İşte yine bir "Dünya Barış Günü" silah sesleri arasında gözlerimizin içine baka baka geldi geçti. Yine silahlar konuşuyor, yine canlar düşüyor toprağa, yürekler yanıyor. Hayat kanamaya devam ediyor.

Düşünce yapıları ne olursa olsun her kesimden barışa dair gür bir ses gerekiyor. Bu konuda en çok da misyonları gereği aydın ve sanatçıların duyarlı olması gerekiyor.

"İnsan ve onun geleceğine dair kalbimizi sıkıştıran endişeye rağmen, korku ve umutsuzluk doğmamalı... Korku değil cesaretle savaşın karşısına dikilmek zorundayız. Tüm kültür yaratıcılarının en büyük görevlerinden biri budur" diyor, Aytmatov.

***

Sanat daha iyi yaşama tutkusunun da kurgulandığı bir alandır. Bu yüzden barış düşüncesi ve imgesi bir sorunsal olarak sanat ve sanatçının gündeminden hiç eksik olmamıştır. Sanatın geçmişi, sanatçının ve yazarın baskıya zulme ve savaşa karşı tavrını çok net olarak ortaya koyan örneklerle doludur.

Dostoyevski'ye göre insan, özgür bir varlık olarak kötüden sorumludur. Ona göre, kötü olan her şeyle mücadele edilmelidir.

Goethe büyük sanatçıların hepsinin insanlık sorununa yöneldiklerini, bu yönelimin dünya barışını sağlamada önemli katkılar sağlayacağını söylüyordu.

A.Camus'un sanatçıya yüklediği misyon, savaşa, zorbalığa karşı çıkma işlevi açık seçiktir. O ne susmayı, ne de yansız kalmayı benimsemez. Acı çeken kitleler sustukça birilerinin onlarının yerine konuşması gerektiğini söyler-ama sanatı bir tür toplumsal din dersine dönüştürmeme koşuluyla.

Solohov, bir yazarın kendisini karşıt güçlerin çarpışmasının üstünde, Olimpos Tepeleri'ne yükselmiş ve insan ızdıraplarına kayıtsız kalan bir tür ilah olarak değil, kendi halkının evladı, insanlığın ufacık bir parçası olarak görmesi gerektiğini, bir görevinin de dünyada barış için savaşmak ve barış savaşçılarını sözlerinin ulaşabildiği her yerde yüreklendirmek olduğunu belirtir

İnsanlığın ufkunu sınırsız dehasıyla sürekli zorlayan Einstein ile insan ruhunun en kuytu köşelerine sızmayı başarmış Freud’un "militan bir barışçılık için savaşmak" zorunluluğunu dillendirdikleri mektupların bir araya getirildiği "Niçin Savaş" adlı kitap; savaşın yıkımlarından ders almayıp daha beter felaketlere kürek çeken yolunu şaşırmış tüm "homo sapiens"lere akıllarını başlarına devşirmeleri konusunda hala geçerliliğini koruyan- bir uyarıdır.

Savaşla ilgili birçok roman, birçok kitap yazıldı. Bu alanda beni etkileyenlerin başında Tolstoy ve Hemingway gelir. Tolstoy, "Savaş ve Barış" adlı romanında savaşı ve onun getirdiği yıkımı eşsiz bir ustalıkla anlatmıştır. İnsana insanlığa ait ne varsa; insanın mutluluğunun ve büyüklüğünün; felaketinin ve küçüklüğünün anlatıldığı bir eserdir Savaş ve Barış. Sonraları ise Ernest Hemingway "Çanlar Kimin İçin Çalıyor?" romanında İspanya İç Savaşı’nın insan ruhunu derinden yaralayan büyük dramını ortaya koymuş, Cumhuriyetçi- Faşist kavgasının yol açtığı yıkımı bütün çarpıcılığıyla dile getirmiştir.

***

Türkiye’de az sayıda güzel insanı tenzih ederek söylüyorum  ki: Sanatçı ve yazar kesiminden süregelen savaşa karşı adına yakışır biçimde gürleşmiş bir ses bekliyor insan.