Laponya’nın dört bir yanından Stockholm’e 3'üncü kez gelen Samiler, Kralın Bahçesi Meydanı'nda çadırlarını kurarak 4 gün süren bir etkinlik gerçekleştirdi. Samilerin eylemlerine çevre örgütlerinin yanı sıra, geçtiğimiz yıl ağaçların kesimini ve maden ocağı açılmasını sivil itaatsizlik eylemleri yaparak engelleyen Gotland Adası’ndan gelen bir grup da destek verdi.

Geleneksel kıyafetleriyle Stockholm’e renk katan Samiler, 4 gün devam eden etkinlikleri süresince konferanslar, paneller, sergiler, dini ayinler düzenleyerek ve geleneksel el işleri ürünlerini pazarlayarak kamuoyu oluşturmayı başardı. Samilerin maden yasasının değiştirilmesi ve Laponya’da maden ocakları açılmasının yasaklanması taleplerine bir çok demokratik kitle örgütü destek verdi. Sami Parlamentosu, İsveç-Sami Federasyonu ve Sami köylerinin birlikte düzenlendikleri etkinlik  bir miting ve yürüyüşle son buldu.

İsveç sözleşmeye uysun

Sami Federasyonu Başkanı Jörgen Jonsson yaptığı konuşmada, "İsveç Hükümeti Samileri yerli halk olarak tanıdı. Bu kendi topraklarımızda kendimizi ilgilendiren konularda bizlerin karar vereceği anlamına geliyor. Ancak buna uyulmuyor ve bizlere sorulmadan maden tekellerinin topraklarımızda ocak açmalarına izin veriliyor" diyerek taleplerini şöyle sıraladı: "Biz maden yasasının değiştirilmesini talep ediyoruz. Samilerin haklarını güvence altına alacak bir yasa hazırlanmalı. Bölgelerinde maden ocağı açılıp açılmayacağına Hükümet değil, Samilerin kendileri karar vermeli. Bugün Laponya’da geçim kaynaklarımız için önemli olan yerlerde ocaklar açılıyor. Biz İsveç’in, yerli halkların haklarını güvence altına alan sözleşmeye uymasını istiyoruz."

Yapılanlar suç

Sami Parlamentosu Başkan Yardımcısı Lars Willhelm Svonni de, 1966 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda kabul edilen Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesin'nin tüm halklara yerel özerklik ve kendi bölgelerini yönetme hakkı tanındığını hatırlatarak, yerli halkların hak ve hukuklarının, kültürlerinin korunması için yapılması gerekenlerin BM Yerli Halklar Deklarlerasyonu ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmesinin 169. maddesinde net bir biçimde ifade edildiğine vurgu yaptı.
Tüm bunlara rağmen maden tekellerinin Laponya’nın pek çok yerinde ocaklar açtığını belirten Svonni, olanların insan hak ve özgürlüklerine karşı işlenen bir suç olduğunu ifade ederek, Sami Parlamentosu’nun Laponya’da maden tekellerine verilen maden arama ve ocak açma iznin  iptal edilmesini, Laponya’da Sami halkını ilgilendiren tüm konularda Sami Parlamentosu’na karar alma hakkının tanınmasını talep etti. Hükümetin yürürlüğe koyduğu yeni Maden Yasasının Laponya’nın sömürgeleştirilmesinin devamı olduğunu da belirten Svonni, Sami Parlamentosu’nun buna karşı mücadele edeceğine vurgu yaparak, 'Yeter artık' diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Halkların toprakları yağmalanıyor

Sınır Tanımayan Maden Ocağı Karşıtları adına konuşan Carmen Garrido ise, maden tekellerinin sadece Laponya’da değil, dünyanın bir çok ülkesinde halkların topraklarını yağmaladığını ve doğa katliamları gerçekleştirdiğine vurgu yaptı. Ocaklardan sızan kimyasal artıkların, suları, tarlaları zehirlediğini ve kuruttuğunu sözlerine ekleyen Garrido, bir süre önce gittiği Peru’de Laoroya Köyü'nde çocukların yüzde 97’sinin kurşundan zehirlendiklerini öğrendiğini belirtti. Latin Amerika ülkelerinde maden ocaklarına karşı büyük direnişler yaşandığına da dikkat çeken Garrido şöyle konuştu: "Latin Amerika’daki maden ocağı karşıtı mücadele bize ilham veriyor. Kosta Rika’da halk bir maden ocağını kapattırdı. Halkın mücadelesi sonucu Ekvator doğanın korunmasını, yeni anayasada kabul etmek zorunda kaldı. Peru’da halkın maden ocaklarına karşı mücadelesi iki başbakanın istifasıyla sonuçlandı. Latin Amerika’nın en büyük maden projesi durduruldu. Birlikte değiştirebiliriz. Bu gösteri dünyanın bir çok yerinde maden ocakları açılmasına karşı mücadele eden halklara ilham verecek."
Son olarak, maden tekellerinin dünya çapında doğa katliamı sürdürdüğünü söyleyen Garrido, "Dünyayı küresel çapta yağmalayan tekellere karşı, direnişi de küreselleştirmek zorundayız" dedi.  

ANF/STOCKHOLM