DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması amacıyla sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminin 104. gününde

İHD’nin elindeki verilere göre; 12 Şubat 2019 itibarıyla 60 civarında cezaevinde 321 kişi süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde.

Açlık grevindeki tutsaklar ve aileleri, taleplerinde haklı olduklarını belirterek, daha fazla destek istedi.

Leyla Güven’in 79. günden sonra 104 gündür Amed’deki evinde sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde de yayıldı. 16 Aralık'ta 10 cezaevinde başlayan ve 35 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 66, 17 Aralık'ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 65, 26 Aralık'ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 56. gününde. 2 Ocak'ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 49, 5 Ocak'ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi de 46. gününde. 15 Ocak'tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak'ın eylemi de 35. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak, 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak, 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak, 29 Ocak’ta da bir cezaevinde 3 tutsak daha eyleme dahil oldu. Tek bir taleple açlık grevini sürdüren tutsaklar, Öcalan üzerindeki tecrit kalkıncaya kadar eylemlerini sürdürme kararlığında. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 90 gündür, Mexmûr’da ise İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 20 Ocak’tan itibaren eylemde.

Önce tek başınaydı

Kandıra 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 17 Aralık’tan bu yana açlık grevinde olan Turan Günana, 14 yıldır cezaevinde. Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Cezaevi'ndeyken 24 Aralık 2012’de Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen Günana, 2012’de cezaevlerinde başlatılan ve 68 gün devam eden süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde 59 gün kaldı. Günana, 15 Şubat 2018’de de Öcalan üzerindeki tecridin kalkması talebiyle tek başına 53 gün açlık grevinde kaldı. Açlık grevini 53. gününde sonlandırdı. Güven’in başlattığı açlık grevinden sonra cezaevlerine yayılan açlık grevleri içerisinde de yer alan Günana’nın açlık grevi eylemi 65. gününe girdi. Günana’nın ablası Fener Günana, kardeşinin tecrit kalkıncaya kadar açlık grevini bırakmayacağını ve kararlı olduğunu söyledi.

  Fener Günana

Geçen sene 15 Şubat’ta kardeşinin tecridin kalkması için açlık grevine girdiğini hatırlatan abla Günana, “Açlık grevine başladıktan 10 gün sonra ben Turan’ın görüşüne gitmiştim. Açlık grevinde olduğunu fark etmedim. Moral olarak da çok iyiydi. Konuşma esnasında açlık grevinde olduğunu öğrendim” dedi.

 

Açlık grevi nedeniyle

 Son açlık grevleri döneminde kardeşi ile yaptığı kimi telefon görüşmelerinin kesildiğini sözlerine ekleyen Günana, “Son yaptığımız bazı görüşmeleri 3’üncü dakikadan sonra kestiler. Daha önce de bu tür engellemeler oluyordu. Fakat bu son zamanlarda telefonlarımız çok sık kesiliyor. Konuşmalarımızda öyle telefonu kestirecek bir şey olmuyor. Ama yine de açlık grevleri nedeniyle kesiyorlar” diye konuştu.

 

Hep yanında olacağım

 Cezaevinin zor koşullarını tüm tutuklu yakınları gibi kendilerinin de yaşadığını dile getiren Günana, şunları ifade etti: “Cenazelerimiz oldu, kardeşim gelemedi. Annemi 2008’de ağabeyimi ise 2015’te kaybettik ve kardeşim cenazelerimize katılamadı. 14 yıldır kardeşimin hep yanında oldum, her zaman da yanında olacağım.”

Yerinde bir eylemdir

 20 yıldır Öcalan üzerinde tecridin uygulandığına dikkat çeken Günana, sonuç itibariyle sadece Öcalan’a yönelik bir tecrit olmadığını söyledi. Günana, şöyle devam etti: "Arkadaşların böyle bir eyleme girmesi her ne kadar vicdani olarak bizi rahatsız etse de yerinde bir eylemdir. Sayın Öcalan, daha önce açlık grevlerine ilişkin özellikle ‘cezaevindeki arkadaşlardan fazla bir fedakarlık beklemiyoruz. Arkadaşlar gereken bedeli ödüyorlar’ demişti. İşte tam bu noktada tecridin önemli olmasının nedeni Sayın Öcalan’ın gerçekten barışa, hak ve özgürlüklere verdiği önemdir. Öcalan avukatlarıyla görüşebilseydi böyle bir eylem olmayacaktı. Dolayısıyla mutlak tecridin kaldırılması çok önemli olacaktır.”

