Bütün lider ve partilerin sıfırı tükettiği, ortada güvenilecek bir lider ve partinin kalmadığı bir ortamda Başbakan Tayyip Erdoğan ve AKP ortaya çıkmış, öfke içindeki toplum da yeni ve son bir umutla bunlara sarılmıştı.
Başbakan Tayyip Erdoğan ve AKP’nin o zamanki söylemleri gerçekten de ilgi çekiciydi. “Yenilikçilik, değişim, dürüst siyaset” gibi kavramlar, ciddi bir demokratikleşme ihtiyacı duyan toplumumuz için oldukça çekici gelmişti.
AKP’nin özellikle dinci, liberal ve sol argümanları iç içe geçirerek ustaca sunması oldukça geniş bir kesimin dikkatini çekmişti. Öyle ki, dış kamuoyu “Türkiye’ye yeni bir sol iktidarın geldiğini” bile dillendirir olmuştu.
Ama şimdi artık AKP’de hem söylem hem de eylem olarak bütün bunlardan eser bile yok. AKP’nin her şeyinin sahte ve oy için olduğunu, içten ve dürüst bir yaklaşım içinde bulunmadığını herkes görüyor. Toplum derin bir hayal kırıklığı yaşıyor.
Ortada “Yenilikçilik, değişim ve dürüst siyasetten” eser bile kalmadı. Başbakan’ın ve diğer AKP yöneticilerinin sözleri tıpatıp 1990’lardaki topyekûn özel savaş hükümetlerininkiyle aynı.
Milliyetçi ve saldırgan üslûp tüm AKP’lilere hakim olmuş durumda. “Her şeyi biz biliriz” edası AKP’liler için ciddi bir iticilik halini almış. Önceden söylenenler ayrı, şimdi gerçekleşen ayrı. AKP’nin her şeyinin sahtelik içerdiğini artık herkes görüyor.
Demokratikleşme, barış ve Kürt sorununun çözümü için yola çıkılmış, şimdi Kürt savaşının en şiddetli ve yaygın hali yaşanıyor. Sadece Kürt savaşı da değil, neredeyse tüm Ortadoğu ile bir savaş durumu yaşanıyor.
“Komşularla sıfır sorunlu diplomasi” denerek yola çıkılmış, şimdi herkesle sorunlu hale gelinmiş. Sorunlu olmaktan da öteye, savaş içinde olma durumu var. Artık “İki devlet bir hükümet” tekerlemeleri tarih olmuş.
Birkaç gün önce Denge TV, akşam haber bülteninde Refah Partisi İstanbul İl Başkanı Tayyip Erdoğan’ın 1990’da hazırlatarak Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’a sunmuş olduğu “Kürt Raporu”nu yayınladı.
Raporda neler yok ki! AKP’nin şimdi “Teröristlik” olarak tanımlayıp da BDP’lileri hapse attırdığı her şey var. Sorunun “Doğu ve Güneydoğu sorunu değil, Kürt ve Kürdistan sorunu olduğu” özenle vurgulanıyor. “Kürtlerin özgür ve kendi kendini yönetir olması”ndan söz ediliyor.
Rapor BDP programından çok daha fazla PKK söylemlerine yakın. Şimdi iktidarda olan Tayyip Erdoğan, o rapordaki tespitlerine göre hareket edip raporda önerdiklerini uygulamaya koysa ülkemizin hiçbir sorunu kalmaz. Kürt sorunu da çözülür, savaş durup tam barışa da ulaşılır, demokratikleşme gerçekleşir, Türkiye Ortadoğu’nun en etkili ülkesi haline gelir. Ve daha neler, neler!..
Fakat şimdiki AKP’de o rapordan eser bile yok. Şimdiki AKP’ye göre, o rapor artık bir terör ve bölücülük belgesi! Nereden nereye gelinmiş olduğu açıkça görülüyor. “Yenilikçilik ve değişim” derken, herkes AKP’nin ülkeyi değiştirip demokratikleştirerek yenileyeceğini sanmıştı. Oysa ki Tayyip Erdoğan kendini değiştirerek, bildik özel savaş hükümetlerinin milliyetçi lideri haline getirecekmiş!
