
YAŞAR AKSU/ANF
Dağlama (Ahşap Yakma) ve Rölyef sanatçısı Mehmet Selim Gökçen, bir Kürt sanatçı olarak, asimilasyona karşı durup sanatıyla mücadele ediyor.
Mehmet Selim Gökçen, akıl ve mantığın yaratımı olan sanatla tarih yazıldığını savunarak, sanatın yaratıcılığının nüfusla, sayıyla değil, derinlikle, eğitimle olabileceğini söylüyor.
Kızıltepeli olan Gökçen, çocukluğunda okulda sanata ilgisi olan, resimi iyi çizebilen bir öğrenciydi. Her ne kadar Mardin taş ustası mimarlarından olsa da yıllarca resime ve sanata olan bu arayış durumu sadece zaman zaman heykeller yaparak ilerledi.
İstanbul’da, katıldığı bir sergide, sanatçı bir arkadaşının üzerine havye ile ahşap üzerine yakma ve dağlama resimleri, tablolarını önerdi. Mardin’e döndükten sonra, üzerine nakş edeceği tahta bulma konusunda sıkıntı yaşadı. İlkinde bir mobilya atölyesinde eski iki kapının kontrplaklarını aldı ve üzerine Hz. İsa’nın tablosunu işlemeye başladı.
Atölyesinde ders veriyor
Kürt bir sanatçı olduğunun altını çizen Gökçen, Kürdistan ve Ortadoğu motiflerini, mitlerini ve ölümsüz isimlerini bu sanatla ortaya çıkartıp yaşatmaya çalıştığını söylüyor.
8 yıldır ahşap yakma sanatını profesyonel anlamda icra eden Gökçen, ‘’Mardin Müzesi’nin gönderdiği yaşları küçük olan öğrencileri eğitiyorum. Bu sanatı hobi olarak yaşatıp yapmak isteyen 15’in üzerinde eğitimciye atölyemde ders verdim. Bu yıl Mardin Artuklu Üniversitesi’nde kültür sanat dersleri olarak resim ve heykeltıraş eğitimini verdim. Şimdilerde de tutarlı olarak gelen öğrencilerim var ve bu sanatın eğitimini vermeyi eksiltmiyorum’’ diyor.
100’den fazla koleksiyonu var
Özel bir koleksiyona sahip olduğunu ve Kürdistan’daki belediyelerin talepleri üzerine yapıp teslim ettiği tablolarının atanan kayyumlardan sonra ne halde olduklarını bilmediğini belirten Gökçen, şunları söyledi: ‘‘Bu sanatla kültür ve sanat asimilasyonuna karşı mücadele verdiğime inanıyorum ve bu amaçla da elimden geleni yapıyorum. Derwêş û Adulê, Rustemê Zal, Şahmaran, Ahura Mazda, Kawayê Hesinkar, Celadet Bedirxan, Ehmedê Xani, Yılmaz Güney, Ayşe Şan, Osman Sabri, Hamurabi, Aram Tigran ve Cegerxwîn gibi isimlerin olduğu 100’den fazla özel bir koleksiyonum var.”
Kültür ve sanatın, savaşların bıraktığı yaraları ve izleri onardığına işaret eden Gökçen, ‘‘Fransa’da savaştan sonra fırın ve evlerle birlikte opera salonu inşaa ettiler. Çünkü sanat rehabilite eder. Kültür ve sanat, ölmüş bir ruhu besler ve can verir. Toplum olarak yaşadığımız acıların haddi, hesabı yok. Kültür ve sanatımızı asimilasyona karşı koruyarak, onun rehabilite etkisini yadsımamalıyız” diye konuştu.