Çok kararlılar

Kardeşi Günana dışında başka tutsaklarla da görüştüğünü belirten Günana, “Gerçekten de çok kararlılar. Mutlak tecrit kaldırılmadığı sürece eylemlerini sonlandırmayacaklarını dile getiriyorlar” diye konuştu. Tüm demokrasi güçlerine seslenen Günana, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bugün Açlık grevine giren tutsaklar kendi özgürlükleri için bu greve başlamadı. Mutlak tecridin kaldırılması için Türkiye halkaları için açlık grevine başladılar. Bugün olan birçok sıkıntının tecridin kaldırılmasıyla ortadan kalkacağına inanıyoruz. Tecrit demek gözyaşı demek, kan demek, ölüm demek. Barışı isteyen herkesi bu temelde cezaevleriyle dayanışmaya davet ediyorum. Tecrit sadece cezaevlerindekilerin sorunu değildir. Hepimizin sorunudur. Bu eylemden uzak durmamamız gerekiyor. Susma sustukça sıra sana gelecek diye bir slogan var. Geç kalmamak için bütün demokrasi güçlerini dayanışmaya davet ediyorum. Arkadaşların talepleri talebimizdir. Sonuna kadar yanlarındayız.”

 

Acılarla sınamasınlar

 Günana, “Bizi acılarla sınamasınlar. Bu coğrafyada tüm dünyaya yetecek kadar acılar yaşandı, bedeller ödendi. Haklı mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Artık yeter diyoruz.  Gençlerimiz ölmesin, annelerimiz ağlamasın. Mutlak tecrit kaldırılmalı ki bu topraklara barış gelsin” dedi.

Mutlu ve moralli

Bursa H Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevinde olan tutsaklar da tecride karşı gerçekleştirdikleri eylemlerden dolayı mutlu ve moralli olduklarını söyledi. Süleyman Saydan, 28 Aralık’tan beri süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde. Saydan, daha önce de 21 günlük açlık grevi deneyimi olduğunu hatırlattı.

Benim için sevinç kaynağı

“Açlık grevine başladığım günden bu yana kendimi hiç bu kadar mutlu neşeli ve huzurlu hissetmemiştim” diyen Saydan, “İmralı’da uygulanan tecridin kaldırılması için Leyla Güven’in öncülüğünü üstlendiği açlık grevi sürecinde yer almam benim için sevinç kaynağıdır. Tecridin kaldırılmasıyla yani avukat ve aile görüşünün hukuki normlara dönülmesiyle açlık grevini sonlandırırım. Kendine hukukçu, özgürlükçü ve demokrasiden yanayım diyen herkesi Leyla Güven’in öncülüğünü üstlendiği bu muazzam sürece ses katıp destek olunarak, yükselen bu sesimizi duyurmalarını istiyorum” sözleriyle çağrı yaptı. 

 

Tecrit kalkmadan bitirmem

 Bursa H Tipi Kapalı Cezaevi’nde 28 Aralık’tan beri açlık grevinde olan Ercan Gökçe ise daha önce hiç açlık grevi deneyiminin olmadığını söyledi. Gökçe, şunları belirtti: “Kendimi çok mutlu, moralli ve böyle bir süreçte yer aldığımdan dolayı onurlu hissediyorum. Tecrit bir insanlık suçu olduğundan hukuki ve ahlaki olmadığı için açlık grevine girdim. İmralı’daki tecridin tamamen kaldırılmasıyla açlık grevini bitiririm. Halkımızın, duyarlı insanların göstermiş olduğu ilgiye ve bu direnişe göstermiş olduğu misyona layık olmaya çalışacağımı belirtiyorum. Bu konuda duyarlılık gösteren herkese selam sevgi ve saygılarımı iletiyorum.” 

