Komşunuzun temiz yüzlü çocuğu, kardeşiniz, babanız, akrabanız ya da arkadaşınızda, sevdiğiniz insanlarda bu sapık ve cani potansiyeli yaratan mekanizmalarla hesaplaşmadan da bu haberleri duymaya devam edeceğiz. Bu hesaplaşmadan kast ettiğim çevremizdeki tüm insanlara güvenimizi yitirerek, toplumdan nefret ederek yalnızlık adalarına çekilip bireyciliğin zirvesinde yaşamak değil. Zaten ahlakın aşınması, toplumsallığın dağılmasıdır bu tabloyu yaratan. Bu ahlakı aşındıran, bu toplumsallığı dağıtmak için çalışanlardır bunun sorumluları. En büyük sorumlulardan biri olan, kadın ve çocuk düşmanı Erdoğan gibi çakallar bunun üzerinden idam cezasını tartıştıracak kadar utanmazca politika yapmaya başladılar bile. Sürekli soğuk rakamlarla yılda ya da ayda kaç kadının öldürüldüğünü duyurmak da artık gerçekten çok fazla anlam ifade etmiyor. Vah vah denilip geçiliyor, tepki, eylem yaratmıyor böylesi açıklamalar.
Kadın erkek ilişkisi, evlilik-aile kurumu, çocuk doğurma kültürünü tartışmaya ihtiyacımız var. Genç kızlar ve erkekler aşkı, cinselliği, evliliği filmlerden, dizilerden, internetten öğreniyorlar. O rol modellere göre şekil alan kadın ve erkeklerin kurdukları aileler kısa sürede yıkılıyor. Sanal aşk erkenden hayatın gerçekleri karşısından tuzla buz oluyor. Kırılgan, pasif kadın ile abartılı-kof erkeğin birlikteliği de, ayrılığı da başlı başına cinnetlik sonuçlar yaratmaya gayet müsait. Bakamayacakları, eğitemeyecekleri, koruyamayacakları çocuklar doğurmaya zorlanana kadınlar sonra da bu çocukların varlığı nedeniyle bir ömür çile çekiyorlar. Her birlikteliğin yada ayrılığın sonucunda cinayet işlenmese de bunun potansiyeli çok güçlü bir biçimde ortadadır. O soğuk istatiksel veriler de gösteriyor ki bu sorunların nedeni geleneksel toplum yapısı, cehalet falan değil. Giderek egemenlikçi erkek karakterinin öne çıktığı, ahlakın aşındırıldığı toplumsal yapı. Bunu destekleyen devlet kurumları, kanunları, medyası. Kadınların alternatif yaşam alanlarının olmaması. Alternatif olarak sunulan projelerin marjinalliği ve her kadının ulaşamayacağı kriterleri barındırmasıdır.
Bu korkunç sonuçları ortadan kaldırmak yada daha aza indirmek için bir acil eylem planına ihtiyacımız var. Başlangıç noktası olarak hareket edilebilecek birkaç başlık şu şekilde canlanıyor zihnimde;
- Genç kızların, genç erkeklerin özgür eş yaşam ekseninde eğitilmesini sağlayacak geniş bir eğitim projesinin devreye sokulması. Kültürel-sanatsal alanda da bu yönlü çalışmalar geliştirmesi.
- Evlilik, aile, çocuk doğurma kültürü konusunda yeni bir tartışma sürecinin başlatılması
- Kadınların aile-evlilik kurumu dışında marjinal olmayan, ekonomik istihdam ve öz savunmayı da içeren alternatif yaşam alanlarının neler olabileceği, projelerin geliştirilmesi
- Kadın özgürlük hareketlerinin çok erkenden mobilize olabileceği, olaylara müdahale edebilecek dinamik öz savunma güçlerinin yerel düzeyde örgütlendirilmesinin sağlanması. Bunun bazı pilot alanların seçilip yapılan çalışmaların örnek alınmasını ve her yerelde kadınların kendi öz savunma birliklerini oluşturacak çalışmaların yapılması.
Basın açıklamaları ile kınamakla bu vahşetler ortadan kalkmayacak. Giderek yerel yönetimlerin etkinliğinin arttığı, eşbaşkanlıkla kadınların aktifleştiği zeminlerde bu yönlü çalışmaların yürütülmesi için çok büyük imkanlar elde edilmiş durumdadır. Umuyor ve diliyorum ki bizler tüm duyarlılıklarımızı yitirmeden, her şey giderek “normalleşmeden”, ahlak tümden ortadan kalkmadan birileri adım atmak için kendisini sorumlu görerek bir yerden başlar.
Sapık değil, gayet normal