
Ertuğrul Kürkçü, Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanlığı'nın İzmir Çocuk ve Gençlik Ceza İnfaz Kurumu İnceleme raporuna ilişkin muhalefet şehri koydu. Kürkçü, çocuk insan hak ihlali iddialarını göz önünde tutulduğunu; 23 Mayıs'ta "Çocuk cezaevlerindeki ihlaller" ile ilgili bir alt komisyon kurulması için yazılı olarak İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'na başvurulduğunu hatırlattı. Kürkçü, "Aileleri Mersin'de yaşayan ve Aliağa Çocuk Ceza ve İnfaz Kurumu'ndan kısa süre önce salıverilen çocukların gösterdiği ağır ruhsal travma belirtilerinden yola çıkılarak yapılan incelemelere dayanan raporda şunlar ifade ediliyordu: İzmir Şakran Cezaevi'nde bulundukları süre içerisinde insanlık dışı ve onur kırıcı muameleye uğradıkları açıkça anlaşılan çocukların ifadelerinden bazı alıntılar aşağıda sunulmuştur. İfadeler değerlendirilirken dikkatle ele alınması gereken husus çocukların kuruma girmeden önce siyasi eylem ve protestoların yaşandığı bir ilde yaşıyor olmalarının gördükleri muamele için gerekçe oluşturmuş olmasıdır. Söz konusu rapor ekte sunulmaktadır" diye kaydetti.
Öncelikle 'çocuk'lar
Söz konusu inceleme, soruşturma ve ziyaretlerin Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT) standartlarına uygun bir şekilde yapılması gerektiğini dile getiren Kürkçü, şunları belirtti: "Ayrıca süreçte çocuklara özgü bir adalet sisteminin gerekliliği olarak aşağıdaki konuların özellikle ve önemle göz önünde tutulması talep edilmektedir:
- Öncelikle çocukların 'çocuk' olduğunun ve bu tür hak ihlallerinin çocukların yaşamında kalıcı ve telafisi çok zor izler bıraktığının unutulmaması,
- Kapalı kurumlarda bulunan çocukların yaşadıkları il, etnik köken, siyasi olaylarla ilişkilendirme vb. nedenlerden dolayı hak ihlallerine açık hale geliyor olmalarının dikkate alınması,
- Hak ihlallerinin incelenmesi, araştırılması ve cezalandırılması ile ilgili süreçte çocukların daha da örselenmesini ve etiketlenmesini önleyecek bir yaklaşım sergilenmesi,
- Çocukların infaz kurumlarında karşılaşmış oldukları hak ihlallerinin önlenmesi, tespiti ve sorumluların cezasız kalmaması için etkin hak arama ve bağımsız izleme mekanizmalarının geliştirilmesi."
Hücrelere kapatılıyordu
Gardiyanlar çocukları ağır şekilde dövdükten sonra, kurum müdürünün kararı ile müşahede odası denen, içinde bir yatak, musluk ve tuvalet olan 2-3 çocuğun 2-3 metrekare hücrelere kapatıldığın aktaran Kürkçü, "Bu hücrelerde günlerce hatta aylarca tutulduklarını beyan etmektedirler. Hücreye kapatılan çocuklar günlük 1 saat havalandırmaya çıkmakta ve geri kalan 23 saati yukarıda belirtilen hücrede tek başına geçirmektedir. Cezaevinde toplam 22 tane hücre bulunmaktadır" dedi. Çocukların beyanına göre bu hücreler hiçbir zaman boş kalmadığını belirten Kürkçü, şöyle devam etti: "Görüşmeci (S.B.) cezaevinde 1. Müdür Emrullah ve 2. Müdür Ercan ve bunların gözetiminde bulunan gardiyanlar tarafından kendisi ve cezaevinde kalan diğer kişilere ağır işkence yapıldığını belirtmektedir. Görüşmeci müdürler ve gardiyanlar tarafından kendilerine sürekli olarak yoğun şiddet uygulandığını belirtmektedir. Gardiyanlar tarafından süngerli odaya alındıklarını, burada kameralar kapatıldıktan sonra şiddetli ve yoğun şekilde dövüldüklerini beyan etmiştir. Ayrıca çoğu zaman süngerli odaya götürülen çocukların elleri ve ayakları plastik kelepçeyle kelepçelendikten sonra gardiyanlar tarafından dövülmektedirler. Çocuklar elleri ve ayakları plastik kelepçeyle bağlanıp dövüldükten sonra çoğu kez saatlerce bu şekilde bekletilmektedirler. Gardiyanlar çocukları ağır şekilde dövdükten sonra, kurum müdürünün kararı ile müşahede odası denen, içinde bir yatak, musluk ve tuvalet olan 2-3 metrekare hücrelere kapatılıyorlar. Bu hücrelerde günlerce hatta aylarca tutulduklarını beyan etmektedirler."
