ERSİN ÇAKSU/NAZIM DAŞTAN / ANF / MA / MINBIC
Türkiye’nin hedefinde olan Minbic’ın, son bombalı saldırıyla güvenli bir kent olmadığı imajı yaratılmak da istendiğini belirten Minbiç Askeri Meclisi Sözcüsü Şervan Derviş, kenti işgal ve saldırılara açık hale getirecek hiçbir yaklaşımı kabul etmeyeceklerini söyledi. Minbic Askeri Meclisi Komutanı Mihemed Ebû Adil ise ABD askerlerini ve sivilleri hedef alan saldırıya ilişkin “Bundan önce Minbic’de yapılan saldırıların tümünün arkasında Türkiye’ye bağlı Fırat Kalkanı grupları çıktı” dedi.
Minbic’de Sindis Sokağı‘nda bulunan Qesir El-Umeraa isimli lokantada 16 Ocak günü ABD askerlerini hedef alan saldırının yankıları devam ediyor. Saldırıda, iki ABD askeri, bir güvenlik görevlisi, bir tercüman, iki Minbic Askeri Meclisi savaşçısı ve 9 sivil yaşamını yitirdi. ABD’nin ‘Suriye’den çekilme’ kararı ve ‘güvenli bölge’ tartışmalarının yaşandığı bir dönemde, ilk kez ABD askerleri Suriye’de hedef alındı. Saldırının DAİŞ tarafından üstlenildiği iddia edilse de oklar daha önce Minbic’de benzer saldırıları düzenleyen Türk devleti destekli ‘Fırat Kalkanı‘ adı altındaki çeteleri gösteriyor.
Türk Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler’in ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford ile Brüksel’deki NATO Karargahı‘nda görüştüğü saatlerde gerçekleşen saldırıya ilişkin Minbic Askeri Meclisi Komutanı Mihemed Ebu Adil, ANF’ye konuştu. Minbic’de daha önce de bazı saldırıların düzenlendiğini, ancak ilk kez ABD askerlerinin hedef alındığını belirten Ebû Adil, “Önceki saldırılar, daha çok araçlara patlayıcı yerleştirme, yollara mayın döşeme ve askeri güçleri ile siviller hedef alınıyordu. Aynı zamanda bu Koalisyon güçlerini hedef alan ilk saldırıydı” dedi.
Soruşturma sürüyor
Adil, yaşamını yitirenlerin çoğunluğunun sivil olduğunu belirtti. Adil, “Şehrimizin güvenliği ve istikrarını hedef alan bu saldırı hakkında soruşturma başlatıldı ve kentte güvenlik tedbirleri en üst düzeye çıkarıldı. Şimdiye kadar halkımızı koruduğumuz gibi bundan sonra da her türlü tedbiri alarak onların güvenliğini sağlamaya devam edeceğiz” diye konuştu.
Adil, Minbic’de daha önce yapılan saldırıların tümünün arkasında, Türk devletine bağlı çetelerin olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Bu saldırıyı DAİŞ üstlendi. Ama kentimizde daha önce yapılan saldırılardan bazılarını yine onlar üstlenmişti, gözaltına alınan kişilerin çoğu Fırat Kalkanı gruplarına bağlı olduklarını itiraf etmişlerdi. Birçok kişi gözaltına alındı. Bunlar uyuyan hücre olarak hareket eden kişiler. Bunlar zaten kamuoyuyla paylaşıldı. Bunların çoğu Fırat Kalkanı’na bağlı uyuyan hücrelerdi. Bundan önce Minbic’de yapılan saldırıların tümünün arkasında Türk MİT’ine bağlı Fırat Kalkanı grupları çıktı.”
Olağanüstü mücadele
Kentteki saldırılara ilişkin başlattıkları soruşturmaların sonuçlarının belgelendiğini kaydeden Adil, kentte güvenlik önlemlerini arttırdıklarını ve bölgenin huzurunun bozulmasına izin vermeyeceklerini vurguladı. Adil, “Bu konudaki tahkikat sonuçlarımız belgelidir. Bundan sonra da bu gruplara ve DAİŞ’e karşı mücadelemiz devam edecektir. Minbic huzurun hakim olduğu bir kent. Ama bu huzuru bozmak için çabalayan Fırat Kalkanı gibi grupların karışıklık çıkarma çabaları da devam ediyor. Bunlarla mücadelemiz olağanüstü bir şekilde devam edecek” şeklinde konuştu.
Zamanlaması dikkat çekici
Suriye’de ilk kez ABD askerlerini hedef alan bu saldırının da Türk Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ile ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford’un Brüksel’deki 180. NATO Askeri Komite Genelkurmay Başkanları toplantısı sırasında gerçekleşmesi dikkat çekti.
Nitekim 27 Mart 2014’te yayımlanan bir ses kaydında dönemin Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, dönemin Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın olduğu gizli toplantıda Suriye’ye müdahale gerekçesi yaratmak için provokasyon tezgahladıkları ortaya çıkmıştı.
