“Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa şimdi en güzel şiir barıştır.” Diyordu Yaşar Kemal bir yazısında. Ama ne yazık ki böyle bir alana çekilemedi hayat. İliklerine kadar işlemiş yaygın savaş söylem ve davranışlardan kendini arındıramadı siyaset. Üstelik birileri ne zaman barıştan söz etse Cemal Süreya’nın deyişiyle; “Barış demiştir ve güvercin tıkmışlardır boğazına/ Bu yüzden kimi zaman zordur ayırmak üstünü başını yırtmış ağıtlardan şiiri.”
***
Sanatsal duyarlılık, gelecek adına yaşamsal olan her şeyin korunmasını savaşa karşı barıştan yana olunmasında görür ve değerlendirir. Bu anlamıyla sanat-edebiyat iyi bir yüzleşme alanıdır.
Genel olarak bakıldığında sanat ve edebiyatın bize bıraktığı miras ve birikim, sanatçının ve yazarın baskıya zulme ve savaşa karşı tavrını çok net olarak koyan örneklerle doludur.
Edebiyat tarihi, roman, şiir ve hikayenin yanı sıra azımsanamayacak sayıda politik metin de kaleme alınmıştır. Bu anlamda Dostoyevski’den Hugo’ya, Tolstoy’dan Camus’a savaş karşıtlığını içeren metinlere rastlarız. Bunlar savaşa, sömürüye, militarist aygıtlara, bunların uygulama ve politikalarına karşı çıkan birer politik duruştur.
Bilindiği gibi savaş dönemlerinde, karanlık günlerin etkisiyle, insanlığı dünyanın başına musallat olmuş savaş belasından kurtarmanın yollarını arayan önde gelen aydınların çabalarına tanık oluruz. İşte bu uğraşların en kalıcı ürünlerinden biri de ‘Niçin Savaş?’ Adlı kitaptır. Gerçekleştirdikleri bilimsel devrimlerle kendi alanlarında yüzyıla damgalarını vuran Albert Einstein ile Sigmund Freud’un, dünyada barışın kalıcı bir biçimde sağlanması için neler yapılması gerektiğine dair yazışmaları, savaş ve barış üstüne düşünmenin tarihinde kendine “küçük“ ama “özel“ bir yer açmıştır.
Einstein ile Freud’un “militan bir barışçılık için savaşmak“ zorunluluğunu dillendirdikleri bu mektuplar hala geçerliliğini koruyan bir uyarıdır.
***
Savaşla ilgili birçok roman birçok kitap yazıldı. Beni bu alanda en çok etkileyen Tolstoy ve Hemingway olmuştur. Yakın çağlarda savaş ve barış üzerine en güçlü yapıtlardan birini Tolstoy vermiştir demekle sanırım hata etmiş olmayız. Tolstoy, “Savaş ve Barış“ adlı romanında savaşı ve onun getirdiği yıkımı eşsiz bir ustalıkla anlatmıştır. Evet, “Hayatın, zamanın Rusya’sının, tarihin, sınıf kavgalarının olağanüstü bir tablosu; insana insanlığa ait ne varsa; insanın mutluluğunun ve büyüklüğünün; felaketinin ve küçüklüğünün anlatıldığı bir eserdir Savaş ve Barış.
Sonraları ise Ernest Hemingway “Çanlar Kimin İçin Çalıyor“ romanında İspanya İç Savaşı’nın insan ruhunu derinden yaralayan büyük dramını ortaya koymuştur. İspanya’da yaşanan acımasız bir iç savaşı... Cumhuriyetçi-faşist kavgasının yol açtığı yıkımı... Oluk oluk akan insan kanı... İnsanın vahşilikte ve barbarlıkta hayvanları bile gölgede bıraktığını gözler önüne seren acı panaromalar. En hızlı savaş taraftarlarının ve savaşı bütün korkunçluğuyla yaşayanların barış özlemiyle yanıp tutuştuklarını bütün çarpıcılığıyla dile getirmiştir.
***
Evet.C. Aytmatov’’un dediği gibi: ”İnsan ve onun geleceğine dair kalbimizi sıkıştıran endişeye rağmen, korku ve umutsuzluk doğmamalı. Korku değil cesaretle savaşın karşısına dikilmek zorundayız.”