Ailelerdeki infial
Cinsel taciz ve tecavüz iddialarının yol açtığı infiali heyetin daha cezaevine girmeden somut olarak gözlemlediğine dikkat çeken Kürkçü, "Nitekim Aliağa Ceza İnfaz Kurumu Kampüsü girişinde heyetimizi durduran bir anne, içerde bulunan evladına sorduğunda bu tip vakaların yaşanmadığı bilgisini edindiğini; ancak çıkan haberlerle sürekli tedirgin ve psikolojisinin altüst olduğunu anlatmıştır. Bahsedilen anne bu konunun Komisyonca mutlaka aydınlatılmasını talep etmiştir" diye belirtti. Kürkçü, "Komisyonumuz gerçekleştirdiği inceleme zarfında taciz ve tecavüz iddialarını doğrulayıcı veya bu konuda şüphe uyandırıcı hiçbir bulguya rastlamamıştır. Aksine kurumun fiziki yapısı itibariyle, bu tip vakaların yaşanmasını adeta imkânsız hale getirdiği bir kez daha müşahede edilmiştir. Nitekim kurumdaki çocuklar sürekli olarak ortak alanlardaki kameraların ve akvaryum adlı bölmedeki grup liderlerinin gözetimi altındadır" diye kaydetti.
Irkçı saldırı
Raporda, çocukların dile getirdiği personelin ırkçı ve ayrımcı davranışları hak ettiği önemde yer almamasına tepki gösteren Kürkçü, şunları aktardı: "Kürt çocuklar personel arasında yakınları güneydoğudaki çatışmalarda zarar görenlerin kendilerine karşı düşmanlık güttüklerini, kendilerine 'terör', 'terörist' gibi sıfatlarla seslenilmesinden duydukları rahatsızlığı, Kürtçe şarkı ve türkü söylemelerine şiddetle müdahale edildiğini açıkça beyan etmişlerdir. Farklı kökenlerden çocukların birbirleriyle iyi geçindiklerine ilişkin beyanları elbette memnuniyet vericidir. Özellikle birkaç koğuşta Kürt çocukların yaşadıkları sorunların Türk ve Romanlarca dile getirilmiş olması insanlık için çok ümit vericidir. Ama çocukların infaz koruma personeline yönelik yakınmaları kaygı vericidir. Çocukların zaten yeterince pedagojik eğitime mensup sahip olmayan personelin kendiliğinden ırkçılığına maruz kalmaya devam etmeleri önemsiz bir durum olarak görülemez."
Sonuç olarak
Kürkçü, yaptıkları incelemenin sonucuna ilişkin ise şu bilgileri verdi: "Sonuç olarak İzmir/Aliağa Çocuk ve Gençlik Ceza İnfaz Kurumu'ndaki incelemelerimiz sonucunda varılması gereken en önemli sonuç, fiziki altyapıya ve çocukların barındıkları birimlere yönelik bir dizi iyileşmeye rağmen çocuklara yönelik muamele bakımından Türkiye'nin taraf olduğu çocuk haklarını koruyan bir dizi uluslararası sözleşme ve bunların gerektirdiği uygulama normlarına aykırılık ve ağır hak ihlallerinin var olduğu görülmüştü. Bu çerçevede İzmir/Aliağa Çocuk ve Gençlik Ceza İnfaz Kurumu'nda uluslararası antlaşmaların çocukların kapatılmasına dair hemen bütün hükümleri ya da ilgili maddeleri şu ya da bu derecede ihlal edilmiştir."
ANKARA