Şakran Cezaevi'nde bulunan kadın mahpuslar kamuoyuna da yansıyan ve insanın kanını donduran olayları anlatan bir mektup gönderdi.
Sürekli işkence, taciz ve tecavüz haberleriyle gündeme gelen İzmir Aliağa Şakran Cezaevi’nde son olarak yaşları 18’in altında 3 çocuğun hamile olmalarına rağmen tek kişilik hücrelerde tutulduğu ve gerekli sağlık yardımını alamadıkları haberi geldi. 3 hamile çocuk hücrelere atılmaları yetmezmiş gibi saat başı uyandırılma işkencesi ile de karşı karşıya kalmışlar. Ayrıca hamile olmalarına rağmen kadın gardiyanlar tarafından kötü muameleye maruz kalmışlar. Hatta hamile çocuklar, sancıları olmalarına rağmen revire gönderilmeyerek zorla ayağa kaldırılıp sayıma dahil edilmişler.
Bu haberle bir kere daha devletin çocukları nasıl sahiplendiğini gördük. Şakran Cezaevi daha önce de çocuk mahkumlara taciz, tecavüz ve işkence haberleriyle belleklerimizde yer edinmişti ve çocuk mahkumlara yönelik cezaevi personeli ve diğer mahpuslar tarafından şiddet, taciz ve tecavüz fiillerinin işlendiği açığa çıktığından ve kamuoyu baskısından dolayı cezaevi müdürü görevden alınmıştı.
Şakran Cezaevi’ndeki kadın mahkumların mektupla duyurduğu hamile çocuklara işkence olayıyla birlikte, cezaevinde diğer mahkumlara da işkence yapıldığını anlıyoruz.
Hücrede tutulan ve akli dengesi bozuk olan Hanım Dudu isimli adli tutuklunun da, sürekli kriz geçirerek, hücre camlarını kırarak kendisine zarar verdiği, kriz geçiren kadının elbiselerini çıkararak, ıslak battaniyeye sarılarak uyuduğu bilgisi yer alıyor. Mektuplarında, cezaevi yönetiminin Dudu’yu camları olmayan bir hücreye koyduğunu kaydeden kadın tutsaklar, hücrelerin sıcaklığının diğer koğuşlara oranla daha düşük olduğu için Dudu’nun sürekli, "üşüyorum, soğuk" diye bağırdığını aktarıyorlar. Kadın tutsaklar, gardiyanların Dudu’yu psikolojik sağlığının yerinde olmadığını bildikleri halde üzerine kaynar su dökerek, yakma girişiminde bulunduğunu da belirtiyorlar.
Mektupta belirtilen önemli bir bilgi de, cezaevi yönetiminin Dudu’ya kendilerinin de bilmediği birtakım haplar verildiği ve uyutulduğu. Öncelik psikolojik rahatsızlığı olan birinin cezaevinde tutulması, yardım alması gerekirken hücreye atılması, eziyet edilmesi cezaevi personelinin ve elbette devletin mahpuslara nasıl yaklaştığını, onların yaşamlarından sorumlu olmalarına rağmen, yaşamlarını hiçe saymaları salt insan hakları ihlali değil, devletin aleni suç işlemesidir.
Mahpusların yaşamları tehlikede!
Kadın mahpusların mektupta belirttiği hamile çocuklara da işkence yapan ismin Gönül Ateş olduğu belirtilen başgardiyana da dikkat çekmek lazım. Bu kadının bulunduğu ekibin "A takımı" olarak adlandırıldığını ve tutsaklara psikolojik işkenceler yapıldığını, tüm suç duyurularına rağmen başgardiyan ve ekibine dair hiçbir cezai işlem yapılmadığı belirtiliyor.
12 Eylül’den bu yana cezaevlerinde özel uygulamalar yapılmaktadır. Bugün Şakran’da Gönül, dün Diyarbakır’da Esat Oktay Yıldıran, başka cezaevlerinde başka isimler. Şüphesiz bu isimler tesadüf değildir, özel seçilmiştir. Asıl mesele devletin mahpuslara yaklaşımıdır.
Hatırlayalım, Pozantı Cezaevi'nde de 2012 yılında TMK mağduru 4 çocuğa taciz ve tecavüz edilmişti. Sonrası tecavüz zanlıları hakkında davacı olan mağdur çocuklar, davalı duruma getirilerek müebbet hapis cezası istemiyle yargılandılar. Taciz ve tecavüz suçlamasıyla tespit edilen 20 zanlı hakkında açılan dava ise takipsizlikle sonuçlandı.
Peki, şimdi Şakran Cezaevi de Pozantı gibi mi olacak?
Şakran Cezaevi'nde bu son olayla birlikte, konuyla ilgili başlatılmış bir soruşturma mevcut mu?
İddiaları araştırmak üzere müfettiş görevlendirilecek mi?
Konuyla bağlantılı olarak görevden el çektirilen personel veya personeller olacak mı?
Mağdur olan çocukların ruhsal ve fiziki sağlık durumlarının iyileştirilmesi için hangi çalışmalar yapılacak?
Devlet bu sorulara cevap vermeli. En önemlisi kamuoyu bunu sorgulamalı. Bu ilgisizlik daha çok çocuğun cezaevinde mağdur olmasını sağlayacak.
Çocuk cezaevleri derhal kapatılmalıdır, çocukların yeri cezaevi değildir.
* İzmir'de bir grup kadın konuya ilişkin imza kampanyası başlattı ve cezaevlerinde kadın ve çocuklara yönelik cinsel şiddetin derhal son bulması, mahkumların sağlık hakkına erişiminin önündeki engellerin kaldırılması, cezaevlerinin bağımsız kuruluşların denetimine açılması, çocuk cezaevlerinin derhal kapatılması, sorumluların tespit edilerek gerekli cezalara çarptırılması talebinde bulundu. Toplanan imzalar İçişleri Bakanlığı'na gönderilecek.