- Gazeteci Musa Özuğurlu, Türk hükümetinin ABD ile restleşmesi sonucu kapsamlı bir işgal saldırısını, artık eskisi gibi içeride pazarlama, siyaseti tasarlama koşullarının olmadığını söyledi.
Uzun süredir Rusya, İran ve ABD ile kapsamlı bir işgal saldırısı başlatma niyetini ortaya koyan Türkiye, Kuzey-Doğu Suriye kentlerine yönelik saldırılarını süreklileştirdi. Uzun süre Suriye’de yaşanan savaş sürecini yerinde takip eden gazeteci Musa Özuğurlu, Türkiye’nin saldırılarını ve saldırıların uluslararası boyuttaki hazırlığı ile iç siyasetteki yansımalarına dair MA'dan Fırat Can Arslan'a konuştu.
Türkiye ile Rusya ve Suriye arasında pazarlıkların devam ettiğini; Rusya, Türkiye’nin saldırılarını istemediğini savunan Özuğurlu, “Şu anda Türkiye’nin hâkim olduğu bölgeler, İran’ı rahatsız ediyor. İran, Türkiye’nin Suriye’de alan kazanmasını istemiyor. İran’ın bir diğer kaygısı ise Halep’in kuzeybatısında olan bölgelerde Şii nüfusu korumak. Aynı zamanda İran’ın, Suriye yönetimiyle birlikte hareket ettiğini görmek gerek. Suriye yönetiminin ise Kürtlere yaklaşımı İran ve Türkiye gibi değil. Dolayısıyla Suriye yönetiminin Kürtlerle olan ilişkisini etkileyecek olan Türkiye’nin adımlarına İran karşı çıkar” dedi.
PYD, QSD ve Suriye yönetimi arasında son dönemde bir anlaşma yapıldığını söyleyen Özuğurlu, “Belirli noktalarda birlikte hareket etmeye başladılar. Artık Türkiye’nin yapacağı herhangi bir saldırı doğrudan Suriye yönetimine yapılacak demektir, ancak Suriye ile Kürtler arasında tüm sorunların halledildiği anlamına da gelmiyor. En azından konjonktürel olarak önemli. Bu açıdan PYD’nin durumunun da eskiye nazaran daha güçlü ve hazırlıklı olduğunu söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.
Perinçek, devletin stratejisi
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve AKP’den ayrılarak Vatan Partisi’ne katılan Ethem Sancak’ın gerçekleştirecekleri Şam ziyaretine işaret eden Özuğurlu, şunları söyledi: “Perinçek’in yapacağı bu ziyareti, aslında Şam da istiyordu. Perinçek, 2011’den bu yana Suriye ile ilişkilerini devam ettiren taraf oldu ama bu durumu hiçbir zaman Perinçek’in bağımsız bir kararı olarak görmemek lazım. Bu, elbette devletin bir stratejisi olarak sürdü. Tam da böylesi bir zamanlamada gerçekleşecek ziyaret iktidarın bilgisi dahilindedir. Suriye’de neler yapılabileceği konusunda bir ziyaret olacak ama Türkiye, bu ziyarette Kürtler ile ilgili olarak Suriye’den bir tasarrufta bulunmasını isterse Suriye bunu kabul etmez. Ben Suriye’nin bu meseleyi diyalog yöntemiyle çözmek istediğini düşünüyorum.”
ABD ile restleşme mi?
Türkiye’nin geçmişten bu yana Suriye’ye yönelik saldırıları öncesi ABD’den destek almaya çalıştığını hatırlatan Özuğurlu, buna rağmen iki ülke arasındaki ilişkilerin artık değiştiğini söyledi. Özuğurlu, “İki ülke artık birbirini dinleyecek durumda değiller. Eğer gerçekten ABD, F-16’lar konusunda Türkiye’ye olumlu bir yanıt vermezse ilişkileri restleşmeye doğru gider. Dolayısıyla Türkiye’nin, Batı'dan gelecek herhangi bir eleştiri ve kaygıyı dikkate alacağını düşünmüyorum. S-400 ile ilgili gelen açıklamalar da bunu gösteriyor ama eğer ABD sahada Türkiye’ye karşı bir adım atmak isterse o zaman farklı şekilde konuşabiliriz” şeklinde konuştu.
İktidar için olumlu sonuçlanmaz
AKP’nin her dönem seçimler öncesi 'sınır ötesi' saldırılarla iç siyaseti tasarlamaya çalıştığını anımsatan Özuğurlu, bu son çabaların ise büyük oranda sonuçsuz kalacağının altını çizdi. Özuğurlu, şöyle devam etti: “Bu tür operasyonlar belirli küçük bir kesimden karşılık alabiliyor. İktidar eskiden kamuoyunu rahat bir şekilde yönlendirebiliyordu fakat artık herkes bu tür saldırıların Türkiye’nin güvenliği ile ilgili olmadığının farkında. İktidarın siyasi malzeme olarak kullandığına dair kamuoyunda genel bir kanı var. İnsanların önceliği burası değil. Sokağa çıktığımızda insanlar doğrudan bir PYD tehlikesinden bahsetmiyor ama ekonomiden ve yolsuzluklardan bahsedebiliyor. Türkiye’nin gerçekleştireceği olası kapsamlı ve sistematik bir saldırının iktidar açısından olumlu sonuçlanacağını söyleyemeyiz.”
Muhalefet de değişti
'Sınır ötesi' saldırılar karşısında Türkiye’deki siyasal ve toplumsal muhalefete de roller düştüğüne vurgu yapan Özuğurlu, şunları ekledi: “İktidar daha önce propaganda diliyle muhalefete söz hakkı tanımıyordu. Muhalefet de kendisini bu konularda iktidarın yanında konumlandırmak zorunda hissediyordu ancak artık böyle olmadığını görüyoruz. Suriye yönetimiyle ilişkilerin iyileştirilmesinin konuşulduğu bu günlerde, muhalefetin ‘biz zaten bunu yıllardır söylüyorduk’ açıklamaları da ortada. İç siyasete baktığımızda, artık AKP’nin alternatifinin yükseldiğini görüyoruz. Şu anda denge muhalefetin elinde. Dolayısıyla siyasal muhalefetin daha doğru bir dil kullanacağını düşünüyorum. Toplumsal muhalefette ise bu savaşın bitmesine dair bir fikir birliği var. Artık muhalefetin de bunu gördüğünü göz önüne alırsak, barış dilinin kullanıldığını göreceğiz.” İSTANBUL