Sarayın korkulu rüyası HDP

Forum Haberleri —

12 Kasım 2020 Perşembe - 20:44

  • Geçmişte olduğu gibi gelecekte de dökülecek tüm kanların sorumlusu; insan temel hak ve özgürlüklerini ayaklar altına alarak halklara/inançlara kul ve köleliği dayatarak: “Dediğim dedik, düdüğüm düdük, teminatım şaibeli sandık, işim dolar istiflemek, hedefim Ortaçağ karanlığı, amacım diktatörlüktür...” diyenler olacaktır.

ALİ DAĞDEVİREN
HDP’nin yakın geçmişiyle başlarsak herkesin bildiği gibi S. Demirtaş Kürt Halkı’nın bağrından çıkan demokrasi/insan hakları savunucusu genç siyasetçilerden biridir. Yüz yıldır esaret altında tutulan Kürt Halkı’nın hak/özgürlük/adalet kavgasında üzerine düşeni yapmaya çalışmaktadır.
Saray adayı Erdoğan’ı sıkıntıya sokan ve oldukça korkutan bir Cumhurbaşkanı adayı oldu. Her türlü sandık hilelerine karşın sultana saltanat tahtının sallanabileceğini de gösterdi. Böylece S. Demirtaş rehin alınmayı haketti!
Onlar saldırdıkça, öldürmelerden dirilen kahramanlar gibi temel insan hakları, evrensel hukuk ve bir bütün olarak demokrasinin eksiksiz yaşama geçmesi yolundaki kararlı mücadelelerine devam ettiler, ediyorlar. Bu zorlu mücadele ve onurlu direniş başta Türkiye emek güçleri, inanç grupları, barış ve demokrasi yanlıları ve onların kurum ve kuruluşları, HDP bileşenleri olmak üzere Özgürlük Hareketinden ve halktan takdir gördü.
Aslında bu demokrasi mücadelesi AKP’nin kaçınılmaz yol kazasını önlemek bakımından en büyük yardımı da ona, yani AKP’ye yaptı! Hitler’den günümüze dek tüm diktatörler ve Ortadoğu’nun despot yönetimleri de dahil demokrasiden uzaklaşanların hazin akibetleri ortadadır! Bunların hiç biri eceliyle gitmemiştir! Bedeli ağır olmuş ama kazanan halkların haklı mücadelesi olmuştur.
Bugün SARAY’ın böylesine tehlikeli bir yolu izlemekte olduğunu, her gün halkların özgürlük alanlarını daraltarak ortadan kaldırma girişimlerinden görülmektedir. Bu, Naziler’in “Hitler kanundur! Onun Yetki Yasası’nın anayasaya uyması da zorunlu değildir!” örneği: “Herşey SARAY’dır! Onun iki dudağı arasından çıkan uyulması zorunlu bir kanundur!” gibi korkunç bir hak/hukuk katliamıyla karşı karşıyayız! SARAY’ın “Güvenlik(!) paketi/Yetki/Öldürme yasası ve KHK/KAYYUM” kıyımları bunun açık örneğidir. Bundan böyle Hitler’in Nazi Mangaları gibi SARAY zaptiyeleri de gazlayacak, vuracak, kıracak, yakacak, yıkacak, baskınlar yapacak, işkenceden geçirecek, sakat bırakacak, kadın, çocuk, yaşlı demeden kafa kol kırarak zindanlara dolduracak ve bunun ismi de “Kamu düzenini koruma(!)” olacak! 48 HDP/Halkın belediyesi gasp edilecek ve herkes de uslu uslu “eline sağlık” diyecek! Aksi halde akan kandan sorumlu olunacak!
Başta HDP olmak üzre demokrasi güçleri bu despotluğa haklı bir karşı koyuş olarak: “Diktatörlüğü her alanda miting ve eylemlerle engelleyeceğiz. SARAY’ın faşizan yönelimlerine hem mecliste karşı çıkacağız, hem sokakta demokratik mitinglerle ve etkinliklerle eleştiri ve itiraz hakkımızı kullanacağız. Kıyım/katliam talimatlarının engellenmesi için demokratik mücadelemizi yürüteceğiz” açıklamasını yapınca köle suskunluğuna alışık SARAY sistem ve zihniyet çeteleri “Sokakta dökülecek her kandan HDP/ DTK/ Demirtaş sorumludur” karalama kampanyasına sarıldılar!
Hemen söylemek gerekir ki Ortadoğu da dahil Türkiye ve Kürdistan’da dökülen kanlarla boğazına dek kirlenen birilerinin demokratik bir hakkın kullanılmasını öneren HDP kadrosunu kanlı kefenine ortak etmeğe ne hakkı ve ne de haddi vardır! Geçmişte olduğu gibi gelecekte de dökülecek tüm kanların sorumlusu; insan temel hak ve özgürlüklerini ayaklar altına alarak halklara/inançlara kul ve köleliği dayatarak: “Dediğim dedik, düdüğüm düdük, teminatım şaibeli sandık, işim dolar istiflemek, hedefim Ortaçağ karanlığı, amacım diktatörlüktür...” diyenler olacaktır.
Öncesi bir yana son bir yılda ülkemizde SARAY zaptiyelerince büyük çoğunluğu Kürt olmak üzere sokak ortasında katledilen binlerce genç ve çocuk var. Sakat bırakılan sayısız insan var. Roboski, Gezi, karanlık 6-8 Ekim olayları dahil Ankara’da, Amed’de, Bingöl’de, Varto’da, Gever’de, kör kömür ocakları ve ülkenin değişik bölgelerinde katledilerek söndürülen hayatlar var. Katiller önce bu kanın hesabını vermelidir!
Bir kedi bile kendisine uzanan acıtıcı eli tırnaklar! Bu kadar zulümden sonra geride kalan bu insanlar kontrol edilemeyen bir refleks sonucu sokaklara dökülse, katliamcı yapının tüm kurumlarını yakıp yerle bir etse, güvenlikçi denilen katliam sürüsünü taş/toprak yağmuruna tutarak inlerine soksa, bu faşist yapının işbirlikçi kölelerinden hesap sorsa, bir bütün olarak o katliam topraklarını katliamcılara mezar etme kararı alsa bu zalimler için girilecek deliğin bulunamayacağı kesin!
Şu da bilinmelidir ki zulmün çekilemezliği karşısında halkların böylesine karşı koyuş hakları vardır! Bu, günü ve saati belli olmayan bir doğa kasırgası gibidir! Birlikte barış içinde yaşamın mümkün olduğu topraklarımızda asla arzu edilmeyen böylesine acılı kasırgaların önlenmesi için başta İmralı’da Kürt Halk Önderi Öcalan, Özgürlük Mücadelesi yöneticileri ve HDP/Türkiye Demokrasi güçlerinin barışçıl çözüm arayışları muhakkak ama muhakkak karşılık bulmalıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.