Platon’un insanı, "İki ayaklı, tüysüz bir hayvan," olarak tanımladığı söylenir. Gündüz fenerle dolaşıp, "insan arıyorum," diyen Diojen boş durur mu? Bir horozun tüylerini yolar ve "İşte Platon’un insanı" der. Dinin dışında yapılmış bir tanımlama. Günümüzde bu tanımlama saçma gibi görünse de o günün koşullarında düşüncede gerçekleşmiş bir devrimdir. 

Antik Yunan filozofları düşünmeyi ve sorgulamayı öğrenmişlerdi. Hem Platon’un hocası Sokrates de, "İnsan sorgulayan bir hayvandır," demişti. Ve sözünün eriydi. Fikirleri yüzünde baldıran zehrini bile içmişti. Felsefesini öğrencisinden öğreniyoruz. Temel önermeleri adalet, sevgi ve erdemlilikti. Tiranlar onu yargılamış ve baldıran zehrini içirerek katletmişlerdi. Sahi Sokrates öldü mü?

Onu ölüme mahkum eden tiranların ismini bilen var mı?

Eninde sonunda Tayyip Erdoğan da ölecek. Bir halkın özgürlüğü uğruna canlarını hiçe sayan canlar hep minnetle anılacaklardır.

Kendini yaratmış özerk kişiliklerin isimleri dünya döndükçe dilden dile, kulaktan kulağa dolaşacaktır.

Ama Erdoğan ve şürekası unutulacak... 

Filozofları hayvan benzetmelerinden yola çıkarak, Erdoğan'ı hayvanlara benzetmek derdinde değilim.

Zira hayvanlar çok işe yararlar. Mesela arılar bitse, yeryüzünde yaşamın biteceğini söylüyor uzmanlar.

Tayyip ve benzerleri olsa olsa ancak birer cani olabilirler…

Çünkü cana kıyıyorlar. Çünkü orman yakıyorlar. Ve yanan ormanlarla birlikte börtü böcek ve cümle mahlûkat can veriyor, ölülere bile işkence yapıyorlar…

Sokrates gibi inançları uğruna can veren Beritanlar, Berivanlar, Arin Mirxanlar, Doktor Qasimlolar, İbrahim Kaypakkayalar ve Leyla Qasimlar öldüler mi?

Hayır, kesinlikle ölmediler. Onlar yaşıyor. Gün gelecek Türk halkı bile onlara gıptayla bakacaktır. Tayyipler yaşadığını sanıyor, ama çoktan ölmüş birer kişiliktirler. İlelebet lanetleneceklerdir. Çünkü ortada adalet denen bir şey bırakmadılar. Tiran gibi musallat olup koca bir coğrafyayı yakıp yıkıyorlar.

Buna karşı refleks gösterip insani bir tutum sergileyen yok! Vicdanlar cüzdanlara hapsedilmiş. Demokrasi havarisi kesilen Avrupa sessiz.

Kürt halkı ile birlikte bu savaştan zarar geren Türk halkının da gerçekleri görerek tepki göstermesi gerekiyor. Türk halkı da artık AKP gerçeğinin farkında ama tepkiler halen yetersiz. Halen bu savaşta araç olarak kullanılanlar var. Kürtün ölümüne alkış tutan, iktidarın milliyetçi söylemleriyle hareket eden kesimler de var. 

Henüz birey olamamış bir toplumla karşı karşıyayız. Başkasının aklıyla hareket edenler, örgütlü canilerin tuzağındalar. Halbuki insanı hayvandan ayıran en temel özelliklerden birisi de düşünce gücüdür. 

Ne demişti Aristo, "İnsan düşünen ve politik bir hayvandır."

Kimi düşünür "İnsan toplumsal bir hayvandır" demiş. Kimileri de "İnsan alet yapan bir hayvandır." "İnsan konuşan bir hayvandır" ile adlandırmış. Yukarıdaki tanımlamaların hepsi de doğrudur. Ve bizi hayvandan ayıran temel özelliklerimizdir. Sonuncusu ise hepsinden önemlidir; insanın konuşması, yani dil… Dille düşünür, tanımlar ve toplumsal ilişkilerimizi onunla devam ettiririz. Gelin dilimizi barış temelleri üzerinde yapılandıralım.

İnsanlar ve hayvanlar yaşamlarını devam ettirirken, gün gelecek caniler de yok olacaklardır. Bu da aklın ve vicdanın zaferle taçlanması demektir.

Ve sözü büyük şair Adnan Yücel’e bırakalım:

"Saraylar saltanatlar çöker

Kan susar bir gün

Zulüm biter.

Menekşeler de açılır üstümüze

Leylaklar güler

Bugünlerden geri,

Bir yarına gidenler kalır

Bir de yarınlar için direnenler…"