• Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) korona krizi nedeniyle 2020’deki göçmen akınında rekor düşüş yaşandığını; OECD ülkelerine geçen yıl 3,7 milyon kişilik göçmen akışıyla yüzde 30 oranında gerileme olduğunu bildirdi.

 

OECD'nin genel sekreteri Mathias Cormann, AB İçişleri Komiseri Ylva Johansson'un da katıldığı çevrimiçi basın toplantısıyla OECD 2021 Göç Raporu'nu açıkladı. Raporda yer alan verileri özetleyen Cormann, salgının son 10 yılda göçmenlerin istihdamı açısından yaşanan iyileşmeye son verdiğini dile getirdi. Göçmenlerin, diğer çalışanlara oranla salgından daha orantısız ve sert şekilde etkilendiğini kaydeden Cormann, "Göç rakamlarının 2019 seviyesine yeniden ulaşması zaman alacak. Buna 2021'de bir toparlanmanın olduğu ülkeler de dahil. Geçtiğimiz yıl OECD üyesi olan 25 ülkeye 3,7 milyon göçmen geldi. Bu, 2003’ten bu yana yaşanan en düşük sayı. OECD'ye göç akışı oranında, eşi görülmeyen bir çöküşle, yüzde 30 oranında gerileme yaşandı" dedi. Raporda bu gerilemenin daha da büyük oranda olabileceği, tüm kalıcı göç kategorilerinde düşüş yaşandığı da vurgulandı. Statü değişikliği hesaba katılmazsa, göç akışlarındaki düşüşün büyük ölçüde yüzde 50'yi aştığı belirtildi. Rapora göre, ülkede doğan işçilere oranla, göçmenler daha çok vergi ödemelerine rağmen, daha yüksek oranda işsiz kaldı.

Rapora göre, OECD ülkeleri arasında hala en çok göç akını yaşanan ülke ABD. ABD'ye 2020’de 576 bin yeni göçmen girdi, ancak bu rakam önceki yıllara oranla yüzde 44 geriledi.

Raporda, Avrupa'da yükselen aşırı sağ siyasetçilerin, "göçmenlerin Avrupa halkının işini elinden aldığı" iddialarını da açıkça çürüten bilgilere yer verildi. "Tarihsel verilerin, OECD ülkelerine akın eden göçmenlerin, hedef ülkelerde doğan kişilerin mesleki gelişimleri üzerinde ulusal düzeyde genellikle çok az etkisi olduğunu göstermektedir" denildi. Yerel düzeyde veya belirli bazı demografik alt gruplar; özellikle mülteciler ve ülkede doğanlar aynı işler için rekabet ettiğinde, mülteci akınının olumsuz bir etkisi olabileceği belirtilerek, "Örneğin, Suriyeli mültecilerin kayıtdışı sektördeki Türk işçileri saf dışı ettiği Türkiye'de durum böyledir" ifadesine yer verildi.

İddiaların aksine, genel olarak Avrupa ülkeleri için, son mülteci akışlarının çalışan nüfus üzerindeki tahmini göreli etkisinin "son derece küçük" olduğu, Aralık 2020 itibarıyla bu etkinin yüzde 1'in de altında olduğu ortaya çıktı. Avrupa ülkelerinin yaklaşık yarısında, 2020'nin sonunda yaşanan son mülteci girişlerinin, işgücü üzerinde neredeyse "hiçbir etkisi olmayacağı" ve diğer Avrupa ülkelerinde de bu etkinin "orta düzeyde" kalacağı da öngörüldü. En çok göçmen alan Almanya'da göçmenlerin, çalışan nüfus üzerinde yüzde 0,8'lik bir artış yarattığı tespit edildi.

Avrupa'ya yaşanan göç akışını izleyen AB İçişleri Komiseri Ylva Johansson da "Pandeminin bir olumlu yönü varsa, o da işgücü piyasasında göçmenlere ihtiyacımız olduğu gerçeğini açıkça ortaya koymasıdır" dedi. Ancak düzensiz, yasadışı istihdam ile de mücadele edilmesi gerektiğine dikkat çeken Johansson, "Göçmenlerin gerçekten tehlikeli koşullarda çalışmaktan, yeterince ücret alamamaktan zarar gördüklerini biliyoruz. Kayıtsız yasa dışı çalışan göçmenlerin Avrupa işgücü piyasasının yüzde 17'sini oluşturduğunu tahmin ediyoruz" diye konuştu.  PARİS