Demirtaş, “Savaş önce insanlarımızı öldürüyor. Sonra vicdanlarımızı öldürüyor. Sonra ekonomiyi, geleceğimizi öldürüyor” diyerek, bunu durdurmanın tek yolunun barışı hemen şimdi cesurca haykırmaktan geçtiğini söyledi. Silahtan daha etkili çözüm yollarının ispatlandığına dikkat çeken Demirtaş, “Savaş politikaları, bizim boyun bükeceğimiz politikalar değildir” diye konuştu.

HDP ve DBP il örgütleri öncülüğünde “Arap halkı barışı sahipleniyor, barış sahipsiz değildir” şiarıyla Mardin’de toplantı yapıldı. Hotel Erdoba Elegance salonuna, “Size savaş yaptırmayacağız” ve Arapça, Türkçe, Kürtçe, Süryanice ve İngilizce dillerinde “Arap halkı barışı sahipleniyor” pankartları asıldı. Arap halkı buluşmasına, Mardin, Siirt ve Urfa’dan gelen Arap halklarının yanı sıra HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, HDP Mardin milletvekilleri Mehmet Ali Aslan, Enise Güneyli, Gülser Yıldırım, Erol Dora ve Mithat Sancar, Demokrat Araplar Derneği temsilcileri ile sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı. Buluşmanın açılış konuşması HDP Mardin Milletvekili Mithat Sancar tarafından Arapça yapıldı. Sancar’dan sonra konuşan HDP Mardin İl Eş Başkanı Aysel Erol, barış mesajları vererek, “Size savaş yaptırmayacağız” dedi. Mıhallemi halkı temsilcisi HDP Mardin Milletvekili Mehmet Ali Aslan da Arapça yaptığı konuşmada, buluşmanın önemine değindi.


‘Tekçi anlayış halklara kaybettirdi’

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, HDP’nin bu topraklardaki bütün zenginlikleri görerek, saygı duyarak, buna en güçlü miras olarak baktığını ifade ederek, çoğulcu demokrasiye inandıklarını, tekçilikten beslenen anlayışın halklara kaybettirdiğini dile getirdi. Demirtaş, “Bizler eğer çok renkli, çok sesli, çok inançlı, çok dilli bir toplumda bir arada yaşamayı, bu toprakları da ülkemizin kadim vatanı olarak görüyorsak, o halde farklılıklarımızla bir arada yaşamanın formüllerini bulmamız gerekiyor. İşte HDP, bu düşüncenin partileşmiş halidir” dedi.


7 haziran doğru okunabilirdi

Demirtaş, 7 Haziran seçimlerinden diğer partilerden beklenen şeyin yeni durumun doğru okunması olduğunu belirterek, “Çünkü artık yeni bir durum çıktı. Artık çoğulcu demokrasiye doğru yürüyen, ilerleyen ve kendini bu çerçevede barışını inşa etmeye mecbur bir ülke olarak konumlandırması gerekirdi. HDP’ye verilmiş her oy ‘Bir arada yaşamalıyız’ diyen oydu. HDP’ye verilen her oy ‘Biz barış istiyoruz. Silahla değil, demokrasi içerisinde diyalogla, müzakere istiyoruz’ diyenlerin oyuydu” diye konuştu.


‘Toplum geleceği daha kıymetli’

Bugünlerde aklıselim davranılması gerektiğine vurgu yapan Demirtaş, bunun tam da yolunun vicdan ve aklı ortak noktada buluşturmak olduğunu söyledi. Demirtaş, şöyle konuştu: “Biz HDP olarak, tek bir silahın patlamadığı, tek bir bombanın patlamadığı, tek bir mayının patlamadığı, tek bir savaş uçağının bombalama için kalkmadığı bir ülke için görev başındayız. HDP tercihini demokratik siyasetten yana yaptığı için buradadır. Savaş önce insanlarımızı öldürüyor. Sonra vicdanlarımızı öldürüyor. Sonra ekonomiyi, geleceğimizi öldürüyor. Bunu durdurmanın tek yolu barış haykırışını cesurca her yerde dillendirmektir. Bu nedenle bunu cesurca dillendirdik, eller tetikten çekilmelidir. Yarın değil, haftaya değil, bugün bu saatte barışı hemen şimdi istiyoruz. Bunun başlangıcı da silahların susmasından geçmektir. Silahtan daha etkili çözüm yollarını ispatladık. İmralı süreci bunu ispatladı. Bu nedenle savaş politikaları bizim boyun bükeceğimiz politikalar değildir.”


