Almanya Gündemi


Avrupa’nın diğer ülkelerinde olduğu gibi Almanya’da da 9 Nisan itibarı ile sandıklar kapandı. Referandum dolayısıyla yapılan halk oylamasına katılım 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerine göre daha fazlaydı. Almanya’da kayıtlı bulunan 1 milyon 430 bin 127 seçmenin, yüzde 46,2'si sandık başına gitti. Bu oran 7 Haziran’da yüzde 36,38 olarak, 1 Kasım’da ise yüzde 40,8 olarak yansımıştı. Katılım eğrisindeki yükselmenin beklendiği oranda gerçekleşmediğini de bu bilgilere eklemek gerekiyor. Zira yurtdışı seçmenleri, genel seçmenin yüzde beşini oluşturuyor. Eğer sonuçlar başa baş giderse sonucun belirlemesinde yurtdışı oyları önemli bir rol oynayacak. Almanya’da 27 Mart’ta başlayan oylamada, 13 merkezde kurulan temsilciliklerde uzun kuyruklar oluştu, bazı günler oy vermek için seçmenler saatlerce beklemek zorunda kaldı. Buna karşılık son haftasonu ise beklenin aksine daha sakin geçti. Oy kullanma sırasında usulsüzlükler de yaşandı. Dikkatli gözlemciler sayesinde bunların bir çoğu kayıt altına alındı. Eşitsiz koşulların bir başka argümanı da sandık görevlileri idi. Yine sandık başkanları ve görevlileri DİTİB’e bağlı imamlardan oluşuyordu. Gerekçe ise sandık başkanlarının devlet memuru olma zorunluluğu. 

Referandum oylaması öncesi AKP ve Avrupa arasında yaşanan gerilim, AKP’nin bu durum karşısında gerilimi tırmandıran tutumları seçim atmosferini önemli ölçüde etkiledi. Diğer taraftan Hayır oyları için Kürdistanlı ve Türkiyeli demokratik kitle örgütleri tarafından kurulan ve özellikle yerel çalışmalarda daha geniş bileşen katılımıyla çalışan Avrupa’da Hayır Platformu, kuruluş ilkesine bağlı kalarak Hayır oyları için çalışmalar yürüttü. Platform çalışmaları çerçevesinde yapılan ortak paneller, bilgilendirme toplantıları, mitingler, Hayır potansiyelini pozitif yöne sürükledi. Kurum propagandasından çok ‚’Hayır’ sloganı çerçevesinde yapılan çalışmalar, 7 Haziran seçimlerindeki sinerji ve coşkuya yakın bir atmosfer yarattı. Haliyle bu çalışmalar sandık katılımına da yansıdı. Fakat özellikle belirtmek isterim ki; sandık başına gelen seçmen profili, kararsızlardan çok, kararını vermiş seçmen kitlesi idi. Özellikle bu kararsız kitlelere ulaşmakta eksiklikler yaşandı. Zira özellikle AKP’nin Avrupa pratiği sonrası yönlendirilmeyi bekleyen bir kitle sözkonusuydu.

Elbette imkan olarak adil koşullarda yürütülen bir seçim çalışmasından bahsedemeyiz. Hayır Platformu’nun kısıtlı imkanlar ile yürüttüğü çalışmalara karşılık, evet cephesi, devlet imkanlarının seferber edildiği daha geniş imkanlarla çalıştı. Yine geçen seçimlerde olduğu gibi, bu yıl da-bu kez Binali Yıldırım imzasıyla- kişiye özel olarak evlerin posta adresine atılan mektuplarla AKP’nin 15 yıllık iktidarı süresince yaptıkları anlatılarak evet propagandası yapıldı. 

Avrupa’da oy verme işlemi tamamlandı, fakat devlet imkanlarını istediği gibi kullanan, inkar ve imha politikalarında sınır tanımayan, tekçilik üzerine bir sistem inşası planlayan AKP’nin evet’ine karşılık, elbette Hayır’ın mücadelesi devam ediyor/etmeli. 

***

Erdoğan’ın dayattığı evet’e karşılık hayır demek için hergün daha çok neden birikiyor. Yoketme ve sindirme politikası cezaevlerinde daha misliyle uygulanıyor. Bildiğiniz üzere antidemokratik uygulamaların sonlandırılması ve Kürt sorununun barışçıl yöntemlerle çözülmesi amacıyla Türkiye ve Kürdistan’ın birçok cezaevinde bulunan siyasi tutsakların başlattığı açlık grevleri tehlike sınırlarına dayandı. Açlık grevleri direnişiyle dayanışmak amacıyla Avrupa’nın/ Almanya'nın birçok kentinde eylemler yapılıyor. Eylemler belli periyodlarla devam edecek. Bu zulme dur diyebilmek için, tutsakların anlamlı direnişlerine desteği unutmayalım.