Mükemmel hissediyorum

 Bursa H Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan ve 28 Aralık’tan itibaren süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan Mehmet Kılınç da 2013’te 21 günlük bir açlık grevi deneyimi olduğunu belirtti. Kılınç, “Kendimi çok iyi, hatta mükemmel hissediyorum” dedi. Tecridin bir insanlık suçu olduğuna vurgu yapan Kılınç, şunları dile getirdi: “Milyonların liderine hukuki olmayan yaklaşımlarda bulunulduğu için açlık grevine girdim. İmralı’daki tecridin kaldırılması, hukuksuz yaklaşımların son bulması ve hukuki normlara dönülmesi durumunda açlık grevini bitiririm. Duyarlı olan halkımızın ve duyarlılık gösteren tüm dostlara selam ve sevgilerimi yolluyor, kamuoyunu daha da duyarlı olmaya davet ediyorum.”

Sonunda ölüm de olsa

Ordu T Tipi Kapalı Cezaevi'nde kalan Azad Karabulut ve Vedat Bozkurt, 5 Ocak’tan bu yana açlık grevine giren isimler arasında. Devletin baskı politikaları nedeniyle ailesiyle birlikte Hakkari’nin Navpariz Mahallesi'nden (Çiçekli köyü) Mersin'e göç etmek zorunda kalan Bozkurt’a 2011'de 12 yıl hapis cezası verildi. Bozkurt sırasıyla Mersin E Tipi Kapalı Cezaevi, Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi, Hatay T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kaldı. 16 Şubat'ta babası Cevher Bozkurt ile telefon görüşmesi yapan Bozkurt, durumunun iyi ve moralinin yüksek olduğunu aktardı. Bozkurt, ailesi aracığıyla kamuoyuna şu çağrıyı yaptı: "Ben ve arkadaşım Azad Karabulut ayrı koğuşlarda tutuluyoruz. Açık görüşler ve telefon görüşmelerinin süreleri azaltılmış durumda. Eylemimizde kararlıyız. Sonunda ölüm de olsa eylemimizi sürdüreceğiz. Öcalan üzerindeki tecrit tamamen ortadan kalkmadan yolumuzdan dönmeyeceğiz."

   

Evde yemek pişmiyor

 Oğlunun eylemini sahiplendiğini ve başının dik olduğunu dile getiren Bozkurt, herkesin, Güven ve tutsakların direnişi için ayağa kalkmasını istedi. Bozkurt, açlık grevinde olan tüm tutsakların kendisinin evladı olduğunu söyledi. Baba Bozkurt, şöyle konuştu: "Zaten evde kısmen açlık grevinde sayılırız. Evde yemek pişmiyor, Vedat’tan kaynaklı. Annesi, ‘Benim oğlum orada açken; nasıl kendimize burada yemek yaparız’ diyor. Leyla vekilimiz başta olmak üzere tüm tutukluların bu direnişi karşısında saygıyla eğiliyoruz. Herkes bu direnişe ses vermeli." 

 

AMED

 
 

İstanbul’dan destek

   

Marmara Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi, İstanbul’un Küçükçekmece, Beşiktaş ve Kartal ilçelerinde açlık grevleri ve Öcalan’ın Türkiye’ye getirilişinin yıl dönümü nedeniyle çeşitli etkinlikler düzenlendi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Beşiktaş ilçesinde gerçekleşen etkinliğe HDP Milletvekili Zeynel Özen ve çok sayıda kişi katıldı. Burada Öcalan’ı anlatan sinevizyon gösterimi yapıldı. HDP Milletvekili Zeynel Özen, “Direnişi yeterince büyütemedik. Bunun özeleştirisini veriyoruz. Bundan sonraki süreçte alanlarda olacağız ve olmaya da devam edeceğiz” dedi. Daha sonra ilçede bulunan kitle Beşiktaş’taki kartal heykeline kadar yürüyüş gerçekleştirerek burada basın açıklaması yaptı.