Kim barış istiyor?

“‘Son leş kalana dek operasyonlar devam edecek’ diyenler mi barış istiyor, ‘Gerekirse köklerini kurutacağız’ diyenler mi barış istiyor?” diye soran Demirtaş, “Yoksa üstündeki üniformaya bakmaksızın bütün evlatlarımızın acısını paylaşan, taziyelerini paylaşan ve sürekli kanın durması çağrısı yapıp bunun için kamuoyu oluşturma gayretiyle il il, mahalle mahalle çalışma yürüten HDP mi barış istiyor. Bıraksınlar artık bunları” dedi.


Amed’de büyük toplantı

HDP, DBP, DTK ve HDK eşbaşkanları, dün Amed’de iş çevreleri ve sivil toplum örgütleriyle bir araya geldi. 

Toplantının açılış konuşmasını DTK Eşbaşkanı Selma Irmak yaptı. Irmak, Kürdistan’daki sivil toplum örgütleri olarak Kürt sorunun çözüm yönteminin demokratik bir zeminde olması gerektiğinin arkasında olduklarını söyledi. Irmak, “Türk ve Kürt annelerinin daha fazla gözyaşı dökmemesi için, operasyonlara bir an önce son verilmesi, Abdullah Öcalan’ın özgür olması ve Dolmabahçe mutabakatına dönülmesi gerekmektedir” dedi. Irmak, konuşmasını “Kürt sorunun biricik çözümü, barış ve müzakeredir. Bu süreci sivil toplum örgütleriyle yürütmek isteriz. Sunacağınız her öneri bizim için aydınlanacaktır. Barış mücadelesini topyekun yürütme aşamasındayız, bu anlamada ortak bir fikrin açığa çıkması elzemdir” sözleriyle noktaladı.


Suriyelileşmeye doğru

Irmak’ın ardından kürsüye HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş çıktı. Türkiye’nin Suriyelileşmesini istemediklerini dile getiren Demirtaş, “Suriye gibi olmakla karşı karşıya mıyız? Evet, bu risk vardır. Suriye tekçi politikalar nedeniyle böyle oldu. Suriye’de ‘Bizden başka kimse konuşamaz’ denildiği için böyle oldu. Şu an Suriye’nin kentlerinde aynı kültür ve inançtan olmayanlar bir arada yaşayamıyor” ifadelerini kullandı.


Başkanlık isteyenler rahatsız

Demirtaş, HDP’nin barajı aşmasıyla Türkiye’nin bir felaketten kurtulduğunu söyledi. Bütün kamuoyunun HDP’nin kıymetini bildiğini, oy veren vermeyen herkesin HDP’den memnun olduğunu belirten Demirtaş, bundan sadece “2023 başkanlık vizyonu olanlar”ın rahatsız olduğunu kaydetti.


Eğer Erdoğan olmasaydı

Demirtaş, şunları söyledi: “Eğer Erdoğan seçimlerden sonra, ‘Evet bir seçim yarışı yapıldı gitti. Meclisimiz artık 4 partilidir. Ülkemiz artık koalisyonla yönetilmeyi seçmiştir. Parlamentomuz artık daha güçlüdür. Bu seçim sürecini ülkeyi bir barışla taçlandıralım. Şimdi artık müzakerede kaldığımız yerden devam etmemiz lazım. Bir an önce silahsızlanma gündemiyle bu süreci devam ettirebiliriz’ şeklinde konuşsaydı eminim ki bütün dünya Erdoğan’ı konuşurdu. Toplum farklı kesimleri destekleyip Meclis’e göndermişse, o toplumu birlikte yönetmek en doğrusudur. Gerisi diktatörlüktür. Hele hele sandıktan çıkan sonuca tahammülünüz yoksa onun adı diktatörlüktür. Türkiye için çıkış yolu en geniş şekilde ülkeyi bir koalisyonla yönetmekti. Siz nasıl ki yüzde 36’yla iktidara gelip yüzde 70’leri kendi iktidarınıza almanız halk iradesiyse 7 Haziran’da halk iradesiydi. 13 yıl boyunca bu ülkeyi yönettiniz, e yeter doymadınız mı?” diye sordu.


