Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın "KCK operasyonları" ile ilgili açıklamasını yargıya müdahale edildiğinin itirafı olarak değerlendiren BDP, soru önergesi ile Meclis araştırması önergesi verdi.
BDP Grup Başkanvekilleri Hasip Kaplan ve Pervin Buldan, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın, yargıya müdahale edildiğini itiraf ettiğini belirterek, Meclis Başkanlığ'na araştırma ve soru önergesi verdi. Önergelerde Bakan Atalay'ın 18 Aralık Pazar günü bir televizyon programında yaptığı "Güvenlik tedbirlerimiz aynen devam edecek. Kış operasyonlarımız da devam edecek, ara vermiyoruz ve vermeyeceğiz. Şu anda denildiği gibi bir 'görüşmedir, şudur, budur' öyle bir şey sözkonusu değil. Tek yönlü uyguladığımız entegre bir stratejimiz var devlet olarak. Sınır ötesi operasyonlardan, KCK operasyonlarına hepsi koordinasyon içinde tartışılmış, kararlaştırılmış, planlanmış ve yürütülmektedir. PKK ile devletin güvenlik birimlerinin görüşmeler yaptığını biliyoruz" konuşmasına yer verildi.

Entegre stratejiniz nedir?
BDP soru önergesinde Bakan Atalay'a şunları sordu: "Tek yanlı uyguladığınız entegre stratejiniz nedir, neden Meclis'te açıklamadınız? KCK operasyonlarını hangi koordinasyon içinde kararlaştırdınız, planladınız, yürütmektesiniz? Cemaat kökenli özel polisler görev aldı mı? MGK'da hangi kararları aldınız? Yargıya neden müdahale ettiniz?"

Araştırma da istendi

BDP ayrıca Meclis'e Araştırma Önergesi de verdi. Önergede, 'Açılım ve koordinasyon'dan sorumlu Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın açıklamasıyla anayasayı ihlal ederek yargıya müdahale ettiğine dikkat çekildi. Atalay'ın beyanlarının suçüstü yakalandığının itirafı olduğu belirtilen önergenin gerekçesi şöyle: "Basında tutuklanacakların listelerinin açıklanmasından sonra, Başbakan KCK tutuklamalarını sürdüreceklerini, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ise, 8 bin KCK'liyi tutuklayacaklarını söylemişti. Anayasanın 138'inci maddesine göre, 'hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.' Bugüne kadar aralarında milletvekili, belediye başkanı, seçilmiş siyasetçiler, sendika, dernek, parti üye ve yöneticisi, akademisyenler yazarlar sekiz bin kişiden fazla yurttaşımız KCK adı altında yapılan operasyonlarda gözaltına alınmış, bunlardan beş bini aşkın kişi tutuklanmıştır. 12 eylül anayasa referandumu sonrası, HYSK ve Anayasa mahkemesi üyelerinin hükümet tarafından belirlenmesinden ve yargı bağımsızlığı ortadan kaldırıldıktan sonra operasyonlara hız verilmiştir. Gizli dinlemeler, gizli soruşturmacılar, gizli tanıklar, gizli delillerle engizisyon ve darbe dönemlerinde görülmeyen bir hukuksuzlukla, özel polisler, özel yetkili savcı ve hakimlerle özel yetkili mahkemelerde, adil yargılanma hakkı ihlal edilmiş savunma görevini üstlenen 36 avukat tutuklanmıştır. Daha gözaltı aşamasında, henüz sorgular yapılmadan, mahkeme aşamasında gizlilik kararı verilirken basına servis edilen haberlerle mahkemeler ve kamuoyu yanıltılmış, etkilenmeye çalışılmıştır. Tutuklananlar 2.5 yıl gibi uzun tutukluluk sürelerine rağmen yargıç önüne çıkarılmamış Kürtçe savunmalar engellenmiştir. Hükümetin yaptığı açıklamalarda İmralı-Kandil-Oslo gizli görüşmelerinin defalarca yapıldığı ortaya çıkmıştır. Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay 2009 yılından bu yana sürdürülen soruşturmaların koordinasyon içinde tartışılıp, kararlaştırıldığını, planlandığını ve uygulamaya konulduğu itiraf etmiştir. Hükümet/yürütmenin anayasayı ihlal ederek, yargıya müdahalesi emir ve talimat vermesi TCK'nin da belirlenen en ağır suçlardan olup, anayasanın ihlalidir. Sorumluların Yüce Divan'da yargılanmasını gerektiren bir suçtur. Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, KCK soruşturmalarında, gizli görüşmelerde, yaşanılan hukuksuzlukların ortaya çıkarılması, sorumluların tespiti için bir Meclis araştırması açılması zorunlu olmuştu."

ANKARA