Bir yıl sonra Sarı Yelekliler’in sayısı 287 binden 28 bine düşse de halkın yüzde 55’inin desteğini alıyor. Özellikle Aralık ayında başlayacak grev ve eylemle hareketin yeniden güçlenmesi olasılığı da yabana atılmayacak bir beklenti. Sarı Yelekliler’in 2020 yerel seçimlerde rol oynaması ise kaçınılmaz gözüküyor.
SELMA AKKAYA / PARİS
Bir yıl önce Framsa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, tam gaz ‘reform’ adı altında yaşamın her alanına dair köklü değişimlerin önünü açarken, farklı alanlarda toplumsal öfkeyi de biriktiriyordu.
2018 kış ayları ve bahar eylemlerle, sokak gösterileriyle sarsılırken, demiryolları işçileri çoktan haklarını kaybetmişti. Asgari yaşam koşullarının giderek dibe vurduğu Fransa’da kriz kemiğe dayandığında, Eylül ayı yeni bir başlangıcın örüldüğü bir dönem oldu. Asgari yaşam koşulları dibe vuranlar, sosyal medya ağları üzerinde aslında ülkenin gidişi karşısında siyasallaşıyordu. Geniş yığınların katıldığı toplantılar sosyal medya ağlarında örgütlenirken, Macron hükümetinin akaryakıt zamları birincil gündem oldu. Fitili ateşleyen bu karar üzerine, bu kez kentlerden değil kırsal kesimden kente doğru 17 Kasım’da her yelpazeden katılımla hayat pahalılığını ve akaryakıt üzerindeki tüketim vergilerine zam kararını protesto etmek için alanlara inilmişti. Üzerlerindeki yelekler artık eylemin sembolü olmuş, Sarı Yelekliler hikayesi böyle başlıyordu.
İlk kez slogan atanlar vardı
Sosyal medya ağlarında kalacağı sanılan bu tepki, örgütleyenlerinde dahi inanmadığı bir şekilde on binleri alanlara çıkarmıştı. Hiçbir eylem deneyimleri ve ideolojik örgütsel pratikleri olmayan bu kitleler, üzerlerindeki yeleklerle sembolleşti, yolları trafiğe kapattı, hayatı durdurdu. Hayatlarında belki ilk kez slogan atıyorlardı. Televizyon ekranlarından iktidara seslenerek; zamları geri almalarını talep ederek, Paris, Lyon, Marsilya, Toulouse vb. tüm kentlerde alanlarda gövde gösterileri düzenliyordu.
İmece usulü otobüsler tutup hayatlarında hiç gitmedikleri o lüks semtlerin caddelerinden talepleriyle yürüyorlar, polisle çatışıyor ve iktidarı köşeye sıkıştırıp zamları geri çektirmeyi başarıyorlardı.
Hükümet sarsıldıkça saldırı arttı
17 Kasım büyük buluşmasında ülke genelinde 287 bin Sarı Yelekli’nin sokağa çıktığı ve toplumun yüzde 70’inin desteğini aldıkları hükümet tarafından dahi inkar edilemez hale gelmişti. Hükümet sarsıldıkça, kolluk güçlerini eylemcilerin üzerine saldı. O lüks ve tarihin simgesi caddelerde gaz bulutu yükselirken, çatışmalar yeni bir boyut kazanıyordu.
Şiddet sarmalıyla hareketi yıpratacağını sanan hükümet, tam tersi Sarı Yelekliler’in öfkesini büyütürken, Macron 10 Aralık günü televizyon karşısına çıkarak, halka sesleniş konuşmasına girişti. Anket şirketlerinin verilerine göre ülkede 23 milyon kişi televizyon izlemiş. Macron asgari ücretin 100 euro artacağını duyurmuştu. Yine 10 milyar euro tutarında bir acil önlem paketini açıklayan Macron’un bu hamlesine karşın Sarı Yelekliler “kırıntılarla yetinmeyeceğiz” diyerek “devam” yanıtı verdi.
