
Artık anlaşılıyor ki, Saray bu seçimi kaybetti. Oyları düşecek ve Ankara kesin olarak, İstanbul büyük olasılıkla muhalefetin eline geçecek. YSK’nın ilan edeceği seçim sonuçları ne olursa olsun, ne gibi hileler yapılırsa yapılsın, AKP-MHP-Ergenekon ya da Erdoğan-Bahçeli-Ağar koalisyonu seçimi şimdiden kaybetmiş bulunuyor.
YSK eliyle uydurma bir seçim sonucu açıklaması belki halkın kimi kesimlerini kandırabilir, ama bürokrasi gerçeği anında farkedecek. AKP’nin kulağı kesikleri, zaten yapılan hileleri bizzat yaptıkları için başlarına gelen felaketi o anda anlayacak.
Bunun sonucu ne olabilir?
Ayrışma.
Batan gemiyi terketme hazırlıkları bu seçimden sonra hızlanacak.
“Yeni Parti” kurma girişimcileri cesaretlenecek.
Küresel finans kapital ve servisler rejim alternatifinin ucunu gördükleri anda onu, tıpkı vaktiyle Erdoğan’ı destekledikleri gibi desteklemeye başlayacak.
Ekonomik kriz seçimden bir kaç ay sonra zirve yapacak.
Bataklığa düşen aptalın çırpındıkça batması gibi, gözünü kan bürüyen Erdoğan ve şürekası ülkede amansız bir saldırı başlatacak.
Eğer seçimde hile yaparak önleyemezlerse, HDP’nin kazandığı belediyelere karşı deli danalar gibi hücuma geçecek.
Ve bu da siyasi krizi öylesine derinleştirecek ki, siyasi kriz derinleştikçe ekonomik kriz, ekonomik kriz derinleştikçe siyasi kriz önü alınmaz bir şekilde ülkeyi kaosa sürükleyecek...
O saatten sonra her şey olur.
Hatta kontr-gerillanın, derin devletin adamları öyle bir manevra yapabilirler ki, Erdoğan kendini o anda ters kelepçelenmiş bir halde bulabilir. Amerika’nın Cemaat ve Erdoğan’ın eliyle cezalandırdığı ve şimdi orduda kilit noktaları ele geçiren askerler, idareyi doğrudan ele alarak Amerika’yla yeniden uzlaşma yolunu bile arayabilir.
Bunların hepsi üstün körü tahminlerden ibaret olsa bile, seçimlerde rejimin ağır bir darbe alacağı, bunu hiç bir hilenin örtemeyeceği çok kesin. YSK yüzde doksan oyla Saray kazandı dese bile bu kesin.
2015 yılından beri Kürdistan özgürlük güçlerine ve halkına karşı yürütülen savaşın sonunda Türkiye’nin ve rejimin gelip dayandığı nokta budur.
Bir de Kürt halkının mücadelesine bakalım.
Seçimlere üç gün kala bir hesap yapalım ve soralım: Türkiye’deki siyasi gelişmeleri şu anda asıl belirleyen güç kim? Millet İttifakı mı, Cumhur İttifakı mı?
HDP’yi hesap dışında tutun ve duruma bakın. Ne olurdu? Cumhur İttifakı bu seçimde Millet İttifakını yerle bir ederdi. Ama şimdi krizde. Kaybetme korkusuyla tir tir titremekte. CHP ve İyi Parti’nin hali ne? Onlar yarın seçim kazansalar bile bu zafer onların gırtlağında kalacak. Gırtlakta kalanlar Kürt oyları olacak.
Çünkü şu anda genel olarak Türk siyasi hayatını, özel olarak da seçimleri belirleyen biricik güç HDP. HDP oyları faşist rejimi metropollerde daha şimdiden yıkıma uğrattı. Rahatlıkla diyebiliriz ki, bu seçimi HDP kazanmış olacak.
Gelişmeler bundan ibaret değil. 31 Mart’tan sonra krizli koşulları etkileyecek çok önemli gelişmeler de oldu. Erdoğan ve borazanları PKK düşmanı CHP ve İyi Parti’yi öylesine güçlü bir zamkla PKK’ye yapıştırdı ki, bu partilerin tabanlarında “PKK ile işbirliği” suçlamaları zehirleyici etkilerini büyük bir hızla kaybetti. Rejim anti-PKK cephaneliğini sonuna kadar harcadı. Seçimlerden sonra elinde patlatacağı her hangi bir çatapat bile kalmadı. Milliyetçi, ırkçı, Kürt düşmanı ideolojik savaş tahminlerin çok ötesinde zayıfladı. Türkiye’de ilk defa PKK düşmanlığı Saray rejimine düşmanlığın gerisinde kaldı, güçten düştü.
En hayırlı sonuçlardan birisidir bu.
Türkiye dediğin sonuç itibariyle Ortadoğu’da bir ülke. Kürt özgürlük hareketi yalnız Türkiye’de belirleyici sosyo-politik güç olmakla kalmıyor. Düşünün, “Üçüncü Dünya Savaşı” dediğimiz Suriye ve Irak’taki savaşta belirleyici ve sonuç alıcı rolü kim oynadı? ABD mi Rusya mı? Şam mı Tahran mı? Türkiye’yi saymıyoruz bile, çünkü o bu savaşın asıl mağlubu.
Dünya çapındaki büyük mücadelede belirleyici güç çok açıktır ki, PKK ve PYD’dir. HPG-YJA-Star ile YPG-YPJ’dir. DAİŞ’i yenenler ne NATO ordularıdır, ne Rusya-Çin-İran ordularıdır. Baxoz’da ilan edilen DAİŞ’e karşı zaferde Kürt Özgürlük Hareketinin rolünü tüm dünya dile getirdi ve Kürt savaşçıları selamladı. Türkiye ise Kürdistan güçlerinin karşısında aldığı ağır yenilgiyle çoktan başını öne eğdi. Şimdi sadece bağırıp çağırıyor.
İşte seçime üç gün kala durum: Türk rejimi krizde, Kürdistan halkı zaferden zafere koşmakta.