Toplantıda Suriye’ye saldırı gerekçesi için Fidan’a ait olduğu belirtilen ses, “Şimdi bakın komutanım, şimdi biz gerekçeyse gerekçeyi, ben öbür tarafa 4 tane adam gönderirim, 8 tane boş alana füze de attırırım. Problem değil o. Gerekçe üretilir” diyordu. Güler ise de bu görüşe katıldığını dile getiriyordu.
MİT’in organizasyonları
Diğer yandan Türk devletinin Minbic’in kuzeyindeki Cerablus’a girdiği Ağustos 2016’dan bu yana, belirli aralıklarla Minbic’de sivilleri ve kentin öz savunma güçlerini hedef alan saldırıların tamamı Türk devleti ve ona bağlı çeteler tarafından düzenleniyor. Bir süredir Kuzey ve Doğu Suriye’de MİT ve DAİŞ‘in ortak örgütlenmesi olan “Kıyam” isimli bir yapı tarafından sabotaj ve suikastlar düzenleniyor.
Belirli zamanlarda harekete geçirilen söz konusu yapının birçok üyesi daha önce Minbic, Kobanê, Reqa, Girê Spî ve farklı bölgelerde tutuklanmış ve suçlarını itiraf etmişlerdi. Bölge halkları arasında çatışma zemini yaratmak için kullanılan bu yapının deşifre olmasından sonra Türk devleti, “Çukur” isimli yeni bir yapıyı devreye koymuş ve bu yapının da tutuklanan kimi üyeleri Türk devleti ile aralarındaki ilişkilere ilişkin itiraflarda bulunmuşlardı.
‘Güvenli kent değil’ imajı
MA’ya göre Minbic Askeri Meclisi Sözcüsü Şervan Derviş’e göre, amaç son dönemde elde ettikleri siyasi ve askeri kazanımlar. Kentin 2 yıldır DAİŞ’ten özgürleştirildiğini hatırlatan Derviş, Minbic’ın yönetim biçimi, ekonomi ve istikrar konusunda bölgede model haline geldiğini belirtti. Kentte bütün halkların bir arada yaşamasının tüm Suriye’ye örnek oluşturduğunu ifade eden Derviş, bu tabloyu bozmayı amaçlayan saldırılara maruz kaldıklarını kaydetti. Derviş, kent ve çevresinde yaşanan son gelişmelere işaret ederek, “Saldırının, ABD’nin çekilme söylemi, güvenli bölge kurulması tartışmaları, Rusya ve Suriye rejimi ile gerçekleştirdiğimiz diyalog arayışlarının sonrasında gerçekleştirilmesi dikkat çekici. Hem Minbic’ın gelişimine hem de ABD’ye yönelik bir saldırı oldu. Kent içinde sivillerin en çok olduğu yerlerden birinde gerçekleşti. Bu bir terör saldırısıdır. Bu saldırı için başlatılan soruşturma halen devam ediyor. Edindiğimiz tüm bilgileri kamuoyu ile paylaşacağız” dedi.
Küçük bir alan sıkıştırdıkları DAİŞ’i neredeyse bitirmek üzere olsalar da halen bazı hücrelerinin kaldığını bildiklerini söyleyen Derviş, DAİŞ’in tekrar canlanmasına fırsat vermeyeceklerini ifade etti.
Siyasi çözüm olmalı
Suriye’ye dair tehlikenin son bulması için siyasi bir çözümün aciliyet taşıdığını söyleyen Derviş, ancak pay kapma peşinde olan bütün güçlerin “daha fazla nasıl kazanım elde edebilirim” gayesinde olduğunu belirtti. Derviş, bu durumun da DAİŞ ve diğer grupların halka dönük saldırıların önünü açtığını kaydetti.
Savaşın derinleştirilmemesi konusunda uyarıda bulunan Derviş, Suriye krizinde eli olan herkesi siyasi çözüm konusunda sorumluluk almaya davet etti.
Koalisyon ile birlikte
Minbic’de yaşayan halkların kentte oluşturulan sisteme bağlı olduğunu ve sivil kurumlar aracılığıyla çalışmaların yürütülmeye devam edildiğini de aktaran Derviş, kentte güvenlik tedbirlerini arttırdıklarını söyledi. Bu konuda Koalisyon güçleri ile ilişkide olduklarını ifade eden Derviş, Minbic’ın güvenli bir kent olmadığını yansıtmak isteyen güçlerin bu yönlü planlarını boşa çıkaracaklarını vurguladı.
Derviş, dile getirilen ‘güvenli bölge’ konusunda ise şunları söyledi: “Bu bölge nasıl olacak, biçimi ve şekli konusunda daha net bir şey yok. Bu zaman isteyen bir şeydir. Ama biz niyetimizi açık bir şekilde belirtiyoruz. Kuzey ve Doğu Suriye halkının tehlikelerden korunması ve yaklaşık 8 yıl boyunca savaş içinde olan bölgemizin istikrara kavuşması için siyasi süreçleri destekleyeceğiz.”
Yine “Suriye halklarına hizmet edecek bir inşa sürecine hazır oldukları” mesajı veren Derviş, birlikte kenti işgal ve saldırılara açık hale getirecek hiçbir yaklaşımı ise kabul etmeyeceklerinin altını çizdi.