
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Öcalan’ın esaretinin Kürt halkının esaret altında tutulması anlamına geldiğini; ağır tecrit ve rehine politakasının, hem Kürt Özgürlük Hareketi hem de Kürdistan halkına karşı şantaj aracı olarak kullanıldığını söyledi. “Önderliğimizin Özgürlüğü Özgürlüğümüzdür” denilerek her yerde serhildanlar geliştirilmesini isteyen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, “Önder Apo’nun özgürlüğü ciddi biçimde Türk devletinin, hükümetinin ve siyasi güçlerinin önüne konulmalıdır” dedi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uygulanan tecride ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Öcalan’ın 17 yıl önce uluslararası bir komployla esaret altına alınıp tek kişilik İmralı Kapalı Cezaevi’ne konulduğu hatırlatılan açıklamada, örgüt ve halkla bağı tümden koparılarak Kürt Özgürlük Hareketi tasfiye edilmek istendiğinden 17 yıldır dünyada hiçbir siyasi tutsağa uygulanmayan ağır tecrit altında tutulduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, dünyada tek kişilik yasa ve uygulamalara maruz kalan başka bir tutsaklık örneğiğinin bulunmadığına işaret edildi.
Türkiye toplumun hazırladı
Öcalan’ın 17 yıldır Hz. Eyüp sabrıyla Türkiye’yi çözümsüzlük çıkmazından çıkarmak için beynini, vicdanını ve yüreğini ayaklandırarak Türkiye toplumunu Kürt sorununun çözümüne hazırladığının hatırlatıldığı açıklamada, 13 yıldır da AKP hükümetini bir çözüm sürecine sokmak için çaba harcadığı kaydedildi. Açıklamaya şöyle devam edildi: “AKP’nin aldatma, oyalama ve beklenti yaratarak zaman kazanma politikalarını ortaya koyduğu öneriler ve attığı adımlarla boşa çıkarmış; sonunda da 28 Şubat’ta Dolmabahçe Deklarasyonu’yla devleti ve Hükümeti çözüm süreci eşiğinden adım attırmıştır. Dolmabahçe Mutabakatı tüm Türkiye halkında bir rahatlama ve büyük bir umut yaratmıştır.
Devlet ve AKP geri çekildi
Ancak çözüm politikası olmayan devlet ve AKP eliti, Cumhurbaşkanı Erdoğan şahsında ‘Taraf da yok, masa da yok, Kürt sorunu da yok’ diyerek çözüm eşiğinden atılan adımı geri çektirmiş ve çözüm sürecine girilmeyeceğini açıkça ortaya koymuştur. Kürt Özgürlük Hareketi’nin ve Kürt halkının ‘Siyasi Önderimiz ve Baş Müzakerecimiz’ dediği Önderlik ile görüşmeler kesilmiş; ne ailesinin, ne avukatların, ne de HDP Heyeti’nin İmralı’ya gidişine izin verilmiştir. Her zaman olduğu gibi gerektiğinde aile ya da başka görüşmeler yaptırılmış, gerektiğinde ise yasaklayarak ağır tecrit politikası izlendiği gözler önüne serilmiştir.
Şantaj politikası uygulanıyor
17 yıldır uygulanan bu tecrit AKP iktidarı döneminde daha keyfi yürütülmüştür. En uzun görüşme yasakları AKP Hükümeti döneminde uygulanmıştır. Avukat görüşmeleri AKP Hükümeti döneminde tamamen yasaklanmış, ailelerle en az AKP Hükümeti döneminde görüşme yapılmıştır. Tüm bunların esas olarak Önder Apo’nun zihniyet ve politikalarına yönelik tecrit ve şantaj politikaları olduğu açıktır. Bu ağır tecrit ve şantaj politikası Kürt halkı ve Özgürlük Hareketi’ne yönelik bir psikolojik savaş ve baskı olarak yürütülse de esas olarak Önder Apo’ya yönelik rehine uygulamaları olarak yapılmaktadır.
Önder Apo hala bir rehine gibi ele alınmaktadır. Önderliğimizin esaret konumu üzerinden bizlere ve halkımıza şantaj yapılmaktadır. 17 yıldır bu politika ve uygulama bırakılmamıştır. Görüşmelerin yapıldığı dönemde bile yaklaşım bu olmuştur. Hiçbir zaman Önder Apo üzerindeki tecrit kaldırılmamıştır. Önder Apo özgür olmayana kadar da bu tecrit kalkmış olmayacaktır.
Esaret altında olan sadece Önderliğimiz değildir; tüm halkımızdır, halkımızın iradesidir, özgür ve demokratik yaşamıdır. Halkımızın özgür ve demokratik yaşamı kabul edilmediği için Önderliğimiz 17 yıldır ağır tecrit ve psikolojik savaş altında tutulmaktadır.
Çözüm ve esaret ilişkisi
Kuşkusuz Kürt halkının özgür ve demokratik yaşamı kabul edildiğinde bu uygulamalara da gerek duyulmayacaktır.
Eğer Kürt sorununda çözüm zihniyeti ve kararı varsa Önderliğimiz derhal serbest bırakılmalıdır. Özgür koşullarda görüşme ve müzakere yapması sağlanmalıdır. Önderliğimiz özgür olmayan koşullarda tutulur ve tecrit sürdürülürse Kürt sorununda zihniyet değişikliğinin olmadığı, çözüm konusunda bir irade ve kararın bulunmadığı anlamına gelir.
Kürt sorununda bir çözüme ulaşılacaksa Önderliğimiz derhal özgürlüğüne ve özgür müzakere koşullarına kavuşmalıdır. Özgür koşullarda her çevreyle görüşmelidir. Özgür koşullarda müzakere yapılmadan Kürt sorununun çözümünde adım atılması mümkün değildir.