HDP hangi doğru işi engelledi?

Demirtaş, AKP kanadından HDP’ye dönük yapılan ‘Çözüm sürecini engelledi’ suçlamalarına da yanıt verdi. “Hangi doğru işi yaptınız da HDP engelledi” diye soran Demirtaş, şunları söyledi: “Çözüm süreci dediniz elimizi taşın altına koyduk. Burada anlatamayacağım kadar yoğun çaba sarf etti bu parti barış olsun diye. Dolmabahçe Mutabakatı’nın okunmasında milyonlarca HDP’linin emeği var. Ama siz geldiniz bir anda devirdiniz. Silahların susmasını en çok biz istiyoruz. Silah sesi Saray’dan duyulmuyor. Siz gelin buralarda yaşayanlara bakın. Sabah dükkanını açana, işe gidene, okula giden çocuğa, anneye sorun. Saray’ın duvarları, camları kalın, top sesleri saraydan duyulmuyor. Senin tuzun kuru. Halk savaş istemiyor.” 


Erdoğan ve AKP’ye sorular 

“Bir lider neden ülkesini bu kadar barışa yaklaştırmışken, barıştan vazgeçer?” diye de soran Demirtaş, şöyle devam etti: “Dolmabahçe Mutabakatı’ndan sonra müzakerelere geçilecekti ve Öcalan PKK’ye silah bırakma çağrısı yapacaktı. Bunu neden engellediniz? Mutabakattan bir hafta sonra neden heyet İmralı’ya gitmedi? İzleme Heyeti isim isim belirlenmişti neden engellediniz? Neden ‘Dolmabahçe’yi tanımıyoruz’ dediniz? Eğer bu mutabakata sahip çıkılsaydı her gün içimizi kahreden bu görüntüler olmayacaktı. Siz devlet olarak İmralı kosterine İzleme Heyeti’ni bindirdiniz de HDP’mi engelledi? Biz neyi engelledik?”


HDP’nin suçu baraşı aşmaktı

Demirtaş, “Bizim tek suçumuz, seçimlere parti olarak girmek ve barajı aşmaktı. Tek gayeleri seçimlerden önce PKK’ye silah bıraktırıp HDP’yi baraj altında bırakmak ve yüzde 50’lerin üzerinde oy almaktı. Bize ‘süreç var neden parti olarak giriyorsunuz? Seçimlere bağımsız girin’ dediklerini hatırlıyorsunuz. Seçimlere parti olarak girmemizi vatan hainliği olarak ilan ettiler. Süreci bozmakla itham edildik. Yüzlerce yerde bu yüzden saldırıya uğradık. Diyarbakır’da bu yüzden bombalar patlatıldı. Bu oyunlar dönerken Cumhurbaşkanı seçim meydanlarındaydı” şeklinde konuştu.


Sorunun çözülmesi gerekiyor

Erdoğan’ın, Dolmabahçe Mutabakatı’na dönmekte sorumluluk alabilmesi halinde ülkenin kaostan dönebileceğini söyleyen Demirtaş, “Cumhurbaşkanı ‘Kaldığımız yerden değil, kaldığımız yerden daha ileride bu sürece devam edin’ derse biz sürecin arkasında durmaya devam edeceğiz. Bu sorun adalet ve hakkaniyet çerçevesinde çözülmediği müddetçe silahları durdurabiliriz ancak sorunu bitiremeyeceğiz” dedi. 


 MARDİN/AMED