Tecrit hep vardı

HDP Beşiktaş ilçe yöneticisi Yasin Dağdeviren, Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edildiği günden bu yana tecrit altında tutulduğuna dikkat çekti. Dağdeviren, “Öcalan, sadece Kürt halkının değil Türkiye ve bütün Ortadoğu halklarının eşit ve demokratik yaşamını esas alan barış mücadelesini o ağır koşullarda bile yürütmeye devam etmiştir. İmralı sisteminin yaratıcıları yüzyıllardır her türlü suça bulaşmış küresel egemenler ile gelişen bütün demokratik ve eşitlikçi mücadeleleri boğmaya çalışan statükocu ulus devletlerdir” dedi.

Direniş rejimi kuşatıyor

Dağdeviren, Güven'in öncülük ettiği açlık grevlerinin cezaevlerinden Strasbourg'a ve Avrupa'nın birçok merkezine kadar çok geniş bir alana yayıldığını belirtti. Açlık grevinde olanlarının taleplerinin çok net olduğunu kaydeden Dağdeviren, “Savaş ve işgal politikasının merkezinde olan mutlak tecridin kaldırılmasını istiyorlar” dedi. Dağdeviren, açlık grevindekilerin eylemlerini tecrit kalkıncaya kadar sürdürmekte kararlı olduklarını söyledi. Dağdeviren, “Güven ve Nasır Yağız başta olmak üzere direnişçilerin sağlık durumu her geçen dakika daha da kötüleşiyor. Ancak zaman mutlak tecridi kırmak, AKP-MHP iktidarının savaş ve soykırım politikalarını çökertmek için direnenler açısından daralmıyor, direniş her geçen gün biraz daha rejimi kuşatıyor, onu çaresiz kılıyor. Esas olarak rejim için zaman daralıyor” diyerek açlık grevlerinin Öcalan üzerinde uygulanan tecridin büyük oranda teşhir ettiğini ifade etti.

Dağdeviren, “Mutlak tecritle Kürtlere karşı topyekun savaş ve soykırım politikaları uygulayan rejim, bu tarihsel direniş karşısında çaresiz kaldı. Direniş Erdoğan-Bahçeli rejimini kuşatarak bir anlamda dünya insanlığında tecrit edilmesini sağladı” dedi. Dağdeviren, “Açlık grevi direnişi rejimin önüne iki yol koydu. Ya çökecekler ya da direnişçilerin taleplerini kabul ederek çözüm bulacaklar. Artık tercih onların. Siyasi iktidara buradan bir kez daha sesleniyoruz. Güven’in talebi talebimizdir” diyerek tecrit kaldırılıncaya kadar mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi.

Kendi yasalarını çiğniyor

Küçükçekmece’de bulunan HDP Kanarya temsilciliğinde halk toplantısı gerçekleşti. Toplantıya HDP Milletvekili Züleyha Gülüm, TJA aktivistleri, Barış Anneleri Meclisi, Küçük Çekmece, Bağcılar, Bahçelievler, Güngören, Avcılar, Başakşehir ve Bakırköy ilçe örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

HDP Milletvekili Züleyha Gülüm, tüm ülkenin tecrit altında olduğunu söyleyerek, Türkiye toplumuna Kürt sorunuyla ülkedeki faşizmin nasıl bağlantılı olduğunu anlatmanın sorumlulukları olduğunu belirtti. Açlık grevinde olan kişilerin önceliğine dikkat çekti.

Toplantıya katılan yurttaşlar söz alarak düşüncelerini belirtti. Daha sonra ise Kanarya HDP ilçe temsilciliği binasından çıkan kitle Şahin Caddesi boyunca yürüyüş yaptı. Yürüyüş boyunca “Leyla Güven onurumuzdur” ve “Bijî serok Apo” sloganları atıldı.

Kartal’da etkinlik

Öte yandan HDP Kartal ilçesinde de bir araya gelen kitle, burada açlık grevlerine ve Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilmesine dikkat çekildi. Burada da 15 Şubat Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilmesine dair sinevizyon gösterimi izlendi.