Koşuyolu Parkı'ndan başlayan yürüyüş, Ofis semtinden devam edip Diyarbakır Valiliği karşısında 48 gündür Kürt sorununun çözümü için oturma eyleminde olan annelerin eylem alanında son buldu. Yürüyüşte Kürt Halk Önderi Öcalan'ın posterleri, PKK, YPG ve Filistin bayrakları dalgalandırıldı. Yürüyüşün kortejinde seçilmişler tarafından "Rojava sınırındaki tecavüzün hesabını soracağız" ve "Filistin'de intifada, Rojava'da serhildan kazanacak" yazılı pankart taşınırken, Rojava Devrimi'nin sahiplenildiği ve kadın tecavüzlerine tepki gösterilen onlarca döviz taşındı. Yürüyüş boyunca sık sık "Kürdistan IŞİD'de mezar olacak", "Jin jiyan azadî", "PKK halktır, halk burada" ve "Bijî Serok Apo" sloganları atıldı.


Kadınların gözyaşı ortak

Annelerin eylem alanında son bulan protesto yürüyüşünde, açıklamayı DÖKH aktivisiti Tülay Deniz okudu. Deniz, tüm dünyayı ve Ortadoğu'yu ulus devlet paradigması ile kana bulayan hegemonik sömürgeci güçlerin Ortadoğu'da kimlik ve inançları birbirine kışkırtarak paylaşım savaşlarına devam ettiğini söyledi. Bu paylaşım savaşlarında en fazla hakları gasp edilenlerin Kürt ve Filistin halkı olduğunu belirten Deniz, "Ortadoğu coğrafyasının her iki yanında Kürt ve Filistin halklarıyla birlikte diğer kadim halklar ve inanç grupları kapitalist modernitenin tehdidi altındadır. Ortadoğu'nun her iki ucunda Rojava ve Filistin de halklar bombardımana tutularak kadın çocuk gözetilmeden katledilmektedirler. Zulme, tacize, tecavüze uğrayan kadınların, katledilen halkların acıları, gözyaşları, çığlıkları ortaktır" diye konuştu.

Yeniden dirilişin devrimi

Rojava ve Filistin'de yaşananlar karşısında siyasal iktidarların cılız kınama açıklamalarıyla sorumluluktan kaçtığını ve timsah gözyaşları döktüğünü ifade eden Deniz, "Bugün yanı başımızda başta Kürt halkı olmak üzere, kendisinden olmayan düşünce ve inanç gruplarına karşı bir zulüm organizasyonu olan İŞİD ölüm çetelerinin Kobani'de ve Şengal'da insanlık dışı uygulamaları devam etmektedir. Bu uygulamalar karşısında Rojava'da ve Şengal'de büyük bir direniş gerçekleşmektedir. Rojava Devrimi Ortadoğu'da başta kadınlar olmak üzere, farklı düşünen ve inanan etnik-dinsel grup ve halklar için bir umut olmuştur. Rojava Devrimi bir kadın devrimidir. Binyıllardır yürütülen sömürge, işgal ve tecavüz kültürüne karşı, kadının tarihini, mitolojisini kaybettiği yerde yeniden dirilişinin devrimidir" ifadelerini kullandı.

'Bu vahşetin hesabını soracağız'

Uluslararası güçlerin ve Türkiye'nin Rojava devrimine karşı aldığı tutumun kadın özgürlüğüne karşı alınmış eril ve sömürgeci bir tutum olduğuna dikkat çeken Deniz, "2012 yılından bu yana Rojava'da katliamlardan kaçan 24 sivil sınırda askerler tarafından katledilirken; en son Katran Karakolu'nda Rojava'lı bir kadına askerlerce tecavüz edilmiştir. Bugüne kadar bu vahşi saldırıya ilişkin AKP hükümetinin resmi bir açıklama yapmamış olması sorumluluğun siyasal iktidara ait olduğunu işaret etmektedir" diye konuştu.
Deniz, son olarak DÖKH'lü kadınlar olarak bu vahşeti asla kabul etmeyeceklerini ve hesabını soracaklarını belirterek, barış, demokrasi, adalet ve özgürlükten yana olan tüm çevreleri, yaşanan bu insanlık dışı uygulamalar karşısında mücadele etmeye çağırdı.

DİHA/AMED