
Min Dît (Ben Gördüm) adlı oyun ile açlık grevinin 63. gününde olan direnişçilere yönelik duyarlılık yaratmaya çalışıyorlar. Duyarlı izleyiciler de cevap veriyor: "Evet ben gördüm."
Sessizliği kırmak için
Türk devleti yetkilileri, bugün ulaştığı 63. gününde giderek kritik bir sürece evrilen süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemini anlamamaktaki ısrarını sürdürüyor. Ancak muhalif çevreler de, kamuoyunun dikkatini çekmek için çaba içerisinde. Her alanda olduğu gibi sanat çevrelerinde de bu çaba var. Bir süredir Ankara sokaklarında olağandışı bir oyun sergileniyor. Bunun öncülüğünü ise Sahne Dışı Sokak Tiyatrosu, Tiyatroj, Propaganda Sanat oyuncuları yapıyor. Oyuncular, Min Dît (Ben Gördüm) adlı oyun ile sokaktaki insanların sessizliğini kırmayı amaçlıyor.
İnsanca bir mesaj: Görün ve ses verin
Siyah kıyafetler giymiş bir kaç oyuncu, kalabalığı yararak sokakta bir sahne açıyor ve "Ölüyorlar, ölüyorlar, ölüyorlar" diye bağırmaya başlıyorlar. Sonra giderek çoğalıyorlar. Hep birlikte haykırıyorlar: "Ben gördüm, ben gördüm, ben gördüm." Haykırışlar bir tiyatro oyununa dönüşüyor, zincir oluşturuyorlar, birbirlerinin gözlerini, ağızlarını kapatıyorlar. Amaçları sessizliği kırmak ve insanca bir mesaj: Açlık grevinde ölümün eşiğine gelmiş insanları görün, duyun, ses verin. Onları gören seyirciler de katılıyor oyuna ve "Ben gördüm" diyor.
Kendi kuytularında saklananlara el uzatıyor
Sokakları sahne yapan Sahne Dışı Sokak Tiyatrosu oyuncularının, bu ilk gösterisi değil. 2008'den beri Wan depreminde mağdur olanlar, TMK mağduru çocuklar ve kot kumlamada yaşamını yitiren işçiler için de sokaklara çıkmışlar.
Sahne Dışı Sokak Tiyatrosu oyuncuları, politik tiyatro yaptıklarını belirtiyor: "Bunun politik olmayanı var mıdır bilmiyoruz ama, politik tiyatro yapıyoruz. Bizi ilgilendiren konularda hem düşünsel hem de pratik anlamıyla teatral bir söz üretmeye çalışıyoruz. Direniş alanlarında, gecekondu mahallelerinde, merkezi caddelerdeyiz. Sahne ışıklarının ardında bırakılan karanlıktayız. Oradan yükselen güneşi görmek ve kutlamak için. Üzerine ışık tutulmayanların arasındayız. Tiyatroyu ve sokakları özgürleştirmek için sokağa çıkıyoruz! Gündelik ve kişisel kavgaları, asıl olan kavgayla birleştirmek için… Kendi kuytularında saklananlara el uzatmak, gel demek için, geldim demek için…"
KÜLTÜR SERVİSİ