizmet kalitesi, para döngüsü olacağı için son derece düşük olacak“ diyen Gören, iyi hizmet alamayan halkın doktoru sorumlu gördüğüne ve hekime yönelik şiddetin tırmandığına işaret etti. Gören, „Bu sistemin amacı vatandaşın doktora ulaşmasını kolaylaştırmaktı. Bu sağlandı, ama doktor onu, 5 dakikada muayene ediyor, birkaç tetkik istiyor. Bu sürede tetkikler ne kadar doğru, aldığı hizmet kalitesi ne? Bunlara baktığımız zaman inanılmaz bir kötü tablo ortaya çıkıyor. 5 dakikada yapılan muayene ile iyi hekimlik olmaz. Bu sistemin başlangıcı olan Aile Hekimliği’nde olmazsa olmaz şart olarak sevk zincirinin konulacağı belirtilmişti. Hiçbir şekilde bu uygulanamadı ve ne zaman uygulanacağı da belirsiz. Sevk zinciri olmayan bir sağlık sisteminde herkes istediği doktora gelişi güzel gider. 3. basamak dediğimiz sağlık kurumları -daha üst düzey hizmetin verilmesi gereken yerler basit işler için işgal edilir. Herkes muayenesi beklememek için acillere gider, aciller de yığılım başlar. Gerçek aciller kaynar. İyi hizmet alamayan vatandaş, bunları sorumlusu olarak doktoru görür, ona karşı şiddet uygulama eğilimine girer“ dedi.
2012 yılı başında „paran kadar sağlık“ ve „mezarda emeklilik“ yasası olarak adlandırılan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’nın (SSGSS) yürürlüğe gireceğini belirten Gören, buna ilişkin şunları ifade etti: „Burada teminat paketi dar kapsamlı. Bu yetmeyecek, insanlar yardımcı sigorta yaptırmak zorunda kalacak. Katkı payları giderek artacak. Aile Hekimliği’nde ‘katkı payı yok’ diye yola çıkıldı, şimdi ise 3 lira. Bunun önümüzdeki dönemde artacağını öngörebiliriz. Sonuçta Türkiye’de sağlık sistemi, kapitalist ülkelerde olduğu gibi tam bir ticari alan haline dönüşmüş durumda. İleri kapitalist ülkelerde bu sağlık sistemin sakıncaları iyice ortaya çıkmış ve değişiklik yapma çabaları sürerken, biz orada yaşananları şimdi yaşamaya başlıyoruz. Nereden bakarsanız bakın; Sağlıkta Dönüşüm Programı, aslında sağlıkta yıkım programı olarak değerlendirilebilir. Bundan hepimiz etkileneceğiz.“
TTB yasası da değişti
KHK ile 6023 Sayılı TTB Kanunu’nun maddelerinde de değişiklik yapıldığını aktaran Gören, „ ‘Amaç’ maddesinde ‘toplumsal çalışmayla’ ilgili bölüm kaldırılmış durumda. TTB olarak hem meslektaşların özlük hakları hem de vatandaşların sağlığı için çalışıyorduk. Bu değişiklik niye yapıldı? Bizim çalışma alanımız gayet geniş alanı kapsıyordu. Bunun daraltmaya yönelik şeyler de getirildi. Ama biz buna rağmen TTB olarak herkes için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu kanunun getirdiği olumsuzları hukukçu arkadaşlarımız birlikte değerlendirip, tespit edilecek. Gerekli yasal karşı girişimlerde bulunacağız“ dedi.
MURAT SELENOÐLU - DİHA/İSTANBUL