Eylemin bilançosu büyüdü
Ülkede yükselen bu hareketten aşırı sağ yararlanma eğilimine girerken, şiddet olaylarının artması nedeniyle liberal sol ise Sarı Yeleklilere paralel eylemler gerçekleştirme, hükümetin itfaiyecisi rolünü üstlenmeye başladı. İki uçtaki bu siyasi tutuma karşın sarı yelekliler alanlara çıkarken, bu kez devlet olağanüstü hal koşullarında görülebilecek bir büyüklükte 70 binin üzerinde jandarma ve polisi eylemlere müdahale etmek için görevlendirdi. Gözlerini kaybeden, ölen eylemciler ve devamında tutuklananlar derken eylemin bilançosu büyürken Macron’un hükümet için referandum talebi olan eylemcilere yanıtı, “Büyük Ulusal Müzakere” adı altında halk toplantıları oldu. Ülkede kent kent gezen Macron “halkını dinleyen başkan” rolüne büründü.
Öncülük edenler hedef alındı
Çeşitli talepler kabul edilmiş, zamlar geri alınmış, asgari ücret 100 euro artmış, Macron sefere çıkmış ve mevsim bahara dönerken, Sarı Yelekliler’in sayıları düşmeye başlamışken; eylemciler bu kez halk meclisi önermesiyle hükümetin istifasını ve göçmen sorunundan, sosyal konut sorununa kadar uzanan yeni taleplerini kamuoyuyla paylaşır hale gelmişti. Bu aşamada hükümet ise eylem içerisinde öncü pozisyonunda duran insanları hedef alarak, cezalar yağdırmaya başladı.
Sayı düşse de eylemler sürdü
1 Mayıs tarihine kadar daha kitlesel olan eylemler bir süre sonra on binlerle değil binlerle gerçekleşmeye başladı. Özellikle hem solun eyleme yaklaşımı hem sağın popülist yararlanma siyaseti, hükümetin kırıntı düzeyinde kabul ettiği bazı talepler, hareketten büyük kopuşları sağlamış olsa da yaz boyunca eylemler devam etti.
Bir yılın bilançosu
Şimdi de devam eden eylemlerde bir yılın bilançosu; 11 ölü, 4 bin 572 yaralı, 10 bin 974 gözaltı, 2 bin 825 yargılama, 1090 hapis cezası!
Hükümeti eylemleriyle sarsan Sarı Yelekliler bu bedeli öderken, sigorta şirketleri hükümetle yeni bir pazarlığa girişti. Toplumsal eylemler sonucunda oluşacak zararları ödeme konusunda yeni yönetmelik talep ettiler. Kentlerin lüks caddelerinde bulunan markalar yıllık cirolarında büyük kayıplar yaşarken, Paris yılın ilk çeyreğinde 4.8 düzeyinde turizmde gerileme yaşadı.
Otoyollarda 3 binin üzerinde radar işlemez hale gelirken hükümet zararın 71 milyon euro olduğunu ifade etti.
Halkın yüzde 55’i destekliyor
Bir yıl sonra Sarı Yelekliler, 287 binden 28 bin gibi bir rakama düşerek alanlara inmiş olsa da anket şirketlerinin verilerine yansıyan, halen halkın yüzde 55’inin desteğini alıyorlar. Onlar eylemlerine daha da güçlenerek devam edeceğini ifade ediyor. Özellikle Aralık ayında başlayacak çok sayıda grev ve eylemle hareketin yeniden canlanıp güçlenme olasılığı da yabana atılmayacak bir beklenti. Aynı şekilde Avrupa Parlamentosu milletvekili seçimlerinde belirleyici rol oynayan Sarı Yelekliler’in, 2020 yerel seçimlerde rol oynaması ise kaçınılmaz gözüküyor.