Önder Apo’nun özgürlüğünün sağlanmadığı koşullarda Kürt sorununun çözümü için adım atmak mümkün değildir. Geçen yıllar bu gerçekliği kanıtlamıştır. Önder Apo ve Hareketimiz Kürt sorununun çözüm zeminini hazırlamış, ancak AKP Hükümeti adım atmamakta ısrar etmiştir.
AKP’nin çözüm iradesi yok
AKP Hükümeti koşullar olmadığından dolayı değil, zihniyeti değişmediği ve çözüm iradesi olmadığı için çözüm sürecine girmemiş ve gerekli adımları atmamıştır. Türkiye halkları kesinlikle çözüm istemektedir. Çözüm için adım atacak her siyasi gücü ve lideri de destekleyecektir. Nitekim Kürt halkı ve demokrasi güçleri Önder Apo’nun Kürt sorununu çözecek demokratik ulus projesine sahiplenen HDP’yi desteklerken, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümünde beklentilere cevap vermeyen ve adım atmayan Erdoğan ve AKP’yi de cezalandırmıştır.
Öcalan’a yaklaşım göstergedir
Eğer Türkiye demokratikleşip Kürt sorunu çözülecekse Önderliğimizin özgürlüğü şarttır. Türkiye’nin demokratikleşip demokratikleşmeyeceği, Kürt sorununun çözülüp çözülmeyeceği Önderliğimize gösterilecek yaklaşımla açığa çıkacaktır. Halkımız ve demokrasi güçleri bu gerçeği gördüklerinden Önder Apo’ya Özgürlük Kampanyası başlatmışlardır. Tecridin ancak Önder Apo’nun özgürleşmesiyle aşılabileceğini ortaya koyan bir tutumla mücadeleyi geliştirmektedirler. Artık Önder Apo’nun özgürlüğü için mücadele, halkımızın özgürlüğü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi mücadelesi haline gelmiştir.
7 Haziran’da mesaj verildi
Türkiye halkları 7 Haziran seçimlerinde Türkiye’nin demokratikleşmesi için bir hamle yapılması gerektiği mesajını vermiştir. Türkiye’nin eski zihniyet, anayasa ve yasalarla yönetilemeyeceği anlaşılmıştır. Eski zihniyeti bırakmanın ilk adımının da en başta Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için İmralı’da yapılacak görüşmelerle gerçekleşebileceği açıktır. Herkes çözüm sürecinden ve Kürt sorununun çözümünden söz ediyorsa, bunun da kilit noktası Önder Apo’nun özgür koşullarda yapacağı müzakere olacağı tartışmasızdır. Önder Apo’nun özgürlüğü konusu, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümüyle doğrudan ilgilidir. Bu açıdan tüm demokrasi güçleri ve Türkiye halkları Kürdistan halkının başlattığı ‘Önderliğe Özgürlük’ kampanyası ve bu yönlü mücadelesinin yanında yer almalıdır.
Serhildanlar geliştirilmeli
Kürdistan halkı, gençleri, kadınları ve tüm dostları Önder Apo’nun özgürlüğünü tüm Türkiye halklarının ve Ortadoğu halklarının özgürlüğü olduğu bilinciyle daha örgütlü, daha etkili bir mücadele içine girmelidirler. Başta Kürdistan’ın dört parçası olmak üzere tüm Türkiye halkları ve Ortadoğu halkları Önder Apo’yu özgürleştirme mücadelesine katılmalıdırlar. Sadece birkaç eylemle sınırlı kalmayan, mücadeleyi süreklileştiren ve eylemlerin her gün ivmesini yükselterek etkisini arttıran bir mücadele tarzı içine girilmelidir. ‘Önderliğimizin Özgürlüğü Özgürlüğümüzdür’ denilerek her yerde serhıldanlar geliştirilmelidir. Önder Apo’nun özgürlüğü ciddi biçimde Türk devletinin, hükümetin ve siyasi güçlerin önüne konulmalıdır.
Mücadele ve eylemler sadece birkaç toplumsal kesim üstüne bırakılmamalıdır; başta gençler, kadınlar, emekçiler, işçiler, işsizler, memurlar, esnaflar, köylüler, ekolojik hareketler, aydınlar, tüm sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve örgütler bu mücadelenin içinde yer almalıdırlar.
Özgürlük isteminin anlamı
Özgür Önderlik, Özgür Ülke, Özgür Halk, Ortak Demokratik Vatan ve Demokratik Ulus yaşamı demektir. Önder Apo’nun zihniyeti, politikası, üstün zekası ve yeteneği halklarımızın tüm özlemlerinin kısa zamanda gerçekleşmesini sağlayacaktır. Dolayısıyla özgürlük ve demokrasi isteyenler birlik olmalı, meydanlara çıkmalı, Önderliğin özgürlüğü temelinde özgür ve demokratik yaşama kavuşmalıdırlar.
Tutuklamalara engel olunmalı
AKP Hükümeti yeniden siyasi soykırım operasyonlarına hız vermiştir. Halkımız özgürlük ve demokrasi beklerken AKP Hükümetinin 29 Mart 2009 yerel seçim başarısından sonra olduğu gibi siyasi soykırım operasyonlarını arttırması, halklarımıza karşı bir savaş anlamına gelmektedir. Siyasi soykırım operasyonları, bu savaşın içeride ve dışarıda yürütüleceğini ortaya koymaktadır. Halkımız nerede bir tutuklama olursa tüm il ve ilçe ayağa kalkmalı, bu tutuklamalara engel olmalıdır. Her tutuklama bir serhıldan gerekçesi olmalı, halkımız sokakları ve meydanları doldurarak tutuklamalara izin vermemelidir.”
ANF/BEHDİNAN