Bu yönüyle Başbakan Tayyip Erdoğan, Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e ne kadar da benziyor! Artık Tayyip Erdoğan’a göre de “Dün dündür, bugün bugündür”. Dün söylenenlerle bugün yapılanlar arasında hiçbir ilişki yok çünkü.
AKP şimdi “Denize düşenin yılana sarılması” gibi, eski despotik devleti yürütebilmek için, geçmişte “Kötü” dediği her şeye sarılıyor. Toplumu aldatabilmek için psikolojik savaşı sonuna kadar derinleştiriyor. Medyayı kendi yalanlarını gizleme yolunda sonuna kadar kullanıyor.
Artık kendi yaptıklarıyla toplumun karşısına çıkan bir AKP yok. Karşıtlarının hatalarına sarılarak toplumu etkilemeye çalışan bir AKP var. CHP şunu dedi, MHP böyle yaptı, BDP şöyle söyledi, PKK şöyle söyleyip yaptı gibi, tamamen yerli yersiz eleştiriye kendini kilitlemiş bir AKP söz konusu.
Son olayları da böyle geçiştirmeye çalışıyor. Antep olayında PKK’yi karalayarak, Şemdinli’de olanları BDP’ye yükleyerek, Kürt sorunundan kaynaklı artan çatışma ve savaşa “Dış güçlerin işi” diyerek olaylardan sıyrılmak istiyor.
Fakat başarması mümkün değil. Çünkü bu tür söz ve davranışlar yeni değil. AKP’den önceki iktidarların söz ve davranışları da tamamen böyleydi. Eğer sonuç verse onlar başarılı olurdu. Başkalarını başarılı kılmamış söz ve davranışların AKP’yi başarılı kılması mümkün değil.
Bunlar sadece AKP’nin sahteliklerini ortaya koyar, tutarsızlığını gösterir. Her söz ve davranışının sahtelik içerdiğini ve oy için olduğunu kanıtlar. Örneğin “12 Eylül darbesi ve darbecilerin yargılanması” gibi.
Şimdi 12 Eylül darbe yargılamasının da tamamen aldatmaca ve oy için olduğu ortaya çıktı. Mahkeme “Kenan Evren’in duruşmaya katılamayacağına” karar verdi. Diğeri için de benzer karar verecek. Bir orta oyunu gibi gıyaben sözde mahkeme sürdürülüp göstermelik bir ceza verilse bile, “Sanıklar bu cezayı kaldıramaz” denerek sonuçta o da uygulanmaz kılınacak.
İşte sahte ve göstermelik bir olay daha! AKP’nin işlerinin hepsi böyle. Her şeyi sahte ve bunları oy için yapıyor. Yüzde elli oyu işte böyle alıyor. Oysa bazı çevreler de AKP’nin “12 Eylül darbesini yargılayacağını” sanmıştı. Bu temelde umutlanarak 12 Eylül rejiminden hukuk yoluyla hesap sormaya hazırlanmıştı.
Biz baştan itibaren AKP yaklaşımının sahte ve göstermelik olduğunu belirttik. Gelişmeler yanılmadığımızı ortaya koydu. Dolayısıyla sonuca ilişkin söylediklerimiz de, eğer ölüm nedeniyle mahkeme düşmezse, pratikte doğrulanacaktır.
Kaldıki 12 Eylül darbesi daha önce devrimci ve yurtseverler tarafından yargılanıp mahkûm edilmiştir. Diyarbakır zindanı bu yargılamanın merkezi olmuştur. Mazlum Doğan, Kemal Pir, Hayri Durmuş gibi PKK’li tutuklular, hem mahkemelerdeki sözleriyle ve hem de direnişleriyle 12 Eylül rejimini “Faşist ve insanlık dışı” olarak tanımlayıp tarihin çöp sepetine atmışlardır.
Bir faşist darbe işte böyle yargılanır. Yoksa AKP’nin yaptığı gibi değil. AKP’ninki aslında yargılama olmuyor, Diyarbakır zindanında yapılmış ve hükme varılmış yargılamayı sulandırma çabası oluyor. 12 Eylül rejimiyle AKP’nin uzlaşma arayışını ifade ediyor.
İleriki süreçte de AKP’nin yalan, demagoji ve sahteliklerini teşhir etmeye devam edeceğiz!..
SAHTELİKLER